Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Strazburg'da gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda ABD'nin Grönland'a yönelik olası gümrük vergisi uygulaması hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Von der Leyen, Grönland'ın sadece stratejik bir coğrafi bölge değil, kritik ham madde kaynakları açısından zengin ve küresel deniz yollarında kilit bir nokta olduğunu belirtti.
Von der Leyen ayrıca, Grönlandlıların özgür ve egemen bir halk olduğunu, ülkelerinin geleceğine dair kararları yalnızca onların verebileceğini hatırlatarak, ABD ile Arktik bölgesinin güvenliğine ilişkin ortak bir anlayış bulunduğunu söyledi. NATO bağlamında da iş birliğinin sürdüğünü aktaran Von der Leyen, ek gümrük vergisi tehdidinin müttefikler arasında tehlikeli bir sarmala yol açabileceği uyarısında bulundu. Avrupa'nın bu konuda diyalog ve çözümü tercih ettiğini ancak gerekirse birlik ve kararlılıkla hareket etmeye hazır olduğunu ifade etti.
'REFAH AVRUPASI' KAVRAMINA DÖNÜŞ
AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ise Avrupa'nın karşı karşıya olduğu jeopolitik zorluklar arasında Rusya'nın Ukrayna saldırısı ve uluslararası kuralların zedelenmesini sıralayarak, AB’nin bu zorlukları aşarken direncini ve egemenliğini artıracağını belirtti. Costa, "ilkeler Avrupası", "koruma Avrupası" ve "refah Avrupası" kavramlarının bu süreçte temel olduğunu vurguladı.
Costa, Danimarka Krallığı ve Grönland ile tam dayanışma içinde olduklarını dile getirirken, uluslararası hukuka bağlılıklarını da net biçimde ortaya koydu. Transatlantik ilişkilerin ek gümrük tarifeleri ile zarar göreceğini ve bunun AB-ABD anlaşmalarıyla bağdaşmadığını açıkladı. Güçlünün hukukun üstünlüğünü zayıfın haklarının önüne geçirmesine izin vermeyeceklerini, uluslararası hukuk ihlallerine dünyanın herhangi bir bölgesinde müsamaha gösterilmeyeceğini aktardı.
Her iki lider de AB'nin temel prensipler doğrultusunda, ABD ile yapıcı ve ortak çıkarları gözeten bir angajmanı sürdürmek istediğine dikkat çekti. Von der Leyen'in "Bir yol ayrımındayız" vurgusu, AB'nin hem sabırlı diyalog hem de gerektiğinde kararlı ve acil hareket kabiliyetini koruduğunu ortaya koyuyor. Bu açıklamalar ışığında, transatlantik ilişkilerin hassas dengede olduğu ve Avrupa’nın stratejik sabrının önemi ön plana çıkıyor.