Nevin Balta, Anadolu Kadın Başlıkları adlı eserinde kültür kavramını tarihsel süreklilik içinde ele alarak Anadolu’da kadınların giyim ve özellikle başlık geleneğinin binlerce yıllık serüvenini ayrıntılı biçimde inceliyor. Yazar, kültürü milletlerin duygu, düşünce, inanç, sanat ve yaşam tarzlarının bütünü olarak tanımlarken bu bütünün tarihsel seyir içinde değerlendirilmesini kültür tarihi olarak konumlandırıyor.
KÜLTÜR TARİHİ ÜZERİNDEN GİYİM ANLAYIŞI
Türk Dil Kurumunda da uzun yıllar görev alan Balta, "Eser merkezine dili, kültürü ve tarihsel birikimi yerleştiriyor. Kitapta, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan süreçte Türk giyim kültürünün nasıl şekillendiği, göçler, coğrafya ve tarihsel olayların bu dönüşümdeki etkisiyle birlikte ele alınıyor. Orta Asya göçebe Türk toplumlarında kadın ve erkeğin benzer giysiler giymesi, pantolon ve başlık gibi unsurların Avrupa’ya taşınması bu bağlamda değerlendiriliyor" diye konuştu.
SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMİNDE BAŞLIK GELENEĞİ
Balta, Orta Asya Türk giyim geleneğinin Anadolu’da en güçlü şekilde Selçuklular tarafından sürdürüldüğünü vurguluyor. Osmanlı döneminde ise kadın ve erkeklerin toplumsal statü, din ve yaşam biçimlerine göre giyindiklerini, imparatorluk sınırları içindeki farklı toplulukların kendi giyim geleneklerini koruduğunu aktarıyor. Özellikle kadın başlıkları ve başörtülerinin, evlilik durumu, sosyal konum ve ekonomik düzeyi yansıtan bir iletişim aracı olduğunun bildiriyor.
BAŞLIK VE BAŞÖRTÜLERİNDE ANLAM VE SİMGELER
Balta, "Eser, kadınların tarlada çalışırken çarşıda, düğünde ya da günlük yaşamda kullandıkları başlıkların renk, model ve kumaş açısından büyük bir çeşitlilik oluşturduğunu anlatıyor. Göçebe yaşamın doğa koşullarına uyum ihtiyacından doğan başörtülerinin zamanla dini, sosyal ve siyasi anlamlar kazandığını belirtiyor. Evli, bekar, dul ya da nişanlı kadınların baş süslemelerinin farklılığı, geleneksel toplumlarda kimlik ve statü göstergesi olarak değerlendiriliyor" dedi.
ANADOLU’NUN RENK VE SÜSLEME GELENEĞİ
Balta, "Anadolu baş süslemelerinde, sekiz bin yıllık şehirleşme ve uygarlık tarihinin izleri görülebiliyor. İnsanlığın başını takılar, renkli kumaşlar ve oyalarla süslemesinin, giyimle bütünleşerek görsel bir uyum oluşturuyor. Özellikle “al” renginin ateşle ilişkilendirilmesi ve bayrak ile giyimdeki simgesel anlamı, halk sanatındaki renk anlayışıyla birlikte ele alınıyor" sözlerine yer verdi.