Bu dosya haber; öldürülen çocukların ardından kalan acıyı, suça sürüklenen çocukların hangi koşullarda fail haline geldiğini ve sistemin nerede tıkandığını çok yönlü biçimde ele alıyor.
BİR NESLİN KAYBI: ÜÇ ÇOCUK, ÜÇ YARIM KALAN HAYAT
Ahmet Minguzi, Hakan Çakır ve Atlas Çağlayan’ın ortak noktası, hiçbirinin bir suçun tarafı olmamasıydı. Okul, arkadaşlık ve hayallerle örülü bir yaşamdan koparıldılar. Aileler, çocuklarının isimlerinin artık birer dosya numarasına dönüşmesine isyan ediyor. Bir annenin sözleri bu acıyı özetliyor: “Biz evladımızı toprağa verdik ama adalet hâlâ gelmedi.”
AİLELERİN ADALET ARAYIŞI VE UZAYAN DAVALAR
Cinayet davalarının aylar, hatta yıllar sürmesi, mağdur ailelerde ikinci bir travmaya yol açıyor. Duruşmaların ertelenmesi, bilirkişi raporlarının gecikmesi ve yargılamaların karmaşıklığı, kamuoyunda “cezasızlık algısını” güçlendiriyor. Aileler, yalnızca failin cezalandırılmasını değil, benzer acıların yaşanmaması için caydırıcı adımlar atılmasını talep ediyor.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR: FAIL Mİ, İHMALİN ÜRÜNÜ MÜ?
Uzmanlara göre suça sürüklenen çocukların önemli bir kısmı; yoksulluk, aile içi şiddet, eğitimden kopuş ve denetimsizlik sarmalında büyüyor. Sosyal hizmetlere erişim eksikliği ve erken müdahale mekanizmalarının yetersizliği, bu çocukları suça daha açık hale getiriyor. Bir çocuk gelişim uzmanı, “Fail olarak gördüğümüz çocukların büyük bölümü, yıllarca görünmeyen bir ihmalin sonucu” değerlendirmesinde bulunuyor.
TOPLUMSAL TRAVMA VE SOSYAL MEDYADA ÖFKE DÖNGÜSÜ
Her yeni dava, sosyal medyada büyük bir öfke dalgası yaratıyor. Bu dalga, bir yandan farkındalık sağlarken diğer yandan linç kültürünü besleyebiliyor. Uzmanlar, adalet talebinin nefret söylemine dönüşmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Toplumsal travmanın sağaltılması için sağduyulu bir dil ve sorumlu yayıncılık önem taşıyor.
SİSTEM NEREDE TIKANIYOR?
Eğitimden kopan çocukların takibi, riskli ailelerin desteklenmesi ve okul, sosyal hizmet, emniyet iş birliği çoğu zaman kâğıt üzerinde kalıyor. Önleyici politikalar yerine, olay sonrası tepkisel adımlar atılıyor. Bu da hem mağdur ailelerin acısını derinleştiriyor hem de yeni suçların önünü kapatamıyor.
ÖNLEME, HIZLI YARGI VE TOPLUMSAL SAHİPLENME
Uzmanlar; erken yaşta psikososyal destek, okul devamsızlığına hızlı müdahale, çocuk adalet sisteminde uzmanlaşma ve davaların makul sürede sonuçlandırılmasını öneriyor. Aileler ise tek bir çağrıda birleşiyor: “Bir çocuk daha ölmesin.”
Bu dosya haber, Ahmet Minguzi, Hakan Çakır ve Atlas Çağlayan’ın isimlerinin yalnızca birer acı hatıra olarak kalmaması; adaletin hızlanması ve önleyici politikaların hayata geçirilmesi için toplumsal bir yüzleşme çağrısıdır.