Adaletin Topuzu Emeklilerin Üzerinde mi Kırılıyor?

Son yıllarda emeklilerden yükselen seslere kulak verdiğimizde, ortak bir duygu öne çıkıyor: adaletsizlik.

Sadece geçim sıkıntısı değil, daha derin bir kırgınlık söz konusu. İnsanlar, sistemin terazisinin şaştığını, adaletin topuzunun artık doğru yere inmediğini düşünüyor.

Bugün ortaya çıkan tablo şudur:

Yıllarca yüksek prim ödeyenle düşük prim ödeyen çoğu zaman aynı maaşa yakın ücret alıyor. Buna karşılık emekli olduktan sonra yapılan zamlar, herkese aynı şekilde yansımıyor. Kimine farklı, kimine daha düşük, kimine daha yüksek oranlar uygulanıyor. Sonuçta emekliler arasında yeni bir ayrım doğuyor.

Bu durum, yalnızca ekonomik bir sorun değildir. Bu, toplumun vicdanını zedeleyen bir adalet sorunudur.

Bir ülkede insanlar, “Ben daha çok çalıştım, daha çok prim ödedim ama karşılığı bu mu?” diye sormaya başlamışsa, orada sistemle vatandaş arasındaki güven bağı zedelenmiş demektir.

Aynı şekilde, “Biz emekli olduk ama neden farklı sınıflara ayrılıyoruz?” sorusu da ciddi bir toplumsal rahatsızlığa işaret eder.

Oysa emeklilikte olması gereken ilke açıktır:

Kim ne kadar prim ödediyse, hangi kademeden emekli olduysa, bunun karşılığı maaşına adil biçimde yansımalıdır. Emekliliğe girişte bu denge kurulmalı, hakkaniyetli bir yapı oluşturulmalıdır.

Ancak emekli olduktan sonra artık emekçinin sınıfı olmamalıdır. Çünkü herkes artık üretimden çekilmiş, sabit gelirle hayatını sürdürmeye çalışan bir vatandaştır. Bu nedenle yapılacak zamların da tüm emeklilere aynı oranda uygulanması gerekir. Hayat pahalılığı herkesi eşit vururken, zamların ayrımcı olması adalet duygusunu yaralar.

Bugün toplumda oluşan kanaat şudur:

Adalet terazisi emekliler söz konusu olduğunda doğru tartmıyor. Bu algının kalıcı hâle gelmesi, sosyal barış açısından da ciddi bir risk taşır.

Emekliler, ayrıcalık değil; adalet istiyor. Eşitlik değil; hakkaniyet istiyor. Ve en önemlisi, yıllarca verdikleri emeğin küçümsenmemesini istiyor.

Devletin gücü, en çok da emekliye gösterdiği adalette ölçülür.

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*