2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleri Türkiye'nin uzun yıllar unutamayacağı ve etkisi bugünlere uzanan siyasi süreçlerden biri oldu. Altılı Masa kuruldu, aylar boyunca Cumhurbaşkanı adaylarının kim olacağı merakla beklendi. Toplantılar toplantıları, mitingler mitingleri, lider ziyaretleri ise birbirini takip etti. Gündem neredeyse saat başı değişti, siyaset kulisleri bir an olsun durulmadı. Bir yanda Cumhur İttifakı, diğer yanda Millet İttifakı... Herkes aynı sorunun cevabını aradı: Muhalefetin adayı kim olacaktı ve belirlenecek ortak aday bu defa Erdoğan’ı yenebilecek miydi? Derken takvimler ilerledi, adaylar netleşti ve Türkiye tarihinin en çekişmeli seçim süreçlerinden biri resmen başlamış oldu.

İspanya - Yeşil Burun Adaları MAÇI CANLI İZLE | 2026 FIFA DÜNYA KUPASI
İspanya - Yeşil Burun Adaları MAÇI CANLI İZLE | 2026 FIFA DÜNYA KUPASI
İçeriği Görüntüle

​Ne olduysa adaylar açıklandıktan sonra oldu. 6’lı masanın bileşenlerine deyim yerindeyse bol keseden bakanlıklar, cumhurbaşkanı yardımcılıkları dağıtıldı. Elini sallasan müstakbel cumhurbaşkanı yardımcısına değdiği bu ortamda HDP de İçişleri Bakanlığına talip oldu. Bir de üstüne kendisini kilit parti ilan etti. Başlangıçta çok adaylı başlayan süreç sonunda imza toplayamayanlar ve yolda çekilenlerden sonra seçim sandığına 3 aday girdi; Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Sinan Oğan. Oylama sonucunda görüldü ki, iki adayla seçim ilk turda bitecekken 3. bir adayın sürece dahil olmasıyla seçim 2. tura kaldı. Zira, Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk turda kazanmayı sadece yaklaşık yarım puanla kaçırdı. Burada 3. aday Sinan Oğan sayesinde seçimler 2. tura kaldı ve muhalefet Sinan Oğan sayesinde bir şans daha elde etti.

​BAKANLIKLAR, VAATLER VE İKİNCİ TUR HESAPLARI

Artık nefesler değil, adeta nabızlar tutulmuş; herkes seçim sonucuna kilitlenmişti. Sonuçlar açıklandığında görüldü ki Erdoğan birinci turu az bir farkla kaçırmış ve seçimler üçüncü aday Sinan Oğan sayesinde ikinci tura kalmıştı. İlk tur sonrasında gözler bu kez kilit konuma gelen Sinan Oğan'a çevrilmişti. Batı medyasında ismi “Kral Yapıcı - The King Maker” olarak geçen Sinan Oğan’ın 2. tur tercihi adeta ülkenin kaderini elinde tutmuştu.

Muhalefetin HDP desteği üzerinden yürüttüğü denklem ikinci turda etkisini yitirmişti. HDP’nin seçimin kilit partisi olma pozisyonu Sinan Oğan sayesinde bozulmuş ve Türk milliyetçileri seçimin kilidi haline gelmişti. Bu noktada milliyetçi duruşu ile tanınan Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan ise her iki tarafla da görüşeceğini ve kararını bu görüşmelerin ardından açıklayacağını belirtiyordu. Bunun üzerine önce Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşen Oğan, yıllar sonra öğrendiğimiz kadarıyla ona meclis çoğunluğunun Cumhur İttifakında olduğu bir tabloda yürütme ile yasamanın nasıl uyum içinde çalışacağını sormuştu. Ancak bu soruya bir yönetim modeli ya da siyasi yol haritası yerine cumhurbaşkanı yardımcılığı ve üç bakanlık teklifiyle karşılık verilmişti. Oğan'ın cevabını aradığı şey ülkenin krize sokulmadan nasıl yönetileceğiydi. Ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu Sinan Oğan’ın “meclis çoğunluğu Millet İttifakı’nda değil, Cumhur İttifakı’ndadır. Meclis ve Cumhurbaşkanlığı arasında çatışma olmadan ülkeyi nasıl yöneteceksiniz” şeklindeki ısrarlı sorusuna karşın Kemal beyin “evet kriz çıkacak ve yönetemeyeceğiz o sebeple de destek verin seçimi kazanalım 3 ay içerisinde ülkeyi yeniden seçime götüreceğim” şeklindeki beyanlarından öğreniyoruz ki, Türkiye büyük bir siyasi çıkmazdan ve kaostan kurtulmuş.

​Sinan Oğan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan tatmin edici bir istikrar ve yönetim cevabı alamadığından Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan ile de görüşmüş, görüşme öncesinde açıkladığı mutabakata çerçeve anlaşmasını kamuoyuyla paylaşmıştı. Daha sonra yaptığı açıklamada ise Meclis çoğunluğunun Cumhur İttifakında bulunmasını, terörle mücadele konusundaki yaklaşımı ve siyasi istikrar ihtiyacını gerekçe göstererek ikinci turda desteğini Cumhur İttifakından yana kullanacağını duyurmuştu.

​HEDEF TAHTASINDAKİ İSİM: SİNAN OĞAN

O günlerde sosyal medyaya bakıldığında Kemal Kılıçdaroğlu adeta bir siyasi fenomen hâline getirilmişti. "Piro Kemal", "Başkan Kemal", "Kurtuluşumuz Kemal" gibi sloganlar dolaşıma sokuluyor, seçim zaferi neredeyse kesinleşmiş bir sonuç gibi sunuluyordu. Ancak sandıktan beklenen sonuç çıkmayınca okların yönü bir anda değişti. Seçim yenilgisinin başlıca sorumlularından biri olarak Sinan Oğan gösterildi; hatta parlamenter sisteme dönüşün ve "tek adam yönetimi" olarak nitelendirilen yapının değişmesinin önüne geçtiği ileri sürüldü. Bunun sonucunda Oğan, uzun süre sosyal medyada ağır eleştirilerin ve linç kampanyalarının hedefi hâline geldi. Kemal Kılıçdaroğlu ve onu aday gösterenlerin bu süreçlerin ne başında ne de herhangi bir yerinde fikrini dahi sormadıkları Sinan Oğan’ın ikinci tur tercihi bu cenahı adeta çılgına çevirdi.

Ne var ki Oğan'ı günah keçisi ilan edenler önemli bir gerçeği görmezden geliyordu. Eğer Sinan Oğan ve ona oy veren milyonlarca seçmen olmasaydı, seçim muhtemelen ilk turda bitecek ve bugün üzerine sayfalarca tartışılan ikinci tur süreci hiç yaşanmayacaktı. Kısacası Oğan yalnızca ikinci turun kaderini etkileyen bir aktör değil, ikinci turun gerçekleşmesini sağlayan aktörün bizzat kendisiydi. Bu yönüyle ortaya çıkan tablo, Türk demokrasisinde çoğulculuğun ve 3. bir adayın ne kadar önemli olduğunu da göstermiş oldu. Zira Oğan’ın ilk turda aldığı oyların büyük çoğunluğu Cumhur ittifakından geliyordu ve bu oy seçimleri ikinci tura taşımıştı.

TARİH TERSTEN YAZILMAYA BAŞLANDI: PİRO KEMAL’DEN “HAİN” KEMAL’E

Aradan geçen zaman seçim gecesi yapılan pek çok değerlendirmeyi de değiştirdi. Bir dönem seçim yenilgisinin baş sorumlusu olarak gösterilen Sinan Oğan'a yöneltilen eleştiriler yerini bambaşka tartışmalara bıraktı. Altılı Masa dağıldı, CHP kurultaya gitti, delegelerin yönlendirilerek Özgür Özel'in Genel Başkanlığa getirildiği yönündeki iddialar önce kulislerde konuşuldu, ardından savcılıklara suç duyuruları yapıldı. Siyasete veda ettiğini açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden Genel Başkanlığa dönebileceği yönündeki söylentiler de giderek yayıldı. Dün yere göğe sığdırılamayan Kılıçdaroğlu, attığı adımlarla önce şaşkınlık yarattı, ardından kendi çevresindeki bazı kesimler tarafından ihanetle suçlanır hale geldi.

2023 seçimlerinin üzerinden yaklaşık üç yıl geçti. Bu süreçte yalnızca Altılı Masa dağılmadı; masayı oluşturan partilerin önemli bir bölümü Cumhur İttifakı ile çeşitli düzeylerde temas kurdu. CHP’lilerin oyları ile seçilen milletvekilleri, belediye başkanları sıra sıra AK Partiye geçerek AK Parti çatısı altında siyaset yapmaya başladılar. Acımasızca eleştirilen Sinan Oğan ise 2. Tur Cumhur ittifakı tercihi dışında AK Parti çatısı altına girmedi, siyaseti Bağımsız Türk Milliyetçisi olarak Türkiye İttifakı Partisi’ne verdiği destek ile sürdürdü.

Siyasetin dengeleri öylesine değişti ki dün ihanetle suçlananlar haklı çıkmış, tek kurtuluş olarak gösterilenler ise eleştirilerin ve suçlamaların hedefi hâline gelmişti. Sinan Oğan’ı eleştirenler, hatta hakaret edenler bile AK Partiye geçtiler. Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermedi diye linç ettikleri Sinan Oğan hala doğru bildiği noktada dururken, bugün “hain Kemal” diye tezahürat yaptıkları Kılıçdaroğlu’nun gerçek yüzünü 3 yıl gecikmeyle gördüklerini itiraf etmeye başladılar. Özetle bugün gelinen noktada Sinan Oğan’ı bir kısım CHP’lilerin “hain” ilan ettikleri Kılıçdaroğlu’nu neden desteklemedin diyecek noktaya düştüler.

Tarihin tersten yazıldığına dair yorumlar tam da bu noktada anlam kazandı. Artık hiç kimse Sinan Oğan’a bir kısım CHP’lilerin “hain” ilan ettiği Kılıçdaroğlu’nu desteklemedi diye suçlayacak, söz söyleyecek yüzleri kalmadı. 3 yıl içerisinde tarih tüm taşları yerli yerine koymuş ve Sinan Oğan’ın haklılığı tarih karşısında tescil edilmiştir.

SİYASETİN GERÇEK HAKEMİ ZAMANDIR.

Bugün geriye dönüp baktığımızda siyasetin zaman zaman ne kadar puslu bir zeminde yürüdüğünü daha net görebiliyoruz. Bugün anlıyoruz ki, o gün Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını ayakta alkışlayanlar aslında onun kazanacak aday olmadığını biliyorlarmış. Kazanamayacağını bile bile Kemal beyi desteklemek durumunda kaldıklarını bugün itiraf eder noktaya geldiler. Aslında sessiz bir tiyatro oynanmış. Bu tiyatro sonrasında bir maskeli baloya dönmüşmüş ve linç edecekleri aranan kurban olarak da Sinan Oğan belirlenmiş.

Dün kahraman ilan edilenlerin gerçek niyetleri ancak yıllar, seçimler ve siyasi kırılmalar sonrasında anlaşılabildi. Dün linç edilenlerin ise bugün haklı olduğu tescillendi. Aynı şekilde, 2023 seçimlerinde karşılaştığı yoğun baskıya rağmen "Ben ülkeyi bu krizlerin koynuna sokamam, Kemal beye teslim edemem" diyerek farklı bir tercih ortaya koyan Sinan Oğan'ın tutumunun da zaman içerisinde daha farklı değerlendirilmeye başlandığı görüldü. O gün sert şekilde eleştirilen bu yaklaşımın, devletin istikrarı ve yönetilebilirliği açısından taşıdığı anlam bugün yazarından akademisyenine, siyasetçisinden gazetecisine kadar geniş bir kesim tarafından yeniden tartışılmaya başlandı.

Özetle tüm bu yaşananlarda bize şunu gösterdi:

Tarih, günü kurtaranları değil; geleceği görenleri hatırlar.

Siyaset sosyal medya gazıyla değil, gelecek planlamasıyla yapılır…

Eleştirileri linç boyutuna taşıyanlar dün sırtında taşıdıklarını bugün hain ilan edebilirler,

Devlet adamları ise siyaseti abartılmış duygularla ve sosyal medya yönlendirmeleriyle değil, devletin ve milletin bekası kaygısıyla yaparlar.

Kaynak: HABER MERKEZİ