Hırvatça, Güney Slav dilleri arasında Türkçe’den en fazla kelime alan dillerden biri olarak öne çıkıyor. Beş asra yakın Osmanlı varlığı boyunca askerî, idari, ticari ve gündelik hayat üzerinden Türkçe kelimeler bölge dillerine yerleşti. Bugün Hırvatistan’da bir kafede sipariş verilen kahve, sokakta yenilen börek ya da evde kullanılan yastık gibi kelimeler, doğrudan Türkçe kökenli sözcüklerle ifade ediliyor.
Dilbilimcilere göre bu kelimeler yalnızca ödünç alınmış sözcükler değil, aynı zamanda Osmanlı dönemindeki şehir yaşamının, ticaret ağlarının ve gündelik ilişkilerin bir yansıması.
GÜNLÜK HAYATTA KULLANILAN ÖRNEKLER
Hırvatçada Türkçe kökenli kelimelerin önemli bir bölümü özellikle günlük hayatta aktif biçimde kullanılıyor. Bunlar arasında badem, pamuk, maymun, yorgan, kahve, börek, yastık, çorba, dolma, pilav, tencere, kapı, çarşı ve saat gibi sözcükler bulunuyor. Bu kelimeler, anlamlarını büyük ölçüde koruyarak Hırvatçaya yerleşmiş durumda ve çoğu zaman yabancı kökenli oldukları bile fark edilmiyor.
Bu durum, iki dil arasındaki benzerliğin yalnızca ses veya yazım değil, anlam dünyasında da devam ettiğini gösteriyor.
Uzmanlara göre Türkçe kelimelerin Hırvatçada bu kadar kalıcı olmasının temel nedeni, Osmanlı döneminde Balkan şehirlerinin Türk-İslam kültürüyle yoğun şekilde etkileşime girmesi. Hamamdan pazara, mutfaktan mimariye kadar uzanan bu etkileşim, kelimeler aracılığıyla bugüne taşındı.
DİPLOMASİ VE YUMUŞAK GÜÇ BOYUTU
Dil üzerinden görülen bu yakınlık, Türkiye’nin Balkanlar’daki kültürel etkisi açısından da ayrı bir anlam taşıyor. Ortak kelimeler, yalnızca geçmişin değil, günümüzde sürdürülebilecek kültürel diplomasinin de zeminini oluşturuyor. Türk dizilerinin Balkanlar’daki popülerliği ve Türkiye’ye yönelik ilginin artması, bu dilsel yakınlığın toplumsal karşılığını da güçlendiriyor.