Kısa bir zaman dilimi içerisinde ülke gündemine peş peşe giren gelişmelere şöyle bir dönüp bakmakta fayda var...
C-130 tipi askeri kargo uçağımızın düşmesi…
Karadeniz’de ticaret gemilerinin hedef alınmaya başlanması…
Menşei belli olmayan İHA’ların Ankara’ya yakın bölgelere kadar ulaşabilmesi…
Karadeniz’de insansız savaş araçlarının görülmesi…
Ve son olarak; Libya Genelkurmay Başkanı dâhil olmak üzere önemli askeri yetkilileri taşıyan, üç motorlu ve son derece güvenli olduğu ifade edilen özel bir uçağın Ankara’da düşmesi…
Bu kadar kısa bir sürede yaşanan ve hem ülke hem de dünya kamuoyunun gündemine oturan bu gelişmelerin tamamını “tesadüf” olarak nitelendirmek mümkün müdür? Elbette hayır…
Bu olayların öncesi ve sonrasının, duygusal reflekslerle değil; devlet aklıyla, stratejik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerekmektedir…
Çünkü bölgemizde artık açıkça strateji oyunları oynanmaktadır…
Amerika, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi boş durmamakta; birlikte hareket ederek önemli ve uzun vadeli stratejik kararlar almaktadır…
Bunun temel sebebi ise açıktır:
Büyüyen, gelişen ve savunma sanayinde kendi kendine yetebilen bir Türkiye’yi açık bir tehdit olarak görmektedirler…Böyle bir Türkiye’yi istememekte ve bunu engellemek için her yolu denemektedirler…
Bu çerçevede, Libya Genelkurmay Başkanı’nı Ankara’ya getiren uçağın önce Girit’e uğraması, ardından Trablus’a geçmesi, daha sonra askeri heyeti alarak Ankara’ya yönelmesi ve sonrasında üç motorlu, “çok güvenli” olduğu ifade edilen bu özel uçağın elektrik arızası nedeniyle düştüğünün açıklanması…
Bu sürecin ne kadar tutarlı olduğu sorusunun cevabını zaman mutlaka gösterecektir…
Nitekim Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamada, bu olayı “üzücü” olduğu kadar “düşündürücü” olarak nitelemesi de dikkat çekicidir…
Bu ifade, rastgele söylenmiş bir cümle değildir…
Yılların devlet tecrübesine sahip bir siyasi aktörün yaptığı önemli bir tespittir ve kamuoyuna da bu şekilde yansımıştır…
Tüm bunlar bize şunu göstermektedir…
Bölgemizde yaşanan gelişmeler tek tek değil, bir bütün halinde ve stratejik devlet aklıyla ele alınmalı, gerekli tedbir ve önlemler vakit kaybedilmeden ivedilikle hayata geçirilmelidir…
Suriye’de yaşananlar, Doğu Akdeniz’deki askeri hareketlilik, İsrail’in bölge ülkeleriyle yaptığı gizli anlaşmalar…
Hepsi aynı resmin parçalarıdır…
Öte yandan, Rusya’dan gelen suikast haberleri de ayrıca dikkat çekicidir…
Çünkü uluslararası dengelerin bu denli hassaslaştığı bir dönemde hiçbir gelişme tesadüf değildir ve hiçbir şey tesadüfe bırakılamaz…
Velhasıl kelam…
Ankara için;
Görünenin ötesini görmek, olup biteni doğru okumak ve buna göre hareket etmek bugün her zamankinden daha büyük bir zorunluluktur.
Vesselam…
*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*