Değerli okurlar,
Geçtiğimiz haftalarda insan hayatının en hassas evrelerinden biri olan gebelik dönemi ve ardından bebeklik dönemini ele almıştık. Bu yazımızdan itibaren ise insan kişiliğinin temellerinin hızla şekillendiği çocukluk dönemine odaklanacağız.
Anne karnında şahsiyet olmaya başlayan insanoğlu, 3 yaşından 15 yaşına kadar süren çocukluk döneminde hem kendini tanır hem de toplumla ilişkisini inşa eder. Peki bu süreçte çocuk ne yaşar, ne bekler, neye ihtiyaç duyar?
Çocukluk dönemini üç temel evrede değerlendirmek mümkündür:
3–6 yaş arası:
Bu dönemin en baskın ihtiyacı beğenilmektir. Çocuk, zorla kabul ettirilmek yerine sevilerek ve takdir edilerek kabul görmek ister.
6–10 yaş arası:
Beğenilme isteği bu kez iddiaya dönüşür. Çocuk, en basit eşyasının bile üstün olduğunu savunarak kendini kabul ettirmeye çalışır.
10–15 yaş arası:
Bu dönemde özentilik ön plana çıkar. Çocuk; çevresinde kabul gören, güçlü görünen, hatta zaman zaman zorba kişilere bile özenerek kendini var etmeye çalışır.
Aslında bütün bu dönemlerin ortak paydası nettir:
Çocuk, her yaşta beğenilmek ve kabul edilmek ister.
3–6 YAŞ: BEĞENİLME İHTİYACININ EN YOĞUN OLDUĞU DÖNEM
Bu yazımızda özellikle 3–6 yaş aralığını biraz daha yakından ele almak istiyorum.
Bu yaşta çocuk oyunla yaşar. Ancak oynadığı oyunun bile gizli bir amacı vardır:
Görülmek, izlenmek ve takdir edilmek.
Bu dönemde yeterince ilgi ve alaka görmeyen çocuk, ilerleyen yıllarda “gölge kişilik” dediğimiz yapıya sürüklenebilir. Bu nedenle çocuğun sadece fiziksel değil, manevi dünyasının da beslenmesi büyük önem taşır.
Çocuğun zekâsı bu yaşlarda son derece duru ve hassastır. Hem izlemek ister hem de izlenmek… Sürekli beğenilme çabası içinde olan bir çocuğun bu ihtiyacı karşılanmazsa, ileride davranışsal ve kişilik sorunlarıyla karşılaşmak kaçınılmaz olur.
Anne ve babaların çalışma hayatı, zaman darlığı elbette bir gerçektir. Ancak çocuk için bunların hiçbirinin önemi yoktur. O sadece şunu ister:
Beğenilmek.
Bu dönemde çocuğun ekmekten, sudan bile önce hassas ilgiye ihtiyacı vardır. Çocuk oyunlarını bile beğenilmek için oynar. Duygusal, düşünsel, fiziksel ve ruhsal olarak doymak ister.
Örneğin; oynadığı oyunu takip etmeyen, onu sonuca bağlamayan, eksiklerini anlatmayan bir yetişkin karşısında çocuk, her şeyi yarım bırakmaya başlar. Bu da zamanla huysuzluğa, yalana ve içsel bir boşluğa dönüşür.
ÇOCUĞU CİDDİYE ALMAK, ŞAHSİYETİN TEMELİDİR
Çocukla tıpkı yetişkin bir birey gibi muhatap olmak gerekir. Oyunlarını tamamlarken aslında gelecekte yapacaklarının da provasını yapar.
Günün belli saatlerinde çocukla sohbet edilmeli, karşılıklı iletişim kurulmalı ve onun saygın bir birey olarak kabul edildiği hissettirilmelidir. Cesaretli, güvenilir ve inanılan bir insan olmanın toplumda kabul görmenin en güçlü yolu olduğu çocuğa sık sık anlatılmalıdır.
Çocuk; anne, baba, abi ya da abladan kendisi için gösterilen ilgiyi görmek ister. Beğenildiğine inandığı anda şahsiyet gelişimi başlar.
Aile içindeki herkesi sever; fakat kendine rol model olarak seçtiği kişi, genellikle çevresine en çok güven veren ve en çok beğenilen kişidir. Onu örnek alır, onunla dertleşir ve ona kulak verir.
GÜVEN: ÇOCUĞUN EN DERİN İHTİYACI
3–6 yaş arası çocuk, evde en az bir kişiye koşulsuz güvenmek ister. Bu güveni bulamadığında içsel bir boşluğa düşer. Ters davranışlar sergiler, bilerek yaramaz olur. Hatta ceza alsa bile bu davranışlarda ısrar edebilir.
Ancak çocuk, büyüklerinden sağlam bir güven duygusu ve samimi bir ilgi gördüğünde içsel dengesi yerine oturur ve gerçek özgürlüğünü bulur.
Bu hafta da yazımızın sonuna geldik.
Çocukluk döneminin diğer evrelerini ve kişilik üzerindeki etkilerini bir sonraki yazımızda ele alacağız.
Şimdilik kalın sağlıcakla…
*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*