Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın son günlerde yürüttüğü yoğun diplomasi trafiği, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesine verdiği önemin somut göstergesi olarak değerlendiriliyor. Singapur ve Endonezya temaslarının ardından Güney Kore'ye geçen Fidan, Seul'de Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun ile bir araya geldi. Görüşme, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın geleceği açısından kritik öneme sahip olarak görülüyor.

MASADA SADECE DİPLOMASİ YOKTU

Görüşmede ekonomik ilişkilerden savunma sanayiine, teknolojiden enerji iş birliklerine kadar geniş bir gündem ele alındı. Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki en önemli ticaret ortaklarından biri olan Güney Kore ile mevcut ekonomik bağların daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, karşılıklı yatırımların derinleştirilmesi ve Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi görüşmenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. 2025 yılı itibarıyla Türkiye ile Güney Kore arasındaki ticaret hacminin 11 milyar doların üzerine çıkmış olması, ekonomik iş birliğinin ulaştığı seviyeyi gözler önüne seriyor. Yetkililer bu rakamı çok daha yukarı taşımayı hedefliyor.

SAVUNMA SANAYİİNDE YENİ DÖNEM Mİ BAŞLIYOR?

Diplomatik kaynaklara göre görüşmenin en dikkat çeken başlıklarından biri savunma sanayii alanındaki iş birlikleri oldu. Altay Tankı Projesi'nde Türkiye ve Güney Kore arasında kurulan ortaklığın yeni projelere kapı aralayabileceği belirtiliyor. Özellikle insansız hava araçları, savunma teknolojileri, yeni nesil askeri sistemler ve stratejik üretim alanlarında ortak çalışma imkanlarının değerlendirildiği ifade ediliyor. Uzmanlar, Türkiye ile Güney Kore'nin savunma alanındaki tecrübelerinin birleşmesinin iki ülkeye de önemli avantajlar sağlayabileceğini belirtiyor.

YAPAY ZEKA VE YARI İLETKENLER GÜNDEMDE

Görüşmede yalnızca bugünün değil geleceğin teknolojileri de masadaydı. Yapay zeka, yarı iletken teknolojileri, biyoteknoloji, yeni nesil batarya sistemleri ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliği imkanları değerlendirildi. Dünyanın teknoloji devleri arasında yer alan Güney Kore'nin özellikle yarı iletken üretimindeki gücü, Türkiye'nin teknoloji yatırımlarıyla birleştiğinde ortaya çıkabilecek yeni ortaklıklar dikkat çekiyor. Diplomatik kaynaklar, iki ülkenin yüksek teknoloji alanlarında daha yakın çalışmasının hedeflendiğini aktarıyor.

KÜRESEL KRİZLER DE MASADAYDI

Seul'deki görüşmede yalnızca ikili ilişkiler değil, dünyanın sıcak gündemleri de ele alındı. Rusya-Ukrayna savaşı, Filistin'deki gelişmeler, Suriye'nin yeniden inşası, İran'daki son durum ve Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik meseleleri hakkında kapsamlı fikir alışverişinde bulunuldu. Ayrıca Ukrayna, Filistin ve Suriye'nin yeniden imar süreçlerinde iki ülkenin birlikte yürütebileceği projeler de değerlendirildi. Orta Asya ve Afrika'daki ortak yatırım fırsatları da gündeme gelen başlıklar arasında yer aldı.

Temsilciler Meclisi’nden Trump’a İran freni
Temsilciler Meclisi’nden Trump’a İran freni
İçeriği Görüntüle

"YENİDEN ASYA" HAMLESİ GÜÇLENİYOR

Ankara'nın son yıllarda uyguladığı "Yeniden Asya Girişimi", Türkiye'nin bölgedeki siyasi ve ekonomik etkisini artırmayı amaçlıyor. Hakan Fidan'ın gerçekleştirdiği temaslar da bu stratejinin en önemli adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre Türkiye, yalnızca Avrupa ve Orta Doğu'da değil, Asya-Pasifik'te de daha görünür ve etkili bir aktör olmayı hedefliyor. Güney Kore ziyareti ise bu hedef doğrultusunda atılan en önemli diplomatik adımlardan biri olarak görülüyor.

GÖZLER ANKARA-SEUL HATTINDA

Fidan ile Cho Hyun arasındaki görüşmenin ardından iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın hangi alanlarda derinleşeceği merak konusu oldu. Ticaret, savunma sanayii, enerji ve ileri teknoloji alanlarında atılacak yeni adımların önümüzdeki dönemde Türkiye-Güney Kore ilişkilerine yön vermesi bekleniyor.

Asya-Pasifik'te diplomasi trafiğini hızlandıran Ankara'nın, bölgedeki etkisini artırma hedefi doğrultusunda yeni girişimlere hazırlanması ise dikkat çekiyor. Seul'deki kritik zirve, sadece iki ülke arasındaki ilişkiler açısından değil, Türkiye'nin küresel diplomasi vizyonu açısından da önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ