Sızan bilgilere göre, Kâbe örtüsünün manevi değerine ilişkin dikkat çekici bir e-posta 22 Mart 2017 tarihinde yazıldı. Yazışmada, örtünün İslam dünyası açısından taşıdığı kutsiyet ayrıntılı biçimde anlatıldı. E-postada, Kâbe örtüsüne tavaf sırasında en az 10 milyon Müslüman’ın dokunduğu, örtünün yalnızca bir kumaş değil; duaları, gözyaşlarını ve umutları üzerinde taşıyan sembolik bir emanet olduğu vurgulandı.

Epstein, yıllar boyunca çocukları ve reşit olmayan gençleri istismar eden, onları zengin ve nüfuzlu isimlere pazarlayan kirli bir ağ kurmakla suçlandı. ABD’de açılan davalar ve tanık ifadeleri, bu ağın siyaset, iş dünyası ve medya çevrelerine kadar uzandığını, birçok ismin ya sessiz kaldığını ya da korunmaya çalışıldığını ortaya koymuştu. Epstein’ın özel uçuşları, adaları ve malikâneleri, bu istismar zincirinin merkezleri olarak anıldı.
ÖRTÜNÜN DEĞERİNİ ANLATMIŞ
Sızan belgelere göre, 22 Mart 2017 tarihli bir e-postada Kâbe örtüsünün manevi anlamı ayrıntılı şekilde anlatıldı. Yazışmada, örtünün İslam dünyası için yalnızca bir kumaş değil; tavaf sırasında milyonlarca Müslüman’ın dokunduğu, duaların, gözyaşlarının ve umutların sembolü olduğu vurgulandı. Buna rağmen söz konusu parçaların, Epstein’ın kontrolündeki LSJE LLC aracılığıyla satın alınarak Karayipler’deki St. Thomas Adası’nda bulunan evine gönderildiği belirtildi.

Teslimat sürecinin, Epstein’ın yakın çevresinde yer alan Daphne Wallace tarafından koordine edildiği, Suudi Arabistan tarafındaki temasların ise Abdullah Al-Maari üzerinden yürütüldüğü kayıtlara geçti. Lojistik, gümrük işlemleri ve fiziksel taşımanın ayrı bir firma tarafından üstlenildiği, sevkiyatın dikkat çekmemesi için parçalı şekilde organize edildiği ifade ediliyor.
Kutsal kabul edilen Kâbe örtüsünün, böyle bir geçmişe sahip bir isim tarafından kişisel dekorasyon unsuru olarak kullanılması, sadece etik değil, dini ve vicdani açıdan da sert tartışmaları beraberinde getirdi.



