Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde faaliyet gösteren Bağımsız Soruşturma Komisyonu'nun Cenevre'de açıkladığı son rapor, uluslararası kamuoyunda ve dünya basınında büyük bir infiale yol açtı. Sızan ve ardından resmiyet kazanan raporda, Filistin coğrafyasında yürütülen askeri operasyonların sınırlarını aşan, sivil altyapıyı ve doğrudan toplumun geleceğini hedef alan sistematik uygulamalar kan dondurucu detaylarla gözler önüne serildi.

BM RAPORU SIZDI: "FİLİSTİNLİ ÇOCUKLAR HEDEF ALINIYOR"

Cenevre'de düzenlenen basın toplantısıyla duyurulan Birleşmiş Milletler (BM) Bağımsız Soruşturma Komisyonu raporu, küresel ölçekte büyük bir vicdani tartışmanın fitilini ateşledi. Raporda, bölgedeki askeri müdahalelerin sadece silahlı unsurlarla sınırlı kalmadığı; yeni doğan üniteleri, yetimhaneler, okullar ve kreşler gibi koruma altındaki sivil alanların "bilerek, isteyerek ve sistematik bir şekilde" hedef alındığı vurgulandı. BM raporunda bu durum, doğrudan bir halkın demografik varlığını ve geleceğini ortadan kaldırmaya yönelik adımlar olarak nitelendirilerek "Atrocity Crimes" (Dehşet/Katliam Suçları) kategorisinde sınıflandırıldı.

SİSTÉMATİK YIKIM VE DEMOGRAFİK HEDEF

Komisyonun hazırladığı detaylı metinde, sivil yerleşim yerlerine ve özellikle çocukların bulunduğu hassas alanlara yönelik saldırıların askeri birer "sapma" ya da "kaza" olamayacağı net bir dille ifade ediliyor. Raporda yer alan verilere göre; hastanelerin doğumhaneleri, çocuk esirgeme kurumları ve eğitim kompleksleri planlı bir şekilde vurularak Filistin toplumunun genç nüfus yapısı ve geleceği felç edilmek isteniyor. Uluslararası hukuk uzmanları, raporda kullanılan "sistematik hedef alma" vurgusunun, gelecekte açılacak uluslararası savaş suçları davalarında en güçlü delillerden biri olacağına dikkat çekiyor.

45 DAKİKALIK VİCDAN TUTULMASI: DÜNYAYI SARSAN ŞAHİTLİK

Raporun dünya basınında manşetlere taşınan ve Batı medyasında derin bir otosansür duvarını yıkan en vurucu kısmı ise görgü tanıklarının ve ilk elden şahitliklerin yer aldığı bölüm oldu. Belgede yer alan ifadelere göre; askeri operasyonlar sırasında ağır yaralanan 14 yaşındaki Filistinli bir çocuğun etrafını saran askerlerin, ambulans veya tıbbi müdahaleye izin vermediği belirtildi. Yaralı çocuğun can çekiştiği 45 dakika boyunca askerlerin çevre anyanında sigara içip, kendi aralarında sohbet ederek çocuğun kan kaybından ölümünü izledikleri kayıtlara geçti. Bu tüyler ürpertici şahitlik, insan hakları örgütleri tarafından "savaş sahasındaki mutlak vicdan tutulması" olarak yorumlandı.

ABD, Çin'e karşı hazırlanan füzeleri İran için tüketti!
ABD, Çin'e karşı hazırlanan füzeleri İran için tüketti!
İçeriği Görüntüle

BATI MEDYASINDA VE ULUSLARARASI ARENADA DEPREM EFFECTİ

Söz konusu raporun ve özellikle 14 yaşındaki çocuğun ölümüne dair detayların basına sızması, bugüne kadar bölgedeki gelişmelere karşı mesafeli ya da savunmacı bir dil kullanan Batı medyasında da eksen kaymasına neden oldu. Birçok ana akım medya organı, askeri etik, insan hakları ve uluslararası hukukun sınırlarını sorgulayan editoryal yazılar ve açık oturumlar düzenlemeye başladı. Siyasi analistler, BM'nin bu son hamlesinin ve raporun barındırdığı ağır kanıtların, uluslararası diplomasi koridorlarında "sessiz kalma" politikasını sürdüren hükümetler üzerinde çok ciddi bir kamuoyu baskısı oluşturacağını öngörüyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ