Avukat Iyaz Çimen, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda, boşanma davalarında sıkça tartışılan gizli ses kayıtlarının hukuki durumunu değerlendirdi. Çimen, eşten habersiz alınan her ses kaydının mahkemede delil olarak kullanılamayacağını belirterek, kaydın nasıl ve hangi şartlarda elde edildiğinin belirleyici olduğunu söyledi.

Boşanma sürecinde aldatma, tehdit, hakaret veya başka bir iddiayı ispat etmek isteyen eşlerin başvurduğu yöntemlerden biri gizlice ses kaydı almak olabiliyor. Ancak “Kaydı aldım, mahkemede kesin delil olur” düşüncesi hukuken her zaman karşılık bulmuyor. Mahkeme, yalnızca kaydın içeriğine değil, delilin hangi yöntemle elde edildiğine de bakıyor.

GİZLİCE KAYDETTİĞİNİZ HER KONUŞMA DELİL DEĞİL

Avukat Iyaz Çimen, gizlice elde edilen ses kayıtlarının boşanma davalarında kategorik olarak delil kabul edilemeyeceğini belirtti.

Hukuktaki temel kuralın, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin hükme esas alınmaması olduğunu vurgulayan Çimen, eşler arasındaki bir konuşmanın taraflarından biri tarafından gizlice kaydedilmiş olmasının bile tek başına kaydı hukuka uygun hale getirmediğine dikkat çekti.

Bu nedenle mahkemeye sunulan bir ses kaydında ilk soru yalnızca “Kaydın içinde ne söyleniyor?” değil, “Bu kayıt nasıl elde edildi?” oluyor.

Aldatmayı Ses Kaydıyla Ispatladığınızı Mı Sanıyorsunuz Yargıtay’dan Kritik Karar

Gazze'de ateşkese rağmen İsrail saldırıları 4 evi yıktı
Gazze'de ateşkese rağmen İsrail saldırıları 4 evi yıktı
İçeriği Görüntüle

“KONUŞMANIN TARAFIYDIM” DEMEK YETERLİ OLMAYABİLİR

Eşler arasında en çok karıştırılan noktalardan biri, kişinin bizzat tarafı olduğu konuşmayı istediği gibi kaydedebileceği düşüncesi. Çimen’in değerlendirmesine göre eşin haberi olmaksızın, iki kişi arasındaki ortak bir konuşmanın gizlice kayıt altına alınması da hukuki incelemeye tabi tutuluyor.

Mahkeme; özel hayata müdahalenin boyutunu, kaydın hangi koşullarda yapıldığını, başka türlü delil elde etme imkânı bulunup bulunmadığını ve kaydın güvenilirliğini birlikte değerlendirebiliyor.

Dolayısıyla kişinin konuşmaya katılıyor olması, kaydı otomatik olarak hukuka uygun bir delile dönüştürmüyor.

MAHKEME KAYDIN İÇERİĞİNDEN ÖNCE NASIL ELDE EDİLDİĞİNE BAKABİLİR

Boşanma davalarında ses kaydının içinde çok önemli ifadelerin bulunması, o kaydın mutlaka kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Çimen, kaydın elde ediliş biçiminin hukuki değerlendirmede kritik öneme sahip olduğuna işaret etti.

Özel hayatın gizliliğine yönelik müdahalenin ağırlığı, kişinin kayıt yapmaya gerçekten zorunlu kalıp kalmadığı ve aynı olayın farklı delillerle ispat edilip edilemeyeceği gibi unsurlar değerlendirmenin sonucunu değiştirebiliyor.

Bu nedenle bir eşin diğer eşin telefonunu, özel görüşmelerini veya haberi olmadan yaptığı konuşmaları sistematik biçimde kayıt altına alması ile ani gelişen bir olay sırasında delil kaybını önlemek amacıyla yapılan kayıt aynı hukuki çerçevede değerlendirilmeyebilir.

SES KAYDINDA “KES-YAPIŞTIR” ŞÜPHESİ DE ÖNEMLİ

Gizli kayıtların önündeki tek sorun özel hayatın ihlali değil. Dijital kayıtların kolaylıkla kesilebilmesi, birleştirilebilmesi veya bağlamından koparılabilmesi nedeniyle manipülasyon ihtimali de mahkemelerin dikkat ettiği unsurlar arasında yer alıyor.

Kayıttaki bir cümlenin öncesinin veya sonrasının bulunmaması, konuşmanın tamamının sunulmaması ya da kaydın teknik bütünlüğü konusunda şüphe oluşması, delilin güvenilirliğini tartışmalı hale getirebiliyor.

Bu nedenle tek başına çarpıcı bir cümlenin kayıt altında bulunması, iddianın kesin olarak ispatlandığı anlamına gelmeyebiliyor.

YARGITAY’DAN GİZLİ KAYIT KONUSUNDA DİKKAT ÇEKEN KARAR

Avukat Iyaz Çimen, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bu konuda dikkat çeken bir değerlendirmesine de işaret etti. Çimen’in aktardığına göre Yargıtay, eş tarafından gizlice alınan bir ses kaydını hukuka aykırı delil olarak değerlendirdi ve söz konusu kayda dayanılarak cinsel sadakatsizlik iddiasının ispat edilmiş sayılamayacağını kabul etti.

Bu yaklaşım, özellikle boşanma sürecinde “aldatmayı kayda aldım, dava kesinleşir” şeklindeki düşüncenin her zaman hukuken geçerli olmadığını ortaya koyuyor.

Bir iddianın gerçek olması ile o iddiayı ispatlamak için kullanılan yöntemin hukuka uygun olması farklı meseleler olarak değerlendiriliyor.

DELİL TOPLARKEN HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEYİN

Boşanma davalarında eşler yaşadıkları olayları ispat etmek amacıyla mümkün olduğunca fazla delil toplamaya çalışabiliyor. Ancak özellikle özel hayatın gizliliği söz konusu olduğunda kullanılan yöntem, davanın seyrini değiştirebiliyor.

Çimen’in değerlendirmesine göre gizli ses kayıtlarında “Her durumda kullanılır” veya “Hiçbir durumda kullanılamaz” şeklinde tek bir formül bulunmuyor. Her kayıt; elde edildiği olayın şartları, zorunluluk hali, özel hayata müdahalenin boyutu, alternatif deliller ve kaydın güvenilirliği üzerinden ayrı ayrı inceleniyor.

Bu nedenle eşinden habersiz ses kaydı almayı düşünen kişilerin yalnızca kaydın içeriğine odaklanmaması gerekiyor. Çünkü mahkemede güçlü bir delil olduğunu düşündüğünüz kayıt, elde ediliş yöntemi nedeniyle tamamen değerlendirme dışı kalabilir.

Muhabir: Almila İrem Kerküklü