Dünya

ABD'nin Venezuela'ya saldırı düzenlediği 3 ocak tarihi tesadüf değil...

ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela’ya yönelik saldırı düzenlediğine dair iddialar, yalnızca askeri ve diplomatik boyutlarıyla değil, tarihsel ve siyasi arka planıyla da dikkat çekiyor. Washington’un bu tarihi özellikle seçtiği yönündeki değerlendirmeler, son günlerde kulislerde giderek daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.

ABD’nin Latin Amerika’ya yönelik askeri hamlelerinde 3 Ocak tarihinin sembolik bir yeri olduğu hatırlatılıyor. Washington yönetimi, geçmişte de aynı tarihte Küba ile ilişkilerini kesmişti. Bu durum, Venezuela dosyasında da tarihin bilinçli bir tercih olduğu yorumlarını güçlendiriyor.

EPSTEİN DOSYASININ GÜNDEMDE OLDUĞU BİR DÖNEM

Venezuela cephesinde yaşananlar ise yalnızca dış politika başlığıyla sınırlı değil. 3 Ocak tarihi, aynı zamanda ABD iç siyasetinde son derece hassas bir dosyanın Kongre gündemine taşındığı bir döneme denk geliyor. Uzun süredir tartışma konusu olan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran Jeffrey Epstein dosyalarının Kongre’de yeniden ele alınmaya başlanması, “gündem değiştirme” iddialarını beraberinde getirdi.

ABD basınında ve siyasi kulislerde dile getirilen değerlendirmelere göre, Venezuela’ya yönelik sert bir dış hamle, iç kamuoyunda Epstein dosyaları etrafında oluşabilecek baskıyı gölgelemeyi amaçlamış olabilir. Washington’un kriz anlarında dış tehdit ve askeri güç gösterisiyle iç siyasi tansiyonu düşürmeye çalıştığına dair örnekler, Amerikan siyasi tarihinde yeni değil.

Bu çerçevede 3 Ocak saldırısı, yalnızca Venezuela ile ABD arasındaki gerilimin bir sonucu olarak değil, aynı zamanda Washington’daki iç siyasi hesapların bir parçası olarak okunuyor. Özellikle seçim atmosferinin sertleştiği bir dönemde, dış politikada yaratılan yüksek gerilimli başlıkların iç gündemi gölgede bırakma işlevi gördüğü değerlendiriliyor.