CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Halk TV’ye kayyım atanmasını ve fon krizine ilişkin kanun teklifini değerlendirdi. Kayyım uygulamalarının basın özgürlüğünü zedelediğini belirten Sarı, fon soruşturmasında siyasi ve ekonomik sorumlulukların açıklığa kavuşturulmasını istedi. Sarı, “Gündemi değiştirebilirsiniz ama gerçekleri değiştiremezsiniz” ifadelerini kullandı.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İKTİDARIN LÜTFU DEĞİLDİR
Türkiye’de son dönemde yaşanan kayyım uygulamalarını eleştiren Serkan Sarı, Habertürk, TELE1 ve GAİN Medya’nın ardından Halk TV’ye yönelik gelişmelere dikkat çekti. Yayınların kesilmesi ve gazetecilerin çalıştıkları binaya alınmamasının basın özgürlüğü açısından soru işaretleri yarattığını belirten Sarı, bir medya kuruluşunun sahibine yönelik soruşturmanın çalışanların haklarını ve vatandaşların haber alma özgürlüğünü etkilememesi gerektiğini vurguladı.
CHP’nin basın özgürlüğünü siyasi yakınlık üzerinden değerlendirmediğini söyleyen Sarı, “Biz yalnızca bizi destekleyen basının değil, bizi eleştiren basının da özgürlüğünü savunuyoruz. Basın özgürlüğü, iktidarı övenlere tanınan bir ayrıcalık değil, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir haktır” dedi.
“GAZETECİLERİN FATURAYI ÖDEMESİ KABUL EDİLEMEZ”
Halk TV’de çalışan gazeteciler ve teknik personelin durumuna da değinen Sarı, kurum sahipleri hakkındaki soruşturmaların çalışanların iş güvencesini tehlikeye atmaması gerektiğini ifade etti.
Kameraman, muhabir, ışıkçı ve ses teknisyenleri dahil tüm basın emekçilerinin haklarının korunmasını isteyen Sarı, “Patron hakkında yürütülen soruşturmanın faturası gazeteciye, kameramana, ışıkçıya, sesçiye ve teknik personele kesilemez” diye konuştu. Sarı, Halk TV’nin yayın hayatına devam etmesi ve gazetecilerin mesleklerini özgürce sürdürebilmesi gerektiğini kaydetti.

HALK TV’NİN FON KRİZİ HABERLERİNİ GÜNDEME GETİRDİ
Halk TV’nin fon krizine ilişkin haberlerini hatırlatan Sarı, kayyım kararının zamanlamasına ilişkin soru işaretlerini gündeme taşıdı. Kanalın 5 Ekim’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulduğu öne sürülen 5 bin kişilik listeyi ve listedeki 26 kritik isme ilişkin iddiaları haberleştirdiğini belirtti.
Sarı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığına konulduğu ve kısa süre sonra kaldırıldığı öne sürülen tedbir kararlarının gerekçelerinin açıklanmasını istedi. Fon soruşturması kapsamında yapımcı Onur Güvenatam ile eski Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu arasındaki bağlantılara ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaların da araştırılması çağrısında bulundu.
Kayyım kararı ile söz konusu haberler arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu gösteren somut delillerin ortaya konulmadığına dikkat çeken Sarı, fon krizinde kimlerin ne kadar kazanç elde ettiğinin, Cumhurbaşkanı’na sunulduğu ileri sürülen listelerde kimlerin yer aldığının ve bazı isimler hakkındaki tedbir kararlarının hangi gerekçelerle kaldırıldığının açıklanmasını istedi.
“BİR MİLYON LİRA ÖDEME GARANTİSİ YOK”
Basın toplantısında fon krizine ilişkin kanun teklifini de değerlendiren Sarı, düzenlemenin yatırımcıların mağduriyetlerini gidermek için yeterli güvence sunmadığını savundu. Teklifte yer alan 1 milyon liralık tutarın her yatırımcıya kesin olarak ödenecek bir miktar olmadığını belirten Sarı, bunun fonun varlıklarına, nakit durumuna ve Sermaye Piyasası Kurulunun kararlarına bağlı bir ara ödeme tavanı olduğunu ifade etti.
Ödemelerin ne zaman yapılacağına ve fonun nakdinin yetersiz kalması halinde yatırımcıların ne kadar bekleyeceğine ilişkin belirsizliklere dikkat çeken Sarı, kalan zararların nasıl karşılanacağının da açıklanması gerektiğini söyledi.
Sarı, “İktidar, ödeme ihtimalini ödeme güvencesi gibi sunamaz” diyerek düzenlemenin yatırımcıların haklarını koruyacak somut hükümler içermesi gerektiğini belirtti.
ENFLASYON KARŞISINDAKİ DEĞER KAYBI TARTIŞMASI
Fon yatırımcılarının alacaklarının enflasyon nedeniyle değer kaybedebileceğini dile getiren Sarı, teklifte net yatırım tutarının TÜFE ve Yİ-ÜFE değişimlerinin ortalaması üzerinden güncellenmesinin öngörüldüğünü ancak bu uygulamanın tasfiye tarihiyle sınırlandırıldığını kaydetti.
Ara ödemelerde endeksleme öngörülmemesini eleştiren Sarı, tasfiye tarihi ile ödeme günü arasında yaşanabilecek alım gücü kaybının nasıl karşılanacağının netleştirilmesini istedi. Yatırımcıların paralarına aylar sonra ulaşması halinde oluşacak ekonomik kaybın kimin tarafından üstlenileceğinin açıklanması gerektiğini vurguladı.
SPK’NİN YETKİLERİ İÇİN ŞEFFAFLIK ÇAĞRISI
Kanun teklifinin değerleme esasları, satış yöntemleri, ödeme sırası ve ara ödemeler konusunda SPK’ye geniş yetkiler tanıdığını belirten Sarı, bu yetkilerin şeffaf ve denetlenebilir biçimde kullanılmasını istedi.
Borsa dışı satış imkanının varlıkların gerçek değerinin altında elden çıkarılması riskini doğurabileceğini savunan Sarı, bağımsız değerleme yapılması ve yatırımcılar için etkili itiraz mekanizmalarının oluşturulması çağrısında bulundu.
Düzenlemenin yeni mağduriyetlere yol açmaması gerektiğini belirten Sarı, yatırımcıların birikimlerinin sınırları açıkça belirlenmemiş idari kararlara bağlı bırakılmaması gerektiğini ifade etti.
“GÖNÜLLÜ İADE, HESAP SORMANIN YERİNE GEÇEMEZ”
Fon krizinde gerçeğe aykırı değerler üzerinden olağanüstü kazanç elde ettiği öne sürülen kişiler için hazırlanan gönüllü iade mekanizmasını da eleştiren Sarı, yalnızca kişilerin kendi istekleriyle para iade etmesine dayalı bir yaklaşımın yeterli olmayacağını söyledi.
Hukuki ve cezai sorumlulukların korunması gerektiğini vurgulayan Sarı, “Yatırımcının hakkı, başkalarının iade etme isteğine bağlı tutulamaz. Hiçbir iade, sorumluluğun üzerini örten bir pazarlığa dönüşemez” ifadelerini kullandı.
Sorumluluğu belirlenen kişilerin mal varlıklarının korunması, tahsilat işlemlerinin gecikmeden yürütülmesi ve denetim mekanizmalarının kriz sürecindeki rolünün araştırılması gerektiğini kaydetti.
KALICI YATIRIMCI KORUMA SİSTEMİ ÇAĞRISI
Düzenlemenin yalnızca belirli tarihlerde tasfiyesine karar verilen fonları kapsamasını eleştiren Sarı, benzer krizlerin yeniden yaşanmaması için kalıcı bir yatırımcı koruma sistemi kurulmasını istedi.
Ödeme takviminin kanunda açıkça belirlenmesi, bekleme dönemindeki değer kaybının karşılanması, varlık satışlarının bağımsız değerlemeyle gerçekleştirilmesi ve sürecin TBMM denetimine sunulması gerektiğini belirten Sarı, fon krizindeki denetim sorumluluğunun da açıklığa kavuşturulması çağrısında bulundu.
Sarı, vatandaşların birikimlerini korumak için sorumluların ortaya çıkarılması, hukuka aykırı biçimde aktarılan değerlerin geri alınması ve yatırımcı haklarının somut güvencelere bağlanması gerektiğini vurgulayarak açıklamasını, “Gündemi değiştirebilirsiniz ancak milletin hesap sorma hakkını ortadan kaldıramazsınız” sözleriyle tamamladı.





