Azerbaycan Milli Meclisi, Fransa'daki gösterilerde yaşanan polis müdahalesi, yaralanmalar ve toplu gözaltılar için uluslararası soruşturma istedi. Meclisin Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi'nin 22 Ekim'de yayımladığı açıklamada Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'ne bağımsız bir uluslararası soruşturma komisyonu kurma çağrısı yapıldı.

Açıklama, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un yönetimini iki yönden eleştirdi. Milli Meclis'e göre yönetim bir yanda polis müdahalesine maruz kalan barışçıl göstericileri, öte yanda şiddete ve yağmaya maruz kalan vatandaşları ve mal varlıklarını koruyamadı. Açıklamada Fransa'nın "ciddi bir siyasi ve yönetim krizi" yaşadığı, olayların rastgele ihlaller değil bu krizin göstergesi olduğu ve siyasi sorumluluğun göz ardı edilemeyeceği savunuldu.

AZERBAYCAN MECLİSİ ÇOCUKLARIN YARALANDIĞINI İDDİA ETTİ
Milli Meclis açıklamasında Fransa İçişleri Bakanlığı'nın 17 Ekim gösterilerine 550 bin kişinin katıldığı ve yaklaşık 2 bin 400 kişinin gözaltına alındığı verisine atıf yaptı. Açıklamaya göre gözaltına alınanlar arasında reşit olmayanlar da var. Meclis, okul öğrencilerine karşı cop, biber gazı, plastik mermi ve patlayıcı düzenekler kullanıldığını, Lens'te 15 yaşındaki bir gencin kolunu, Mulhouse'da 17 yaşındaki bir kızın bir gözünü kaybettiğini öne sürdü. İddialar Fransız makamlarınca doğrulanmadı.

Açıklama Fransa'nın denizaşırı topraklarına da uzandı. Guadeloupe'ta 17 Ekim gecesi sokağa çıkma yasağı uygulandığı, Yeni Kaledonya'da Kanak halkının haklarının kötüleştiği ileri sürüldü. Milli Meclis, Fransa'nın ulusal soruşturma organlarının tarafsız davranıp davranmayacağına dair "ciddi şüphe" taşıdığını belirtti, Fransa Parlamentosu ile uluslararası parlamenter kuruluşlardan bağımsız soruşturmayı desteklemelerini istedi. Açıklamanın sonunda Fransa'dan orantısız güç kullanımını önlemesi, olayları kapsamlı biçimde soruşturması, sorumluları hesap vermeye çağırması ve özellikle çocukların haklarını koruması istendi.
BAKÜ, AVRUPA PARLAMENTOSU'NU DA HEDEF ALDI
Milli Meclis'in açıklamasında Avrupa Parlamentosu ile Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), Azerbaycan'a yönelik eleştirilerinde çifte standart uygulamakla suçlandı. Açıklamada iki kurum için "yolsuzluk" ve "ahlaki çöküş" ifadeleri kullanıldı. Azerbaycan'ın AKPM ile ilişkisi Ocak 2024'ten bu yana kopuk. AKPM o tarihte Azerbaycan heyetinin yetki belgesini onaylamamış, Bakü de Avrupa Konseyi ile işbirliğini askıya almıştı.
BAKÜ İLE PARİS NEDEN GERGİN?
Azerbaycan'ın çıkışı, Fransa ile yıllardır süren gerginliğin yeni halkası. Bakü, Paris'i Dağlık Karabağ meselesinde Ermenistan'a diplomatik ve askeri destek vermekle eleştiriyor. Azerbaycan Temmuz 2023'te Fransa'nın denizaşırı topraklarındaki bağımsızlık yanlısı grupları destekleyen Bakü İnisiyatif Grubu'nu kurdu. Mayıs 2024'te Yeni Kaledonya'da tartışmalı seçim yasasına karşı çıkan ve 13 kişinin öldüğü olayların ardından Fransa, Azerbaycan'ın adadaki ayrılıkçı hareketi kışkırttığını öne sürdü. Fransız devlet kurumu VIGINUM, Azerbaycan'ın sosyal medyada Fransa'yı hedef alan dezenformasyon kampanyaları yürüttüğünü raporladı.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Kasım 2024'te Bakü'de düzenlenen COP29 iklim zirvesinde Fransa'nın denizaşırı topraklar politikasını kürsüden eleştirmişti. Gerginliğe rağmen Bakü ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret ve doğal gaz anlaşmaları sürüyor.
FRANSA'DA PROTESTOLAR NASIL BAŞLADI?
Fransa'daki eylemler 17 Eylül'de Paris banliyösü Créteil'de lise öğrencilerinin öğretmen eksikliğine ve bakımsız okul binalarına karşı başlattığı protestolarla başladı. 15-18 yaşındaki öğrenciler kalabalık sınıfları, uzun ders saatlerini ve üniversiteye giriş sistemini protesto etti. Hükümet 3 bin ek eğitim personeli sözü verdi, öğrenciler bunu yeterli bulmadı. Eylemler haftalar içinde ülke geneline yayıldı, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerindeki kesintilere tepkiyle büyüdü.

Dönüm noktası 17 Ekim oldu. Yetkililere göre 550 bin, organizatörlere göre 800 bin kişi sokağa çıktı, Paris'teki yürüyüşe polise göre 110 bin kişi katıldı. Paris, Marsilya, Lyon, Bordeaux, Rennes, Strasbourg, Grenoble, Nice ve Limoges'da yağma ve tahribat yaşandı. Limoges'da 19. yüzyıldan kalma belediye binası yandı ve çatısının bir bölümü çöktü, Lyon'da turizm ofisi ateşe verildi, Grenoble'da maskeli bir grup turistik treni çevik kuvvet polislerinin üzerine sürdü.

İçişleri Bakanı Laurent Nunez 600'den fazla polis, jandarma ve itfaiyecinin yaralandığını, 2 binden fazla kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Paris'te bir gösterici yürüyüş sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.
Perakende ve Ticaret Federasyonu yaklaşık bin 500 mağazanın zarar gördüğünü ve faturanın birkaç yüz milyon euroyu bulacağını, işveren örgütü Medef'in başkanı Patrick Martin ise etkilenen işletme sayısının en az 3 bin olduğunu söyledi.
HÜKÜMET SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI VE ORDUYLA YANIT VERDİ
Hükümet 19 Ekim'de Paris, Bordeaux ve Nice başta olmak üzere bazı şehirlerde kısmi sokağa çıkma yasağı ilan etti. Başbakan Sebastien Lecornu yasakların geceyi sakinleştirdiğini, gerektiğinde valilerin belediye başkanlarıyla birlikte yeni yasaklar koyacağını söyledi. Nunez askeri birliklerin polisle birlikte görev yapacağını açıkladı, Macron 19 Ekim'de televizyondan sükunet ve ulusal birlik çağrısı yaptı ve meşru taleplerle yağmanın ayrılması gerektiğini söyledi.

Siyaset cephesinde tablo bölünmüş durumda. Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet olayların nedenleri için parlamento soruşturması istedi. Ulusal Birlik lideri Marine Le Pen yönetimin kamu düzenini sağlayamadığını, Boyun Eğmeyen Fransa lideri Jean-Luc Melenchon İçişleri Bakanı'nın başarısız olduğunu söyledi, CGT Genel Sekreteri Sophie Binet hükümeti öğrenci taleplerini görmezden gelmekle eleştirdi. Sendikalar ve Sarı Yelekliler 5 Kasım için yeni gösteri çağrısı yaptı, cumhurbaşkanlığı seçimine ise Nisan 2027'de gidilecek.
Olaylar sınırı da aştı. Gösteriler Belçika'ya ve Yunanistan'a sıçradı, Brüksel'de polis şiddeti için 26 ayrı şikayet yapıldı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi Fransa üzerinden Avrupa'yı eleştirdi, Tahran vatandaşlarına Fransa, Belçika ve İtalya için seyahat uyarısı yayımladı. Azerbaycan Milli Meclisi'nin açıklaması, olaylara parlamento düzeyinde gelen ilk resmi tepki oldu. Aliyev açıklamadan bir gün önce, 21 Ekim'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'la telefonda görüşmüştü, görüşmenin açıklanan gündeminde Fransa yoktu.



