Asgari Ücret Zammı

Yaklaşık 15 milyon asgari ücretlinin büyük umutlarla beklediği ücret artışı, ne yazık ki hayal kırıklığıyla son bulmuştur;

Yetkililer tarafından dün yapılan açıklamayla 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş, olarak belirlenmiştir.

Ülkemizin en düşük gelirle geçinmeye çalışan, buna rağmen en ağır şartlarda alın teri döken asgari ücretli çalışanlar; mevcut maaşlarıyla zaten kira, mutfak masrafı, çocuklarının okul gideri ve ulaşım gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, yeni yıl zamlarıyla birlikte artacak kiralar ve hayat pahalılığı karşısında yapılan bu düşük asgari ücret artışıyla geçinmek neredeyse imkansız hale gelmiştir. Bu şartlar altında asgari ücretlinin bırakın alım gücünü artırmayı, yaşamını sürdürebilmesi dahi adeta mucizeye bırakılmıştır.

Alın teriyle geçimini sağlayan bu geniş kesimin beklentisi, geçici rahatlamalar değil; insanca yaşam koşullarını mümkün kılacak, sürdürülebilir ve adil bir gelir düzeyidir. Yapılan düzenlemenin, ekonomik gerçekler ve hayat pahalılığı karşısında yetersiz kaldığı açıktır. Bu durum, emekçilerin umutlarını zayıflatmakta ve sosyal adalet duygusunu olumsuz etkilemektedir.

Ekonomide yapılan hataları neden sermayeyi yönetenler değil, sesi çıkmayan emekçiler ödemek zorunda kalıyor?

Pandemi döneminde ve öncesinde uygulanan ekonomik politikaların temelinde, faiz sebep enflasyon sonuç varsayımına dayanan model yer almıştır. Bu yaklaşımın yol açtığı ekonomik buhranın zararlarını hala hissetmekteyiz. Ancak söz konusu modelden vazgeçilmiş olmasına rağmen, eş zamanlı olarak ekonomide kapsamlı ve köklü reformların hayata geçirilmesinde yaşanan gecikme, ekonomik istikrarın sağlanmasını zorlaştırmış, enflasyon ve gelir dağılımındaki dengesizliklerin derinleşmesine yol açmıştır.

Ülkemizin, son yıllardaki enflasyon verilerine bakıldığında savaş halinde olan ülkeleri de geride bırakarak üst sıralardaki yerini koruyor. Peki bu işin sebebi nedir?

Sebebi basit;

· Kayıt dışı ekonomi

· Para Politikaları kontrolü

· Kamu harcamalarında mali disiplin

· Mali denetim ve denetimde istikrar

· Kur istikrarı

Ekonomideki büyük kayıpların başında gelen piyasada yüksek bedellerle el değiştiren taşınır ve taşınmaz malların reel değerlerinin tespit edilemediğinden tutun da kayıt dışı ekonomiyle mücadeledeki başarısızlık enflasyonun temel sebeplerindendir.

Yapılan denetimler, sistematik bir yaklaşım yerine günü kurtarmaya yönelik geçici uygulamalar olarak gerçekleştirilmektedir.

Sermaye sahiplerine dokunmazsan, enflasyonu düşürmek için alınan önlemlerin yükü her zaman emekçilerin sırtına biner.

Sonuç olarak, asgari ücretlilerin yaşam koşullarını iyileştirmek ve ekonomik istikrarı sağlamak, yalnızca nominal ücret artışlarıyla mümkün değildir. Enflasyonun temel sebeplerine yönelik kapsamlı ve köklü reformlar, kayıt dışı ekonomiyle mücadele, mali disiplinin sağlanması ve piyasadaki varlıkların reel değerlerinin doğru tespiti gereklidir.

Ekonomik politikaların sürdürülebilirliği ve sosyal adaletin tesisi, yükün adil dağıtılmasıyla mümkün olacaktır. Sermaye sahiplerine dokunmadan alınan önlemler, her zaman emeğin ve halkın sırtına yüklenmektedir. Bu nedenle, Devlet yetkililerinin önceliği, emekçinin refahını güvence altına almak ve enflasyonu halktan bağımsız bir şekilde kontrol altına almak olmalıdır.

Emekçinin payı küçüldükçe toplumsal huzur büyümez…

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*