Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Uçum, düzenlemenin olağan bir terörle mücadele kanunu olmadığını belirterek, temel amacın "sistematik terörün kesin ve devamlı surette tasfiye edilmesi" olduğunu vurguladı.

GENAR Başkanı İhsan Aktaş'tan yeni parti değerlendirmesi: “Bu yara hemen kapanmaz”
GENAR Başkanı İhsan Aktaş'tan yeni parti değerlendirmesi: “Bu yara hemen kapanmaz”
İçeriği Görüntüle

"OLAĞAN BİR TERÖRLE MÜCADELE KANUNU DEĞİL"

Uçum, AA Analiz için kaleme aldığı yazıda, Terörsüz Türkiye sürecinin 1 Ekim 2024'ten bu yana önemli aşamalardan geçtiğini ve 7595 sayılı Kanun'un sürecin hukuki çerçevesini oluşturduğunu belirtti. Kanunun 10 Ağustos 2026'da TBMM'de kabul edildiğini, 18 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlatan Uçum, düzenlemenin klasik bir terörle mücadele yasası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Uçum, kanunun "sistematik terörü kesin ve devamlı surette bitirmeye" yönelik olduğunu belirterek, hükümlerin yalnızca mevcut hukuk kuralları üzerinden değil, kanunun genel amacı dikkate alınarak yorumlanması gerektiğini savundu. Düzenlemenin af niteliğinde olmadığını belirten Uçum, devletin milli ve kamusal bir üstün yarar doğrultusunda şarta bağlı bir yeniden başlama imkanı sunduğunu kaydetti.

KİMLER OTOMATİK OLARAK YARARLANAMAYACAK?

Uçum, kanunun terör örgütü PKK/KCK ve bağlantılı oluşumlarla ilgili belirli kişi ve suçları kapsadığını ancak kapsamda bulunan herkesin düzenlemeden otomatik olarak yararlanamayacağını vurguladı. Uçum, "Kanun, kapsama giren kişiler için kendiliğinden veya otomatik olarak bir erteleme işlemini devreye sokmayacaktır. Dosya bazında ve kişi esaslı inceleme yapılacaktır" ifadelerini kullandı. Özellikle istisna suçlara dikkat çeken Uçum, 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren suçlar ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçlarının kapsam dışında tutulduğunu belirtti. Kanundan yararlanmanın kişi ve dosya bazında yapılacak incelemeye bağlı olduğunu aktaran Uçum, başvuruların yazılı olarak yapılacağını ve alınacak kararların yargısal denetime açık olacağını ifade etti.

5 VE 10 YILLIK ERTELEME DÖNEMİ

Uçum'un değerlendirmesine göre kanun kapsamındaki suçlarda uygulanacak erteleme süreleri cezanın niteliğine göre değişecek. Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren soruşturma, kovuşturma ve infazların 5 yıl; 15 yıldan fazla hapis ile müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçların ise 10 yıl süreyle ertelenmesi öngörülüyor. Ancak erteleme mekanizmasının devreye girmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Buna göre terör örgütü PKK/KCK'nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edilmesine ilişkin tespitlerin MGK tarafından teyit edilmesi ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanması gerekiyor. Bu ilanın ardından başlayacak 6 aylık süre içerisinde kapsamda bulunan kişilerin başvuru yapması gerekiyor.

Uçum, erteleme süresi içerisinde yeni bir terör suçu işlenmesi halinde erteleme kararının kaldırılacağını belirtti. Suç işlenmemesi halinde ise soruşturma ve kovuşturmalar bakımından davanın düşmesi, infaz bakımından ise cezanın infaz edilmiş sayılması gibi sonuçların ortaya çıkacağını aktardı.

SÜRECİ KİM YÖNETECEK?

Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında bir kurul oluşturulacağını belirten Uçum, kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreterinin yer alacağını ifade etti. Kurulun süreci takip edeceğini ve dönemsel değerlendirmeler yapacağını kaydeden Uçum, TBMM Başkanlığı tarafından da bir İzleme Komisyonu kurulacağını belirtti. İzleme Komisyonunun süreçteki faaliyetleri izleyeceği ve tavsiyelerde bulunabileceği aktarıldı.

"TÜRKİYE'NİN DEMOKRATİK SİYASİ GELECEĞİNDE YERİ OLMAYACAK"

Uçum, değerlendirmesinin sonuç bölümünde sürecin hızlı ve aşamalı şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Terör örgütü PKK'nın bakiye unsurlarının silah bırakma ve tasfiye sürecine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesinin önemine dikkat çeken Uçum, terör pratiğinin yanı sıra terörün destek unsurlarının, terör gölgesinde oluşan dilin ve demokratik siyaset üzerindeki "terör vesayeti"nin de tasfiye edilmesi gerektiğini savundu. Uçum, sürece direnenlerin "Türkiye'nin demokratik siyasi geleceğinde" yer bulamayacağını ifade etti.

Kaynak: HABER MERKEZİ