Bu Bir Uyarıdır: Savaşın Ardından Göç, Fitnenin Ardından Yıkım Gelir

Körfez’deki askeri hareketlilik artık görmezden gelinecek bir tablo değildir. İran’a yönelik bir müdahale ihtimali her geçen gün daha yüksek sesle konuşulmaktadır. Bu coğrafyada yaşananları bilen herkes şunu çok iyi bilir: Savaş sadece bombayla gelmez; ardından kaos gelir, istikrarsızlık gelir ve milyonlarca insan yollara düşer.

Bugün konuşulan senaryolar, İran’a yönelik olası bir askeri adımın milyonlarca insanı yerinden edeceğini söylüyor. Bu insanların yönünü çevireceği ülkeler bellidir. Kimse kendini kandırmasın; bu tablo sadece insani bir mesele değildir. Bu, doğrudan güvenliktir, ekonomidir, toplumsal huzurdur. Ve bu yükü kaldırmak hiç de kolay değildir.

Buna rağmen hâlâ büyük güçlerin planlarına bel bağlayanlar, bu coğrafyanın gerçeklerinden bihaber davranmaktadır. Başkalarının hesaplarıyla hareket edenler, eninde sonunda bedeli kendi halkına ödetir. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

Ancak asıl tehlike dışarıdan çok içeridedir. Böyle dönemlerde içeride düğmeye basılır. Mezhepler kaşınır, etnik kimlikler kurcalanır, sokaklar işaret edilir. Bu yöntemler yeni değildir. Ama her seferinde sonuçları ağır olmuştur.

Buradan açık ve net konuşmak gerekir:
Bu oyuna gelen, ülkesine zarar verir.

Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla bu ülkenin insanları artık uyanmak zorundadır. Özellikle Kürt kardeşlerimizin, kimlikleri üzerinden yapılan çağrılara karşı çok daha dikkatli olması hayati önemdedir. Çünkü bu çağrıları yapanlar yarın ortada olmayacak; bedeli yine Kürt de Türk de birlikte ödeyecektir. Bu bir tahmin değil, acı bir tecrübedir.

Bugün kimlik üzerinden ayrıştıran, sokağı çözüm gibi gösteren herkes ateşle oynamaktadır. Sokak çağrıları masum değildir. Provokasyonlar tesadüf değildir. Bu ülkede karışıklık isteyenlerin hiçbiri iyi niyetli değildir.

Olası bir göç dalgası kapıya dayandığında mesele ne Türk meselesi olur ne Kürt meselesi. Bu, ülkenin tamamını ilgilendiren bir beka meselesine dönüşür. İşte bu yüzden bugün ayrışma değil, birleşme zamanıdır.

Birlik olmayacaksak, ne zaman olacağız?

Sonuç olarak; İran merkezli gelişmeler dikkatle izlenmeli, yeni bir savaşın ve yeni bir göç felaketinin önüne geçecek akılcı adımlar desteklenmelidir. Bugün en büyük güç birliktir. Aksi ise herkes için kayıptır.

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*