Washington’dan gelen son açıklamada Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Başkan Donald Trump’ın uluslararası meselelerdeki yaklaşımını ayrıntılı şekilde aktardı. Tüm krizlerde önceliğin diplomasi olduğunu vurgulayan Leavitt, özellikle İran’daki gelişmeler başta olmak üzere Trump’ın askeri güç kullanımını hiçbir zaman tamamen elinin tersiyle itmediğini söyledi. Grönland’ın statüsü ve Venezuela’ya yönelik tutum da ABD dış politikasında dikkat çeken gündem maddeleri arasında yer alıyor.

GEREKİRSE HAVA SALDIRISIYLA VURACAKLARINI AÇIKLADILAR

Leavitt, Trump yönetiminin İran’a yaklaşımında net bir çizgi izlediğini söyledi. Buna göre Beyaz Saray, İran ile ilgili sorunların öncelikle diplomatik yollarla çözülmesini hedefliyor. Ancak Trump’ın, nükleer tehdit ve bölgesel güvenlik riskleri karşısında askeri seçeneği tamamen göz ardı etmediği de vurgulandı. Washington’un bu yaklaşımı, İran’daki iç karışıklıklar ve bölgedeki belirsizliklerle birlikte daha da önem kazanmış durumda.

İran’da gerilim tırmandı: Bu kez de rejim yanlıları sokağa indi!
İran’da gerilim tırmandı: Bu kez de rejim yanlıları sokağa indi!
İçeriği Görüntüle

"GRÖNLAND STRATEJİK BİR BÖLGE"

Beyaz Saray Sözcüsü, Trump’ın Grönland konusundaki hassasiyetine de değindi. Açıklamalara göre Trump, Grönland’ı yalnızca bir ada olarak değil, küresel güvenlik dengeleri açısından kritik bir nokta olarak görüyor. Çin ve Rusya’nın bölgedeki etkisinin artmasından endişe eden ABD yönetimi, Grönland’ın jeopolitik önemini ön planda tutuyor. Bu nedenle tüm seçeneklerin değerlendirildiği mesajı veriliyor.

Leavitt’ın sözlerinden, Trump’ın dış politikada tek yönlü bir yol izlemediği anlaşılıyor. Beyaz Saray’a göre Trump, barışçıl çözüm arayışlarını önceleyen bir lider profili çizerken, caydırıcılık için askeri gücü de arka planda tutuyor. Bu yaklaşım, yönetimin “önce diplomasi ama güçlü duruş” anlayışını yansıtıyor.

DİPLOMASİ VE GÜVENLİK AYNI ANDA

ABD’nin gündeminde Venezuela da önemli bir yer tutuyor. Leavitt, Trump yönetiminin Venezuela’daki gelişmeleri yakından izlediğini ve bu konuda hem diplomatik adımları hem de güvenlik boyutunu birlikte değerlendirdiğini ifade etti. Washington’un hedefi, bölgedeki çıkarlarını korurken Latin Amerika’daki dengeleri de gözetmek olarak öne çıkıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ