Türkiye'deki ekonomik çıkmaz ve eğitim sistemindeki yozlaşma, yetişmiş insan gücünü birer birer ülkeden koparıyor. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra 4 yıl boyunca Türkiye'de öğretmenlik yapan, ancak ardından Karayipler'e göç ederek Barbados'ta pazarcılık yapmaya başlayan genç bir kadının açıklamaları sosyal medyada gündeme oturdu. Genç öğretmen, kendisine yöneltilen "ülken seni yetiştirdi, nasıl bırakıp gittin" eleştirilerine çok sert yanıt verdi.
"EN BÜYÜK HAYALİM BARBADOS'TA PAZARCILIK DEĞİLDİ"
Kendisine gelen milliyetçilik ve sadakat eksikliği eleştirilerine tepki gösteren genç, Karayıpler'e keyiften gitmediğini belirtti. Türkiye'deki şartların kendisini bu karara zorladığını vurgulayan göçmen genç, tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
"Son zamanlarda çok ilginç yorumlar alıyorum. 'Ülken seni yetiştirdi, okuttu, büyüttü. Nasıl bırakıp gittin?' temalı. Siz gerçekten benim en büyük hayalimin Barbados'ta pazarcılık olduğunu mu düşünüyorsunuz? Onca yıl okuyup, öğretmen olup, sonra bir gün uyandığımda 'Ben bugün pazarcılık yapacağım ya, Karayipler'e taşınıyorum' dediğimi mi zannediyorsunuz?"

"OKUMA YAZMA BİLMEYEN VELİLER EĞİTİME YÖN VERİYORDU"
Türkiye'de kaldığı 4 yıl boyunca mesleğini yapabilmek ve ülkesine katkı sunabilmek için direndiğini ifade eden eski öğretmen, okullardaki liyakatsizliği ve yöneticilerin acizliğini şu çarpıcı ifadelerle ifşa etti:
"Ben mezun olunca Türkiye'de çalıştım bu arada, hem de 4 yıl. Ülkeme katkı sunmayı da denedim. Ama dürüst olayım, çalıştığım okullarda daha çok müşteri memnuniyeti önemliydi. Okuma yazma bile bilmeyen veliler eğitime yön veriyorlardı ve yöneticiler de bu konuda ne yapacaklarını bile bilemiyorlardı. Yani mesele sadece maaş da değildi; mesele değer görmekti, saygı görmekti. Yaptığın işin arkasında durulmasıydı."
"DOLAR 10 OLURSA VAY HALİMİZE DENMİŞTİ, ŞİMDİ 45"
Üniversite yıllarından itibaren düşük beklentilerle yaşamaya zorlandıklarını, ancak ekonomik çöküşün tüm umutları yok ettiğini belirten genç, döviz kuru ve enflasyon sarmalına şu sözlerle dikkat çekti:
"Biz üniversitedeyken hocalarımız, '3 bin TL maaş alırsanız çok şanslısınız' derdi. 2017'de mezun olduk, maaşımız 4 bin idi ama yine de ucu ucuna yetiyordu. 'Olsun' dedik, 'keyfimiz yerinde. İleride tecrübelendikçe maaşımız da yükselir ve daha iyi bir noktaya gelebiliriz. Neden olmasın? İleride biriktirip belki bir ev, araba, bir şeyler alırız, bir şeyler yaparız.' Sonra hepinizin bildiği süreç yaşandı zaten. Hayat pahalılaştı, ekonomi kötüleşti. Dolar 5 oldu, '10 olursa vay halimize' dendi. Şimdi 45. Ve birçok insan gibi ben de başka bir hayat kurmaya çalıştım."
"ÜLKEYİ KURTARMAKLA YÜKÜMLÜ DEĞİLİM"
Kendisine "hain" diyen sisteme ve sosyal medya kullanıcılarına meydan okuyan genç öğretmen, bireysel geleceğini kurtarmak adına aldığı kararın arkasında sonuna kadar durduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı:
"Bazı insanlar bunu hala bir ihanet olarak görüyorlar. Neden? Ben ülkemle bir sözleşme mi imzaladım? 'Ömrüm boyunca mutsuz olacağım, karşılığını bile alamayacağım işlerde çalışacağım, kendi hayatım için daha iyi hiçbir şey istemeyeceğim.' Böyle bir zorunluluğum mu var? Eğer şartlar daha iyi olsaydı, kim bilir, belki bugün hala öğretmenliğe devam ediyor olurdum. Belki Karayipler'e de hiç taşınmazdım, belki bugün pazarda da çalışmıyor olurdum. Ama işte hayat öyle gelişmedi. Ve ben kendim için daha iyi olduğunu düşündüğüm bir karar verdim. Ülkeyi kurtarmakla da yükümlü değilim. Ve dönüp baktığımda, verdiğim kararın da sonuna kadar arkasındayım. Çünkü bir insanın daha iyi bir hayat istemesi, ülkesine ihanet değildir."





