Emekli Amiral Cem Gürdeniz, kamuoyunda tartışmalara neden olan İznik ziyareti üzerine kapsamlı bir değerlendirme kaleme aldı. Gürdeniz, ziyaretin zamanlamasının Fener Rum Patrikhanesi’nin kuruluş tarihi kabul edilen Havari Andreas Yortusu’na denk getirilmesine ve Patrikhane'nin "ev sahibi" gibi konumlandırılmasına dikkat çekti.
"BU HAMLE ÇOK KATMANLI BİR STRATEJİDİR"
Ziyaretin teolojik ve politik boyutlarına değinen Gürdeniz, İznik'in seçilmesinin tesadüf olmadığını vurguladı. Gürdeniz, konuya ilişkin şu tespitlerde bulundu:
“Amerikalı Papa 14. Leo’nun İznik ziyareti, bir dinî törenden ötedir. 14. Leo’nun Türkiye ziyareti için Fener Rum Patrikhanesi’nin kuruluş tarihi kabul edilen, Havari Andreas Yortusu’nu (30 Kasım) seçmesi ve Patrik Bartholomeos’tan, ‘ev sahibi’ olarak söz etmesi manidardır. Bu hamle teolojik, jeopolitik, eskatolojik ve psikolojik boyutları olan çok katmanlı bir stratejidir. İznik’e yani Hristiyan dogmasının doğduğu yere dönüş, teolojik mesajdır. Fener Patrikhanesi’ni Doğu’nun temsilcisi gibi yanına alması, jeopolitik meşrulaştırma girişimidir.”
"BUGÜN İZNİK'TE YENİDEN SAHNEYE KONMAKTADIR"
Hristiyanlığın birleşme ideallerinin İznik'te yeniden canlandırıldığını savunan Gürdeniz, bu durumun psikolojik bir harekat olduğunu belirtti:
"Doğu–Batı kilise birliğini yeniden kurma söylemi, eskatolojik hazırlıktır. Hristiyanlığın en eski anlatılarından biri olan: ‘Başlangıçta tek idik, yine tek olacağız.’ bugün İznik’te yeniden sahneye konmaktadır. Bu anlatıya göre birlik sağlandığında, Mesih’in dönüş devri başlar. Böylece ‘tarih bizim mirasımız üzerinden akıyor’ psikolojisi güçlendirilmektedir."
"KONU İBADET DEĞİL EGEMENLİK VE SEMBOL HAKİMİYETİDİR"
Gürdeniz, ziyaretin nihai hedefinin Türkiye'nin egemenlik haklarını ilgilendiren sembolik bir hakimiyet kurmak olduğunu öne sürdü. Gürdeniz değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:
"Papa’nın İznik çağrısı, bölünmüş Hristiyanlığın son kez birleştirilmesi fikrine dayanır. Doğu–Batı Kilisesi’nin birleşmesi Kudüs’ün kutsanması ve Mesih’in dönüş sürecinin hızlandırılması doktrinsel bir zincirdir. Bu zincirin jeopolitik düğüm noktaları bellidir: İstanbul (Yeni Roma); İznik (Dogmanın kaynağı) ve her ne kadar programda olmasa da Ayasofya (Birliğin tacı). Bu nedenle konu ibadet değil, egemenlik ve sembol hâkimiyetidir."
"PAPA'NIN İZNİK HAMLESİ EVANJELİK-SİYONİST ESKATOLOJİNİN AVRUPA AYAĞIDIR"
ABD'nin dış politikasındaki teolojik etkilere dikkat çeken Gürdeniz, İznik ziyaretini Gazze'deki gelişmeler ve ABD siyasetiyle ilişkilendirdi:
"Gazze kan gölüne dönmüşken, İsrail tamamen dinci söylemlerle ve yaptıklarının ilahi emirler gereği olduğu kayıtsızlık içinde hareket ederken, Amerikalı Papa’nın İznik hamlesi, ABD’deki Evanjelik–Siyonist ‘Mesih’i hızlandırma’ doktrininin Avrupa ayağı olarak da okunmalıdır. ABD’de 70 milyon Evanjelik seçmen vardır. Senato ve Kongre’de kurumsal temsil sahibidir. Bu doktrin devlet politikası hâline gelmiştir. Kudüs’ün ABD tarafından İsrail in başkenti olarak tanındığı birinci Trump döneminde Dışişleri Bakanı Pompeo: ‘Tanrı, İsrail’i kurmak için Trump’ı gönderdi.’ derken Başkan Yardımcısı Pence: ‘Kudüs’ü Tanrı’nın takvimine yerleştirdik.’ diyordu. Bu sözler, dış politikanın teolojiye teslim edildiğinin resmî beyanıdır. Kısacası Papa’nın İznik hamlesi, Evanjelik–Siyonist eskatolojinin Avrupa ayağıdır. Hedef: Kiliseyi tekleştirmek, Kudüs’ü taçlandırmak ve Mesih doktrinini hızlandırmaktır."
"ATATÜRK 1922'DE NET OLARAK UYARMIŞTI"
Fener Rum Patrikhanesi'nin bu süreçteki rolüne tepki gösteren Gürdeniz, Mustafa Kemal Atatürk'ün 1922 yılındaki sözlerini hatırlattı:
"Fener Rum Patrikhanesi de bu senaryoda rol oynamaktadır. Oysa Atatürk, 1922’de net olarak uyarmıştı: ‘Rum Patrikhanesi, memlekette nifak ve şikak tohumu saçan bir fesat ocağıdır. Türkiye’nin böyle bir teşkilatı topraklarında muhafaza etmeye mecburiyeti yoktur.”
"HÜKÜMRANLIK VAHİYLERE VE KEHANET PROJELERİNE TESLİM EDİLEMEZ"
Gürdeniz, açıklamasını egemenlik vurgusuyla tamamladı:
"Evet, Yaşanan bir semboller savaşıdır. Ancak hatırlatalım bu savaşta Anadolu’nun ruhu da, egemenliği de Türk milletinindir. Bu topraklarda egemenlik Tanrı adına değil, millet adına kurulur. Anadolu’nun hükümranlığı pazarlık konusu değildir. Hükümranlık, vahiylere ve kehanet projelerine teslim edilemez."




