Wellcome, Gallup ve Ipsos iş birliğiyle 140 ülkede 140 binden fazla yetişkinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya göre, bilime en azından belirli ölçüde güven duyduğunu belirtenlerin oranı 2020'de yüzde 80 iken 2025'te yüzde 72'ye geriledi. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise ekonomik zorluklarla mücadele eden kesimlerde güven kaybının daha belirgin olması oldu.

Almanya'nın başkenti Berlin'de 11-13 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen Dünya Sağlık Zirvesi (World Health Summit 2026), küresel sağlık sistemlerinin geleceği, bilimsel gelişmeler ve uluslararası sağlık iş birliklerinin yanı sıra toplumların bilime duyduğu güveni de gündeme taşıdı.

Zirve kapsamında basın mensuplarıyla paylaşılan Wellcome Global Monitor 2026 araştırması, bilimsel kurumlara ve bilim insanlarına yönelik toplumsal güvenin son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini ortaya koydu.

Wellcome, Gallup ve Ipsos ortaklığında hazırlanan araştırma, 2025 yılında 140 ülkede 140 binden fazla yetişkinle gerçekleştirilen saha çalışmalarına dayanıyor. Çalışmada bireylerin bilime ve bilim insanlarına duydukları güven, bilimsel gelişmelerin yaşamlarına sağladığı faydalara ilişkin görüşleri ve toplumsal koşulların bu değerlendirmelerle ilişkisi incelendi.

A8Ae0093 9Cba 4411 Aa43 727Afd4Eba38

BİLİME GÜVEN PANDEMİ ÖNCESİNİN DE ALTINDA

Araştırmanın 2018, 2020 ve 2025 yıllarındaki üç aşamasında da yer alan ülkelerin karşılaştırmalı verileri, bilime yönelik güvenin salgın döneminde yükseldikten sonra belirgin biçimde gerilediğini gösterdi.

2018 yılında katılımcıların yüzde 77'si bilime en azından belirli ölçüde güvendiğini belirtirken, COVID-19 salgınının yaşandığı 2020'de bu oran yüzde 80'e çıktı.

Ancak 2025 verilerinde güven oranı yüzde 72'ye düştü. Böylece bilime duyulan güven, beş yıl içerisinde 8 puan gerileyerek 2018'deki seviyesinin de altına indi.

Araştırmanın sonuçları, salgın sırasında bilimsel çalışmalara yönelik artan ilginin ve güvenin sonraki yıllarda aynı düzeyde korunamadığını gösterdi.

Bununla birlikte araştırmacılar, güven kaybının bütün ülkelerde aynı ölçüde yaşanmadığına ve küresel ortalamaların önemli bölgesel farklılıkları gizleyebileceğine dikkat çekti.

EKONOMİK SIKINTILAR BİLİME GÜVENLE İLİŞKİLİ

Wellcome Global Monitor 2026'nın öne çıkan bulgularından biri, bireylerin ekonomik koşulları ile bilime duydukları güven arasındaki farklılık oldu.

Araştırmaya göre, 2025 yılında ekonomik açıdan rahat yaşadığını belirten katılımcıların yüzde 39'u bilime yüksek düzeyde güven duyduğunu ifade etti.

Geçimini sağlamakta güçlük çektiğini belirten kişilerde ise bu oran yüzde 20'de kaldı.

2020 ile 2025 yılları karşılaştırıldığında, ekonomik sıkıntı yaşayan kesimlerde bilime yüksek düzeyde güven duyma oranının 16 puan azaldığı belirlendi. Ekonomik açıdan rahat olduğunu belirtenlerde ise gerileme 10 puan olarak kaydedildi.

Bu sonuçlar, ekonomik güvencesizlik yaşayan gruplarda bilimsel kurumlara yönelik güven kaybının daha belirgin olduğunu ortaya koydu.

Ancak araştırmada ekonomik zorlukların doğrudan güven kaybına neden olduğuna ilişkin kesin bir nedensellik ilişkisi kurulmadı. Bulgular, iki değişken arasında dikkate değer bir bağlantı bulunduğuna işaret etti.

Whs

BİLİM İNSANLARINA DUYULAN GÜVEN DE GERİLEDİ

Araştırma, yalnızca bilime yönelik genel güveni değil, bilim insanlarına duyulan güvenin yıllar içerisindeki değişimini de değerlendirdi.

2018 yılında bilim insanlarına yüksek düzeyde güven duyduğunu belirtenlerin oranı yüzde 34 olarak ölçüldü. Bu oran, salgının etkili olduğu 2020 yılında yüzde 43'e yükseldi.

Zelensky'den Putin'le görüşme için Erdoğan şartı
Zelensky'den Putin'le görüşme için Erdoğan şartı
İçeriği Görüntüle

2025 yılında ise yüzde 32'ye gerileyerek pandemi öncesindeki seviyenin de altına düştü.

Böylece bilim insanlarına yönelik yüksek güven, 2020'deki seviyesine kıyasla 11 puan azaldı.

Buna rağmen bilim insanları, araştırmada karşılaştırılan hükümetler ve gazeteciler gibi gruplara kıyasla daha yüksek güven duyulan kesimler arasında yer almaya devam etti.

SAĞLIK KURUMLARINA GÜVENENLER BİLİME DE DAHA FAZLA GÜVENİYOR

Araştırmada hastanelere ve sağlık kuruluşlarına duyulan güven ile bilime yönelik tutumlar arasında da dikkat çekici bir ilişki tespit edildi.

Küresel ölçekte katılımcıların yüzde 26'sı bilime yüksek düzeyde güvendiğini belirtirken, ülkelerindeki hastanelere ve sağlık kuruluşlarına yüksek düzeyde güven duyduğunu ifade eden kişiler arasında bu oran yüzde 43'e ulaştı.

Veriler, sağlık sistemlerine yönelik olumlu değerlendirmeler ile bilimsel kurumlara duyulan güvenin birlikte değişebildiğini gösterdi.

Wellcome Kurumsal İlişkiler ve Katılım Direktörü Mark Henderson, araştırmanın sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde bilimsel güvenin insanların günlük yaşam koşullarından bağımsız ele alınamayacağını vurguladı.

Henderson, bireylerin kurumların kendi yararlarına çalıştığını hissetmelerinin ve bilimsel gelişmelerin yaşamlarında somut karşılık bulmasının güven açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

Bilimsel araştırmaların toplumun farklı kesimlerine fayda sağlamasının yanı sıra insanların endişelerinin ve beklentilerinin dikkate alınmasının da güvenin güçlendirilmesinde belirleyici olabileceğini ifade etti.

14 BÖLGENİN YALNIZCA İKİSİNDE GÜVEN ARTTI

Wellcome Global Monitor 2026, bilime yönelik güvenin coğrafi dağılımında önemli farklılıklar bulunduğunu da ortaya koydu.

Araştırmada değerlendirilen 14 bölgenin beşinde güven düzeyi 2018 yılının altına gerilerken, yedisinde salgın öncesindeki seviyelere yaklaştı. Yalnızca iki bölgede artış kaydedildi.

Batı Asya, Orta Asya ve Afrika'nın bazı bölgelerinde bilime duyulan güvenin üç araştırma döneminde de düşüş eğilimi gösterdiği belirlendi.

Güney Amerika'da ise ülkeler arasında birbirinden farklı sonuçlar ortaya çıktı.

Brezilya'da bilime en azından belirli ölçüde güven duyduğunu belirtenlerin oranı 2018'de yüzde 64 iken 2025'te yüzde 74'e yükseldi.

Şili'de ise aynı oran 2018 yılında yüzde 75, 2020'de yüzde 81 olarak ölçülürken 2025 yılında yüzde 63'e kadar geriledi.

Araştırma ayrıca Cezayir ve Tacikistan'da bilimin topluma sağladığı faydalara yönelik olumlu değerlendirmelerin pandemi sonrasında artmaya devam ettiğini, Hindistan'da ise bu olumlu yaklaşımın korunduğunu gösterdi.

Bununla birlikte bilimsel gelişmelerin faydalı olduğuna inanmak ile doğrudan bilime güven duymak arasındaki farkın değerlendirmelerde dikkate alınması gerektiği belirtildi.

WELLCOME CEO'SUNDAN BİLİMSEL GÜVEN UYARISI

Wellcome Üst Yöneticisi (CEO) John-Arne Røttingen, araştırmanın sonuçlarını değerlendirerek bilimsel ilerlemenin toplumlar açısından gerçek faydaya dönüşebilmesinde kamuoyunun güveninin kritik bir rol oynadığını vurguladı.

Bulaşıcı hastalıklar, iklim değişikliği ve ruh sağlığı gibi küresel sorunların çözümünde bilimsel araştırmaların vazgeçilmez olduğunu belirten Røttingen, bilimsel gelişmelerin yalnızca teknik başarılarla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekti.

Røttingen'e göre bilimsel çalışmaların toplum tarafından güvenilir ve yararlı görülmesi, elde edilen sonuçların etkili biçimde uygulanabilmesi açısından önem taşıyor.

Bilime duyulan güvenin kendiliğinden var kabul edilemeyeceğini belirten Røttingen, güvenin yeniden güçlendirilmesinde şeffaflığın, açık iletişimin ve insanların günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunların anlaşılmasının önemini vurguladı.

AFRİKA'DA BİLİMSEL ARAŞTIRMALARIN YEREL TOPLUMLARA FAYDASI ÖNE ÇIKTI

Science for Africa Foundation Bilim Direktörü Evelyn Gitau da araştırma kapsamında bilimsel çalışmalara duyulan güvenin toplumsal deneyimlerle ilişkisine dikkat çekti.

Gitau, özellikle Afrika ülkelerinde bilimsel araştırmaların hangi kurumlar tarafından yürütüldüğünün, finansmanın nereden sağlandığının ve araştırma sonuçlarının yerel topluluklara ne ölçüde fayda sunduğunun önemli sorular olduğunu belirtti.

Bilimsel çalışmaların yerel ihtiyaçlara yanıt verebilmesinin ve araştırma süreçlerinde yerel kurumların daha etkin rol üstlenmesinin toplumlarla bilimsel kurumlar arasındaki güven ilişkisini güçlendirebileceğini ifade etti.

Bu değerlendirmeler, bilimsel araştırmalarda yalnızca bilgi üretiminin değil, elde edilen kazanımların toplumlar arasında nasıl paylaşıldığının da önem taşıdığını gündeme getirdi.

GÜVEN KAYBININ NEDENLERİ DAHA AYRINTILI ARAŞTIRILACAK

Wellcome, araştırmanın ortaya koyduğu güven kaybının arkasındaki toplumsal dinamikleri daha ayrıntılı incelemek amacıyla yeni bir çalışma başlatacağını duyurdu.

Seçilmiş ülkelerde gerçekleştirilecek nitel araştırmalarda, bireylerin bilimsel kurumlarla ilişkileri, günlük yaşam deneyimleri ve güven düzeylerini etkileyen yerel koşullar ele alınacak.

Yeni araştırmanın sonuçlarının 2027 yılının sonbaharında yayımlanması planlanıyor.

Wellcome Global Monitor verilerinin hükümetler, bilim insanları, sağlık kuruluşları ve sivil toplum örgütleri tarafından bilimsel bilginin toplumun farklı kesimlerine daha erişilebilir biçimde ulaştırılması amacıyla kullanılması hedefleniyor.

KÜRESEL SAĞLIK POLİTİKALARINDA GÜVENİN ÖNEMİ ARTIYOR

Berlin'de gerçekleştirilen Dünya Sağlık Zirvesi kapsamında açıklanan araştırma, küresel sağlık politikalarının başarısında bilimsel ilerleme kadar toplumların bu ilerlemeye duyduğu güvenin de önem taşıdığını gösterdi.

Özellikle ekonomik koşullar, sağlık hizmetlerine yönelik deneyimler ve kurumlara duyulan güven arasındaki ilişkiler, bilimsel bilginin toplumlar tarafından nasıl karşılandığına ilişkin yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Araştırmanın sonuçları, salgınlar ve diğer küresel sağlık tehditleriyle mücadelede yalnızca bilimsel kapasitenin geliştirilmesinin değil, bilimsel kurumlarla toplum arasındaki güven ilişkisinin güçlendirilmesinin de önemli olduğunu ortaya koydu.

Muhabir: Zehra Aligül