Ekonomi

Enflasyon düğünleri de vurdu: Takı yerine iban dönemi

Yüksek enflasyon ve 200 TL’lik banknotun yetersizliği, düğün alışkanlıklarını değiştirdi. Nakit takı gerilerken davetiyelere IBAN yazılması yeni normal hâline geliyor.

Derinleşen yüksek enflasyon, Türk lirasının alım gücünü hızla düşürdü. Günlük harcamalarda bile yetersiz kalan 200 TL’lik banknot, yalnızca alışverişi değil, sosyal yaşamı da dönüştürmeye başladı.

NAKİT TAŞIMAK BAŞLI BAŞINA SORUN

Market alışverişinden kira ödemelerine kadar pek çok alanda nakit kullanımının zorlaşması, vatandaşları çanta dolusu para taşımaya mecbur bırakıyor. Birkaç bin liralık ödeme için ATM’den parça parça çekilen banknotlar hem zaman kaybına hem de güvenlik risklerine yol açıyor. Özellikle maaş günlerinde ATM önlerinde uzun kuyruklar oluşurken, yaşlılar ve kadınlar için hırsızlık riski daha da artıyor.

DÜĞÜNLERDE IBAN YAZILI DAVETİYELER

Yüksek kupürlü banknot eksikliği, düğün kültürünü de değiştirdi. Nakit ve takı geleneği yerini banka havalesine bırakmaya başladı. Davetiyelere IBAN eklenmesi artık istisna değil.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, bazı davetiyelerde “nakit getirmeyin” notu yer alıyor. Zarfa sığmayan paralar hem davetliler hem de ev sahipleri için pratik sorunlar yaratırken, dijital transferler tercih ediliyor.

KONUTTAN PAZARA “ÇANTA DÖNEMİ”

Konut kiralamada peşinat, depozito ve emlak komisyonu gibi ödemeler de nakit taşımayı zorunlu kılıyor. Kiracılar, ev tutabilmek için çanta dolusu para taşımak zorunda kalıyor. Kuyumcu ve pazar alışverişlerinde ise küçük görünen harcamalar bile yüksek meblağlara ulaşıyor. Para üstü ve bozukluk sorunu hem esnafı hem tüketiciyi zorluyor.

YENİ BANKNOT TARTIŞMASI GÜNDEMDE

Uzmanlara göre 200 TL’lik banknotun yetersiz kalması, daha yüksek değerli banknot basılması tartışmasını yeniden gündeme taşıyor. Ancak ekonomistler bunun geçici bir çözüm olacağını, enflasyon kontrol altına alınmadıkça paranın değer kaybının süreceğini vurguluyor.

Uzmanlar, kredi kartı ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaştırılmasını önerirken, yüksek faiz ve borçlanma risklerine karşı da uyarıyor. Kalıcı çözümün ise fiyat istikrarının sağlanmasından geçtiği ifade ediliyor.