Deprem gibi doğal afetler, yalnızca fiziksel yıkım değil, aynı zamanda derin psikolojik etkiler de bırakıyor. Uzmanlar, özellikle büyük depremlerin ardından insanların güvenlik algısının ciddi şekilde zedelendiğini belirtiyor. Sarsıcı olaylar sonrası bireylerde “tehdit algısının” uzun süre devam edebildiği, bunun da uyku bozuklukları, sürekli tetikte olma hali ve yoğun kaygıya yol açtığı ifade ediliyor. Uzman Klinik Psikolog Metin Aydın Türkinform’a özel yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür kitlesel krizler, insanın en temel ihtiyacı olan ‘güvende hissetme’ duygusunu kökünden sarsar. Geleceğin belirsizleştiği, yarının öngörülemediği ortamlarda kolektif bir travma ve çaresizlik hissi yayılır. İnsanlar sürekli tetikte yaşar hale gelir. Bu durum panik bozuklukları, öfke patlamalarını ve derin bir umutsuzluğu tetikler. Toplumsal krizler, bireysel kaygılarımızın çarpan kat sayısıdır. Dış dünyadaki fırtına o kadar büyüktür ki, içimizdeki sığınaklar birer birer yıkılır. Bu dönemlerde sadece ekonomimiz ya da binalarımız değil, geleceğe olan inancımız da enkaz altında kalır. Bu krizler, altımızdaki zeminin sürekli sallandığı bir deprem simülasyonunda, hiç düşmeden ayakta durmaya çalışmaya benziyor.”

BELİRSİZLİK HİSSİNİ ARTIRIYOR

Ekonomik dalgalanmalar ve kriz dönemleri de ruh sağlığı üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Gelir kaygısı, iş güvencesi endişesi ve yaşam maliyetlerindeki artış, bireylerin sürekli stres altında hissetmesine neden oluyor. Uzmanlara göre ekonomik belirsizlik, insanların gelecek planı yapmasını zorlaştırıyor ve bu durum uzun vadede umutsuzluk hissini tetikleyebiliyor.

SÜREKLİ GERGİNLİK HALİ

Toplumsal olaylar, protestolar, siyasi gerilimler ve gündem yoğunluğu da bireylerin psikolojik yükünü artıran faktörler arasında yer alıyor. Sürekli değişen ve yoğun haber akışı, özellikle sosyal medya üzerinden maruz kalındığında “bilgi yüklenmesi” yaratabiliyor. Bu durum, bireylerde kaygı seviyesinin yükselmesine, dikkat dağınıklığına ve zihinsel yorgunluğa neden olabiliyor.

UZMANLARA GÖRE EN BÜYÜK RİSK NE?

Psikologlar, bu tür olaylara sürekli maruz kalmanın en büyük etkisinin “kronik stres” olduğunu vurguluyor. Kronik stresin ise yalnızca psikolojik değil, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi etkileri olabiliyor. Bağışıklık sisteminin zayıflaması, kalp-damar hastalıkları riskinin artması ve uyku düzeninin bozulması, uzun süreli stresin en yaygın sonuçları arasında gösteriliyor.

TRAVMA SONRASI BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ

Özellikle deprem gibi yıkıcı olayların ardından bazı bireylerde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gelişebiliyor. Uzmanlar, bu kişilerin olayları tekrar tekrar hatırlama, kabus görme ve kaçınma davranışları sergileyebileceğini belirtiyor. Bu belirtilerin uzun sürmesi durumunda profesyonel destek alınmasının önemine dikkat çekiliyor.

AP'nin “Gri Pasaport” raporu sonrası kritik uyarı! "Rahatsızlık yeşil pasaportlara da yansıyabilir"
AP'nin “Gri Pasaport” raporu sonrası kritik uyarı! "Rahatsızlık yeşil pasaportlara da yansıyabilir"
İçeriği Görüntüle

SOSYAL DESTEK EN GÜÇLÜ KORUYUCU FAKTÖR

Uzmanlara göre ruh sağlığını korumanın en önemli yollarından biri sosyal destek mekanizmaları. Aile, arkadaş çevresi ve toplumsal dayanışma, travmatik etkilerin hafiflemesinde kritik rol oynuyor. Ayrıca düzenli uyku, fiziksel aktivite ve haber tüketiminin dengelenmesi de psikolojik dayanıklılığı artıran faktörler arasında yer alıyor.

BELİRSİZLİK ÇAĞINDA PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK

Deprem, ekonomik kriz ve toplumsal olaylar gibi faktörlerin bir arada olduğu dönemlerde ruh sağlığının daha fazla koruma altına alınması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlara göre bireylerin bu süreçlerde kendilerini tamamen haberlere ve olumsuz gündeme maruz bırakmaması, psikolojik denge açısından büyük önem taşıyor.

Muhabir: BEYZA COŞKUN