Sosyal medya platformlarında çocuklara sunulan hizmetler için yeni bir dönem başlıyor. Yaş doğrulamasından hesap gizliliğine, ebeveyn kontrolünden itiraz mekanizmalarına kadar birçok alanı kapsayan yönetmelik, 1 Kasım 2026 itibarıyla uygulanmaya başlayacak. Mevcut hesapların yaş doğrulama belirteciyle doğrulanması için belirlenen son tarih ise 31 Mart 2027 olacak.
Avukat, arabulucu ve özel eğitim hukukçusu Burcu Akar Muratoğlu, Türkinform muhabiri Pelin Zengin’e yaptığı değerlendirmede, düzenlemenin çocukların dijital ortamdaki güvenliğini artırmayı hedeflediğini ancak uygulamanın yalnızca kısıtlamalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Muratoğlu, çocukların özel hayatının korunması, dijital hizmetlere katılımı ve özel gereksinimlerine uygun destek alabilmesinin de düzenlemenin önemli boyutları arasında bulunduğunu belirtti.
15 YAŞ ALTINA SOSYAL AĞ HİZMETİ SUNULAMAYACAK
10 Ekim 2026 tarihli ve 33396 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik, sosyal ağ sağlayıcılarının çocuklara yönelik hizmetlerini yeniden düzenliyor.
Yönetmelik kapsamında 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulamayacak. 15 yaşını dolduran ancak henüz 18 yaşına girmeyen kullanıcılar içinse güvenlik ve mahremiyet önlemlerinin artırıldığı, iletişim ve içerik özelliklerinin sınırlandırıldığı ayrı bir hizmet modeli uygulanacak.
Mevcut hesapların da yeni sisteme uyum sağlaması gerekecek. Yaş doğrulama belirteciyle doğrulanmamış hesapların 31 Mart 2027’ye kadar en az bir kez doğrulanması zorunlu olacak. Doğrulama sonucunda 15 yaşından küçük olduğu tespit edilen kullanıcıların hesapları kapatılacak. 15-17 yaş grubundaki çocukların hesapları ise yaşlarına yönelik koruyucu kurallara göre düzenlenecek.
Muratoğlu, düzenlemenin bütün internet kullanımını kapsayan genel bir yasak şeklinde yorumlanmaması gerektiğine dikkat çekti. Yönetmeliğin sosyal ağ sağlayıcılarına yönelik yükümlülükler getirdiğini belirten Muratoğlu, birden fazla hizmeti aynı platformda sunan şirketlerin hangi özelliklerinin düzenleme kapsamında değerlendirileceğinin uygulamada önem kazanacağını ifade etti.

YAŞ DOĞRULAMASINDA E-DEVLET BELİRTECİ KULLANILACAK
Yeni sistemde kullanıcıların yaşlarının doğrulanması için e-Devlet Kapısı üzerinden oluşturulan yaş doğrulama belirteci kullanılacak. Yönetmeliğin 7. maddesinde düzenlenen yönteme göre sosyal ağ sağlayıcısına iletilen belirteç, kullanıcının 15 ve 18 yaş sınırları karşısındaki durumunu gösterecek.
Belirtecin kişiyi doğrudan tanımlayabilecek başka kişisel verileri içermemesi ve yalnızca yaş doğrulama amacıyla kullanılması gerekiyor. Muratoğlu, kişisel bilgilerin platformlarla paylaşılmasını sınırlandıran bu yaklaşımın mahremiyet bakımından olumlu olduğunu belirtti.
Bununla birlikte veri güvenliğinin yalnızca belirtecin içeriğiyle sağlanamayacağını vurgulayan Muratoğlu, bilgilerin oluşturulması, iletilmesi, saklanması ve hesaplarla eşleştirilmesi aşamalarının da güvenli yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Yaş doğrulaması tamamlanmış bir hesabın belirlenen yaş grubuna uygun olmadığına ilişkin makul şüphe oluşması durumunda ise hesap askıya alınabilecek ve yeniden doğrulama talep edilebilecek. Bu süreçte şüpheye dayanak oluşturan ölçütlerin açık olması ve hatalı değerlendirmelerin önlenmesi kullanıcı hakları açısından önem taşıyacak.
GİZLİ HESAP VE SINIRLI MESAJLAŞMA UYGULANACAK
Yönetmeliğin 8. maddesiyle 15-17 yaş grubundaki çocukların sosyal medya hesaplarına yönelik çeşitli güvenlik önlemleri getiriliyor. Bu yaş grubundaki kullanıcıların hesapları gizli olacak ve hesaplarını herkese açık hâle getirmelerine imkân tanınmayacak.
Çocukların takipçi ve takip ettikleri hesaplara ilişkin bilgiler de diğer kullanıcıların erişimine kapatılacak. Mesajlaşma özelliğinde yalnızca çocuğun takip ettiği hesaplardan mesaj alınabilecek. Mesajlarda karşı tarafın içeriği gördüğünü gösteren bildirimler kullanılmayacak. Ayrıca çocuk hesaplarında canlı yayın özelliği sunulamayacak.
Düzenleme, ekran görüntüsü alınmasını önlemeye yönelik teknik tedbirleri de kapsıyor. Profil fotoğrafları, hesap bilgileri, paylaşımlar ve görseller için koruyucu önlemler alınması gerekecek. Telefon rehberi ve benzeri iletişim listeleriyle bağlantı kurulması engellenecek; çocukların üçüncü kişilerin iletişim bilgileri üzerinden bulunması veya önerilmesi de mümkün olmayacak.
Çocukları uzun süre platformda tutabilecek özellikler de düzenlemenin kapsamına alınıyor. Bağımlılık geliştirme etkisi doğurabilecek hizmetler sunulamayacak; görsellerin kaydırma, dokunma veya benzeri hareketlerle ya da otomatik biçimde art arda gösterilmesini sağlayan işlevlere yer verilemeyecek. Çocukların davranışlarına göre hesaplarının özelleştirilmesi ve kişisel verilerinin profilleme veya kişiselleştirilmiş ticari reklam amacıyla kullanılması da yasaklanacak.
Muratoğlu, platformların yalnızca zararlı içeriklere müdahale etmekle kalmayıp risk oluşturabilecek tasarım özellikleri konusunda da sorumluluk üstlenmesini önemli bulduğunu belirtti. Ancak hiçbir teknik önlemin bütün tehlikeleri ortadan kaldıramayacağını hatırlattı. Örneğin ekran görüntüsüne karşı alınan tedbirlerin başka bir cihazla görüntü kaydedilmesini bütünüyle önleyemeyeceğini ifade etti.

EBEVEYN KONTROLÜNÜN DE SINIRLARI BULUNUYOR
Yönetmeliğin 9. maddesi, ebeveynlerin çocuklarının sosyal medya kullanımını yönetebilmesi için kontrol araçları sunulmasını öngörüyor. Bu araçlarla hesap ve özellik ayarları yönetilebilecek, ücretli işlemler için izin ve harcama sınırları belirlenebilecek, kullanım süresi takip edilip sınırlandırılabilecek. Konum paylaşımına ilişkin mekanizmalar da bu kapsamda yer alacak.
Kontrol araçlarının Türkçe hazırlanması, kolay erişilebilir olması ve farklı cihazlarda çalışması gerekiyor. Ebeveyn kontrolü devreye alındığında çocuğun bu durumdan açıkça haberdar edilmesi de zorunlu tutuluyor.
Muratoğlu, ebeveynlerin çocuklarını koruma sorumluluğunun onların bütün özel yaşamını sınırsız biçimde takip etme hakkı anlamına gelmediğini vurguladı. Kontrol araçlarının çocuğun mahremiyetini ölçüsüz şekilde kısıtlamaması, iletişim kurmasını ve öğrenmesini desteklemesi gerektiğini belirtti.
Ebeveynlere kontrol imkânı verilmesinin sosyal medya şirketlerini kendi güvenlik sorumluluklarından kurtarmayacağını ifade eden Muratoğlu, çocukların korunmasında ailelerin ve platformların yükümlülüklerinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
ÇOCUĞUN GÜVENLİĞİ KADAR KATILIM HAKKI DA ÖNEMLİ
Düzenlemenin çocuk hakları yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Muratoğlu, çocuğun yüksek yararının güvenlik önlemleriyle sınırlı olmadığını ifade etti. Çocuğun görüşünü açıklayabilmesi, özel hayatının korunması ve yaşına uygun biçimde dijital ortama katılabilmesi de dikkate alınması gereken haklar arasında bulunuyor.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesi çocuğun yararını, 12. maddesi görüşünün dikkate alınmasını, 13. maddesi ifade özgürlüğünü, 16. maddesi ise özel hayatın korunmasını düzenliyor. BM Çocuk Hakları Komitesinin dijital ortama ilişkin 25 No.lu Genel Yorumu da çocukların dijital dünyada korunmasıyla mahremiyet ve katılım haklarının birlikte ele alınmasına rehberlik ediyor.
Muratoğlu, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik hizmet yasağının farklı ihtiyaçlar üzerindeki etkilerinin takip edilmesi gerektiğini belirtti. Koruma amacının yanında getirilen sınırlamaların gerekliliği ve ölçülülüğünün de değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Eğitim, kültür ve sosyal destek alanlarında dijital araçlara ihtiyaç duyan çocuklar için güvenli ve erişilebilir alternatiflerin geliştirilmesinin önemini vurgulayan Muratoğlu, çocukların dijital dünyadan bütünüyle dışlanmadan korunabilmesine yönelik çözümlerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
DİJİTAL ORTAMDAKİ TEHLİKELERDE HESAP KAPATMAK YETERLİ DEĞİL
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu da çocukların korunması ve katılımı bakımından önemli hükümler içeriyor. Kanunun 4. maddesinde ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun ve ailesinin bilgilendirilmesi ve etkili usul ilkeleri yer alırken 5. maddesinde danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbirleri düzenleniyor.
Muratoğlu, sosyal medya üzerinden tehdit edilen, istismara uğrayan veya güvenliği tehlikeye giren bir çocuğun hesabının kapatılmasının her zaman yeterli olmayabileceğini belirtti. Çocuğun karşı karşıya kaldığı duruma göre psikososyal destek ve koruyucu tedbirlerin de gündeme gelebileceğini ifade etti.
Sosyal ağlara ilişkin yönetmeliğin platformların sorumluluklarını belirlediğini, çocuk koruma mevzuatının öngördüğü müdahalelerin yerine geçmediğini kaydeden Muratoğlu, her olayın çocuğun ihtiyaçları ve içinde bulunduğu koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR İÇİN ERİŞİLEBİLİRLİK VURGUSU
Yönetmeliğin 5. maddesinin altıncı fıkrası, engelli bireylerin yaş doğrulama ve ebeveyn kontrol sistemlerine erişimini güvence altına almayı amaçlıyor. Buna göre bu yöntemlerin engel durumu nedeniyle sistematik ayrımcılığa yol açmaması ve bütün kullanıcılar için erişilebilir biçimde sunulması gerekiyor.
Muratoğlu, bu yükümlülüğün yalnızca mevzuatta yer almasının yeterli olmayacağını, kullanılan sistemlerin farklı gereksinimlere sahip çocuklar tarafından gerçekten kullanılabilir olması gerektiğini belirtti. Karmaşık metinler disleksili çocuklar, ekran okuyucuyla uyumsuz sistemler görme engelli çocuklar, hassas dokunma hareketleri gerektiren uygulamalar ise motor güçlüğü yaşayan çocuklar için engel oluşturabilir.
Sade anlatım, sesli açıklama, yardımcı teknolojilerle uyumluluk, ek süre ve destekli başvuru imkânlarının geliştirilmesini öneren Muratoğlu, bunların yönetmelikte tek tek sayılmış teknik şartlar değil, erişilebilirlik yükümlülüğünün uygulanmasına yönelik öneriler olduğunu belirtti.
Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin eşitlik, engelli çocukların hakları, erişilebilirlik ve ifade özgürlüğüne ilişkin hükümlerinin de bu konuda dikkate alınması gerektiğini kaydeden Muratoğlu, çocukların kendi görüşlerini açıklayabilmeleri için uygun destek mekanizmalarının sağlanmasına işaret etti.
Özel gereksinimli çocukların gelişimsel özelliklerinin hukuki yaş sınırını değiştirmeyeceğini de belirten Muratoğlu, örneğin 16 yaşındaki bir çocuğun gelişim yaşı gerekçe gösterilerek kendiliğinden 15 yaş altı grubuna alınamayacağını ifade etti. Bu çocukların ihtiyaçlarının yaşlarına uygun hizmet kapsamında karşılanması gerektiğini vurguladı.
HATALI HESAP KAPATMA İŞLEMİNE KARŞI BAŞVURU YAPILABİLECEK
Yönetmeliğin 10. maddesi, yaş doğrulama sonucu veya hesaplara uygulanan tedbirler nedeniyle mağduriyet yaşayan kullanıcılara başvuru hakkı tanıyor. Hesabın askıya alınması, kapatılması ya da ayrıştırılmış hizmet kurallarının uygulanmasına karşı itiraz edilebilecek.
Sosyal ağ sağlayıcılarının başvuru mekanizmalarını Türkçe, ücretsiz ve erişilebilir biçimde sunması gerekiyor. İtirazların yalnızca otomatik sistemlerle değerlendirilmesi yeterli olmayacak; insan incelemesi de yapılacak. Başvuru sonuçlanana kadar hesaba ait içerik ve kişisel verilerin silinmesine izin verilmeyecek.
Muratoğlu, ailelerin hatalı işlemle karşılaştıklarında bildirimleri ve başvuru kayıtlarını saklamalarını, hangi işlemin düzeltilmesini istediklerini açıkça belirtmelerini önerdi. Belgelerin güvenli ve resmî kanallardan gönderilmesinin de önemli olduğunu kaydetti.
Başvurunun sonucuna ilişkin bildirimde Siber Güvenlik Başkanlığına şikâyet ve yargı yoluna başvuru imkânının belirtilmesi gerekiyor. Ancak her uyuşmazlık için aynı mahkemenin veya ortak bir dava süresinin geçerli olduğu söylenemiyor. Platformun kararı ile idari makamın işlemi farklı hukuki yolların değerlendirilmesini gerektirebiliyor.
KİŞİSEL VERİ İHLALİNDE AYRI ŞİKÂYET YOLLARI BULUNUYOR
Çocukların kişisel verilerinin hukuka aykırı işlendiği düşünüldüğünde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında da başvuru yapılabiliyor. İlk aşamada veri sorumlusuna başvurulması, yasal koşulların oluşması durumunda ise Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyet edilmesi mümkün olabiliyor.
Veri sorumlusunun başvuruyu en geç 30 gün içinde yanıtlaması gerekiyor. Cevabın öğrenilmesinden itibaren 30 gün ve her hâlde başvurudan itibaren 60 gün içinde Kurula şikâyet yoluna gidilebiliyor. Sürelerin doğru hesaplanması, başvuru hakkının kaybedilmemesi açısından önem taşıyor.
Muratoğlu, sosyal ağ sağlayıcısına yapılan itirazın KVKK kapsamındaki başvurunun yerine her durumda geçmeyeceğine dikkat çekti. Tehdit, şantaj, cinsel istismar veya başka bir suç şüphesi söz konusuysa kolluk birimlerine ya da savcılığa başvurulabileceğini belirtti. Acil tehlike bulunan durumlarda platformdan gelecek yanıtın beklenmemesi gerektiğini de vurguladı.
Arabuluculuğun uygun uyuşmazlıklarda çözüm sağlayabileceğini ifade eden Muratoğlu, çocuk istismarı iddialarında bunun cezai soruşturma ve koruyucu müdahalelerin alternatifi olarak görülemeyeceğini kaydetti.
İTİRAZ SÜRESİ VE DENETİM KONULARI TARTIŞMA YARATABİLİR
Muratoğlu, yönetmelikte çocukların güvenliğini destekleyen önemli hükümler bulunduğunu ancak bazı konuların uygulamada açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
İtirazların hızla sonuçlandırılması öngörülmesine rağmen kesin bir yanıt süresinin belirtilmemesi, kullanıcıların başvurularının ne zaman sonuçlanacağını öngörmesini zorlaştırabilir. Hesabın askıya alınmasına gerekçe oluşturabilecek “makul şüphe” kavramının hangi ölçütlerle uygulanacağı da önem taşıyor.
Muratoğlu, özellikle özel gereksinimli çocukların kullandıkları farklı araçlar veya yöntemler nedeniyle yanlış değerlendirmelere maruz kalmaması gerektiğini vurguladı. Erişilebilirlik şartlarının teknik standartlarla desteklenmesi, denetim yöntemlerinin açıklanması ve insan incelemesinin niteliğinin belirginleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Hesapların kapatılması sonrasında verilerin hangi aşamada silineceği de dikkat çekilen konular arasında yer aldı. Platform içi itirazın ardından devam edebilecek şikâyet veya yargı süreçlerinde delillerin korunması ihtiyacının göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Muratoğlu, düzenlemede bu sonraki aşamalara yönelik ayrıca bir saklama güvencesi bulunmadığına işaret etti.
Ebeveyn kontrolünün velayet anlaşmazlığı yaşanan veya aile içi şiddet riski bulunan durumlarda nasıl uygulanacağı da ayrıca değerlendirilmesi gereken başlıklardan biri. Muratoğlu, güvenlik amacıyla kullanılan araçların çocukların yardım istemesini zorlaştırmaması gerektiğini belirtti. Bu konuların, yönetmeliğin bütünüyle hukuka aykırı olduğu anlamına gelmediğini; uygulamada izlenmesi gereken noktaları ortaya koyduğunu ifade etti.
AİLELERİN RESMÎ DUYURULARI TAKİP ETMESİ GEREKİYOR
Muratoğlu, ailelerin öncelikle yönetmeliğin 1 Kasım 2026’daki yürürlük tarihini ve mevcut hesapların doğrulanması için belirlenen 31 Mart 2027 tarihini takip etmelerini önerdi. Sosyal medya platformlarının resmî açıklamalarının incelenmesi gerektiğini belirten Muratoğlu, yaş doğrulaması bahanesiyle gönderilen şüpheli bağlantılara karşı dikkatli olunması ve e-Devlet şifresinin üçüncü kişilerle paylaşılmaması uyarısında bulundu.
Çocuklarla mahremiyet, takip edilen hesaplar, ücretli işlemler ve gerektiğinde yardım isteme yolları hakkında konuşulmasının önemini vurgulayan Muratoğlu, çocukların karşılaştıkları rahatsız edici durumları ailelerine anlatırken suçlanma korkusu yaşamamaları gerektiğini ifade etti.
Özel gereksinimli çocukların ailelerine de erişilemeyen doğrulama ve itiraz sistemlerini kayıt altına almalarını ve uygun düzenleme talep etmelerini öneren Muratoğlu, dijital güvenliğin çocukların haklarını sınırlamakla değil, haklarını koruyan bir ortam oluşturmakla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Muratoğlu’na göre düzenlemenin başarısı, yalnızca platformların yeni kurallara uyum sağlamasıyla değil; çocukların mahremiyetinin, güvenliğinin, katılım hakkının ve özel gereksinimlerinin uygulamada ne ölçüde gözetildiğiyle ortaya çıkacak.




