Almanya’daki Marburg Üniversitesi Laboratuvar Tıbbı Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Harald Renz, Berlin’de düzenlenen Dünya Sağlık Zirvesi (World Health Summit 2026) kapsamında Turkinform Muhabiri Zehra Aligül’e konuştu. Uluslararası sağlık işbirliklerinden Gazze ve Ukrayna’daki sağlık sistemlerinin korunmasına, Rusya’daki veba vakalarından yeni pandemi ihtimaline kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Renz, sağlık hizmetlerine erişimin siyasi krizlerden bağımsız ele alınması gerektiğini belirtti. Rusya’daki vakaların yeni bir pandemiye dönüşüp dönüşmeyeceğine ilişkin soruya ise “Asla bilemezsiniz. Hiç belli olmaz. Her şey mümkün” yanıtını verdi.

“SAĞLIK İŞBİRLİĞİ GÜVEN İNŞA EDER”
Uluslararası ilişkilerin giderek gerildiği ve ülkeler arasındaki siyasi kutuplaşmanın derinleştiği bir dönemde sağlık alanındaki işbirliklerinin güven oluşturup oluşturamayacağı sorusunu yanıtlayan Renz, bu işbirliklerinin ülkeler arasındaki ilişkileri güçlendirmede önemli bir rol oynadığını söyledi. Marburg Üniversitesi'nde Laboratuvar Tıbbı Profesörü olduğunu hatırlatan Renz, Tanzanya ile uzun süredir devam eden bir hastane ortaklığı programları bulunduğunu belirtti. Uluslararası sağlık işbirliklerinde 10 yılı aşkın deneyime sahip olduğunu ifade eden Renz, bu ortaklıkların özellikle kriz yaşayan ve Küresel Güney'de bulunan ülkelerin kalkınması açısından önem taşıdığını dile getirdi. Renz, uluslararası ortaklıkların temelinde güvenin ve kişisel ilişkilerin bulunduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası işbirliklerinin Küresel Güney'deki ülkeleri, hatta kriz içindeki ülkeleri kalkındırmak ve ayağa kaldırmak için temel çözüm olduğuna inanıyorum. Bu işbirlikleri her zaman güven, inanç ve kişisel ilişkiler üzerine kuruludur. Bu kesinlikle kilit noktadır. Dolayısıyla bu çok karmaşık zamanlarda çok iyi ve sürdürülebilir bir ortaklık kurmak için her iki tarafın da birbirini anlaması ve karşılıklı bir anlayış geliştirmesi gerekir.”
“SAĞLIK HİZMETLERİ BAZEN YUMUŞAK BİR SİLAHA DÖNÜŞÜYOR”
Sağlık hizmetlerinin uluslararası ilişkilerde bir yumuşak güç aracına dönüşüp dönüşmediği sorusuna da yanıt veren Renz, sağlık hizmetlerine erişimin yanı sıra ilaç ve tıbbi ürünlerin bulunabilirliğinin de kriz dönemlerinde belirleyici hale geldiğini söyledi. Ukrayna'daki gelişmelere işaret eden Renz, ilaç ve tıbbi cihazların temininde yapay kıtlık oluşturulmasının sağlık alanını bir güç mücadelesinin parçası haline getirebildiğini belirtti. Sağlık hizmetlerine erişimde eşitliğin sağlanması gerektiğini vurgulayan Renz, yaş, cinsiyet ve ırk ayrımı yapılmaksızın herkesin temel sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi gerektiğini ifade etti. Renz, insanların yaşadıkları ülkenin ekonomik durumuna veya çatışmaların ortasında bulunup bulunmadıklarına göre sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“İnsan insandır. İnsanlar eşittir ve ister fakir bir ülkede ister zengin bir ülkede, ister kuşatma altındaki bir ülkede ister savaş bölgesinde yaşayın, en azından temel gerekli sağlık hizmetleri herkes için sağlanmalı ve erişilebilir olmalıdır.”

GAZZE VE UKRAYNA İÇİN ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISI
Gazze ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerinde sağlık sistemlerinin nasıl korunabileceğine ilişkin soruyu değerlendiren Renz, sorunun yalnızca sağlık politikalarıyla çözülemeyeceğini, siyasi güçlerin de sürece dahil olması gerektiğini söyledi. Mevcut koşullarda etkili bir değişim sağlanmasının güçlü siyasi aktörlerin desteği olmadan son derece zor olduğunu belirten Renz, uluslararası toplumun diyalog ve müzakereye ağırlık vermesi gerektiğini ifade etti. Renz, çatışmaların çözümü için tarafların birbirleriyle doğrudan iletişim kurmasının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu çok karmaşık bir konu çünkü işin içine ağır siyasi güçler de giriyor. Kilit siyasi güçlerin desteği olmadan şu anda olan biteni gerçekten değiştirmek neredeyse imkansız. Yani bu durum yine uluslararası işbirliğini gerektiriyor. İnsanların birbirleriyle konuşması gerekiyor. İlişkinin başlangıcı budur; sadece birbirleri hakkında değil, birbirleriyle konuşmak. Bence tüm tarafları masaya getirmek ve tüm bu krizlerde müzakerelere ve tartışmalara başlamak kesinlikle çok önemli.”
“SAĞLIK GÜVENLİĞİ DE CİDDİYE ALINMALI”
Sağlık güvenliğinin askeri güvenlik kadar ciddiye alınıp alınmaması gerektiği sorusu da Renz'e yöneltildi. Konunun askeri yapı ile kamusal alan arasındaki ilişkiyi de kapsadığını belirten Renz, bu konuda net bir çözüm önerisi sunmadığını ancak toplumun bilgilendirilmesinin önem taşıdığını söyledi. Renz, sağlık güvenliğinin farklı boyutlarının kamuoyunda daha fazla tartışılması gerektiğine işaret ederek, “Buna verecek bir çözümüm yok ama halkı bu konularda bilgilendirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.
RUSYA'DAKİ VEBA VAKALARI İÇİN ŞEFFAFLIK VURGUSU
Röportajın son bölümünde Rusya'daki veba vakaları ve Avrupa Birliği'nin daha fazla bilgi talep etmesi gündeme geldi. Rusya tarafında şeffaflık eksikliği bulunduğuna yönelik değerlendirme üzerine konuşan Renz, savaş dönemlerinde olayların arka planına ilişkin doğru bilgilere ulaşmanın güçleştiğini belirtti. Şeffaflığın ülkeler arasında güven ilişkisi kurulması açısından temel bir unsur olduğunu ifade eden Renz, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Savaş zamanlarındayız ve biliyorsunuz, tüm bunların ardındaki gerçeği aslında çok az kişi biliyor. Dolayısıyla şeffaflık, elbette ilişkiler kurmak için çok önemli bir başlangıç noktasıdır.”

YENİ PANDEMİ İHTİMALİ İÇİN: “HER ŞEY MÜMKÜN”
Renz'e, Rusya'daki veba vakalarının yeni bir pandemiye dönüşme ihtimali de soruldu. Olası bir pandemi konusunda kesin bir öngörüde bulunmayan Alman akademisyen, ihtimalin dışlanamayacağını belirtti. Renz, soruya verdiği kısa yanıtla dikkat çekti:
“Asla bilemezsiniz. Hiç belli olmaz. Her şey mümkün.”



