Birleşmiş Milletler’in 81. Genel Kurulu, liderlerin mesajlarının yanı sıra salondaki diplomatik görüntülerle de dünya siyasetindeki değişimi gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze, Filistin’in tanınması ve BM Güvenlik Konseyi reformu vurguları uluslararası basında geniş yer bulurken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşması sırasında onlarca delegenin salonu terk etmesi dikkat çekti.

Peki bu görüntüler dünyadaki değişimin hangi işaretlerini taşıyor? Tek kutuplu düzen çözülüyor mu, yoksa yeni bir güç dengesi mi kuruluyor?

Bu soruları Türkinform muhabiri Pelin Zengin, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Cantürk Caner’e yöneltti.

SALONDAKİ İKİ FARKLI TABLO

“Erdoğan konuştu, dünya basını yazdı; Netanyahu konuştu, salonun önemli bölümü boşaldı. Bu tablo bize ne söylüyor?” sorusunu yanıtlayan Caner, Erdoğan’ın konuşmasının yalnızca Türkiye’nin dış politikasına değil, Gazze ve Filistin’in yanı sıra BM Güvenlik Konseyi’nin yapısına ve uluslararası sistemdeki temsil krizine odaklandığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyeye dayalı yapısını eleştirmesi, Filistin devletinin daha geniş biçimde tanınması çağrısı yapması ve BM’nin uluslararası barış ve güvenliği sağlama görevini yerine getiremediğini savunması uluslararası basında öne çıktı.

Caner, Erdoğan’ın yıllardır dile getirdiği “Dünya beşten büyüktür” söyleminin artık daha geniş bir uluslararası tartışmanın parçası haline geldiğine dikkat çekti. BM’de de Güvenlik Konseyi’nin mevcut jeopolitik gerçekleri yansıtmadığı ve Afrika’nın temsilinin yetersiz olduğu yönündeki eleştiriler gündeme geldi. Rusya ise Konsey’in genişletilmesini desteklediğini ancak veto sisteminin korunmasını istedi.

Netanyahu’nun konuşması ise farklı bir diplomatik atmosfer ortaya koydu. İsrail Başbakanı kürsüye çıktığında onlarca delege salonu terk etti. Netanyahu konuşmasında İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığı yönündeki suçlamaları reddetti ve İsrail’in bölgedeki askeri politikalarını savundu.

Caner, bu görüntünün Gazze meselesinde diplomatik ağırlık merkezinin değiştiğine işaret ettiğini söyledi. Ancak İsrail’in ABD ile stratejik ittifakının sürdüğünü belirterek, “İsrail tamamen yalnızlaştı” yorumunun analitik açıdan ileri bir sonuç olacağını vurguladı.

Özellikle bazı Avrupa ülkeleri ve Küresel Güney açısından İsrail hükümetinin Gazze politikalarının diplomatik maliyetinin yükseldiğini belirten Caner, bu durumun İsrail’e yönelik eleştirilerin uluslararası alanda daha görünür hale gelmesinde etkili olduğunu ifade etti.

FİLİSTİN DOSYASI BÜYÜDÜ

Caner’e göre Filistin meselesi artık yalnızca Arap veya İslam ülkelerinin gündeminde değil.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın ABD tarafından New York’a gelmesinin engellenmesinin ardından BM Genel Kurulu, Filistin Devleti’nin 81. oturumdaki yüksek düzeyli görüşmelere sanal olarak katılmasına ve Abbas’ın önceden kaydedilmiş konuşmasının salonda yayımlanmasına 152 oyla destek verdi. Karara ABD, İsrail ve Paraguay karşı çıkarken dört ülke çekimser kaldı.

Caner, bu tablonun Filistin meselesindeki diplomatik desteğin genişlediğini gösterdiğini ancak diplomatik çoğunluk ile sahadaki güç arasında hâlâ büyük bir fark bulunduğunu belirtti.

ESKİ DÜZEN ÇÖZÜLÜYOR

81.Genel Kurul’un genel fotoğrafını değerlendiren Caner, dünyanın tek kutuplu dönemden uzaklaştığını ancak yerine kuralları belirlenmiş yeni bir düzenin henüz kurulmadığını söyledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de dünyanın çok kutupluluğa doğru ilerlediğini ve mevcut uluslararası kurumların geçmiş dönemin güç dengelerini yansıtmaya devam ettiğini belirtti. Guterres, güç merkezlerinin yalnızca devletler arasında değil; özel şirketler, bireyler ve giderek yapay zekâ sistemleri üzerinden de değiştiğine dikkat çekti.

Caner’e göre bu dönüşümün ilk ayağı, Amerikan merkezli tek kutuplu düzenin çözülmesi ancak ABD’nin merkezi güç olma özelliğini koruması.

ABD hâlâ dünyanın en büyük askeri, finansal ve teknolojik güç merkezlerinden biri. Ancak artık uluslararası sistemi tek başına şekillendiren bir aktör görüntüsü bulunmuyor.

Trump’ın BM konuşmasında uluslararası kurumlara ve çok taraflı yapılara yönelik eleştirileri ile Amerikan askeri gücü ve ulusal egemenlik vurgusu da bu dönüşüm tartışmasının başlıklarından biri oldu.

KÜRESEL GÜNEY SAHNEDE

Caner’in dikkat çektiği bir diğer başlık, Küresel Güney’in uluslararası sistemde daha fazla söz sahibi olma talebi.

Brezilya, Türkiye, Hindistan ve Afrika ülkeleri başta olmak üzere farklı aktörlerin daha fazla temsil talep ettiğini belirten Caner; Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” yaklaşımı ile Afrika’nın Güvenlik Konseyi’ndeki yetersiz temsilinin gündeme gelmesinin aynı dönüşümün farklı yansımaları olduğunu ifade etti.

Bu nedenle BM Güvenlik Konseyi reformu, birkaç ülkenin talebinin ötesinde daha geniş bir sistem tartışmasına dönüşüyor.

Erdoğan Bm-4

BM’NİN ÇELİŞKİSİ

Genel Kurul’un ortaya koyduğu bir başka sonuç ise BM’nin yaşadığı paradoks.

Savaşlar, insani krizler, eşitsizlik, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşüm nedeniyle uluslararası iş birliğine duyulan ihtiyaç artarken, BM’nin krizleri önleme ve kararlarını uygulama kapasitesi tartışılıyor.

Caner, Gazze, Ukrayna, İran, Yemen ve Sudan gibi krizlerin aynı anda gündemde olmasının uluslararası sistemin giderek daha fazla güvenlik merkezli hale geldiğini gösterdiğini söyledi.

Guterres de Genel Kurul konuşmasında savaş ve barış, eşitsizlik, iklim değişikliği ve yapay zekâyı geleceğin dört temel “güç sınavı” olarak sıraladı.

YENİ CEPHE: YAPAY ZEKÂ

Caner’in özellikle dikkat çektiği başlıklardan biri ise yapay zekâ oldu.

Guterres’in AI yönetimini küresel yönetişimin temel meselelerinden biri olarak ele almasının, teknolojinin artık yalnızca ekonomik veya bilimsel bir konu olmadığını gösterdiğini belirten Caner, güç dağılımının yalnızca devletler arasında değişmediğine dikkat çekti.

Caner’e göre teknoloji şirketleri, veri, algoritmalar ve yapay zekâ sistemleri de küresel güç dengelerinin önemli unsurları haline geliyor.

Ukrayna Rusya'nın derinliklerini vurdu: Zelenskiy'den operasyon çıkışı!
Ukrayna Rusya'nın derinliklerini vurdu: Zelenskiy'den operasyon çıkışı!
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle geleceğin güç mücadelesinin yalnızca Washington, Pekin ve Moskova ekseninde şekillenmeyeceğini belirten Caner; çip, veri, algoritma, enerji, uzay ve yapay zekâ kapasitesinin de ülkelerin uluslararası sistemdeki ağırlığını belirleyeceğini söyledi.

YENİ DÜZEN HENÜZ YOK

Doç. Dr. Cantürk Caner, 81. BM Genel Kurulu’nun ortaya koyduğu tabloyu şu sözlerle özetledi:

“Eski dünya düzeni çözülüyor ama yeni düzen henüz kurulmuş değil. Tek kutuplu dönem geride kalıyor; fakat ortaya çıkan çok kutupluluk henüz kuralları belirlenmiş bir sistem değil.”

Caner’e göre ABD hâlâ merkezi bir güç olmayı sürdürürken Çin, Hindistan, Türkiye, Brezilya ve diğer orta güçlerin hareket alanı genişliyor. Küresel Güney daha fazla temsil talep ediyor ve BM Güvenlik Konseyi reformu giderek daha geniş bir uluslararası tartışmaya dönüşüyor.

Erdoğan ve Netanyahu’nun konuşmaları sırasında ortaya çıkan iki farklı salon görüntüsü ise bu dönüşümün dikkat çekici sembollerinden biri olarak öne çıkıyor.

Kaynak: Pelin Zengin