Piyasalarda kabus gibi bir gün: Borsa ve altın çakıldı, petrol uçuşa geçti!
Piyasalarda kabus gibi bir gün: Borsa ve altın çakıldı, petrol uçuşa geçti!
İçeriği Görüntüle

EYT düzenlemesinin ardından emeklilik hesabında en kritik konulardan biri sigorta başlangıç tarihi ve prim günleri oldu. Ancak yıllarca çalışmasına rağmen işveren tarafından sigortası hiç yapılmayan ya da çalışma günleri eksik bildirilen çok sayıda çalışan, gerçek çalışma süresini SGK kayıtlarında göremediği için emeklilik hesabında mağduriyet yaşayabiliyor. Yargıtay'ın kararına konu olan olayda da benzer bir durum yaşandı. M.D. isimli çalışan, 1994 yılında bir üretim tesisinde çalışmaya başladı. Ancak yıllar sonra, 2017 yılında hastanede bulunduğu sırada sigortasının yatırılmadığını fark etti. Yaşadığı mağduriyetin ardından iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden M.D., işverene karşı hukuk mücadelesi başlattı.

İŞVEREN “SEZONLUK ÇALIŞTI” DEDİ

M.D., İş Mahkemesi'ne başvurarak kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra ödenmeyen ücretleri ve fazla çalışma alacaklarını da talep etti. İşveren ise çalışanın iddialarını kabul etmedi. Savunmada, M.D.'nin resmi bordrolarda görüldüğü şekilde sezonluk olarak çalıştığı ileri sürüldü. Mahkeme tarafından dosyadaki belgeler, tanık anlatımları ve diğer deliller incelendi. İlk derece mahkemesi, yapılan değerlendirme sonucunda işçinin 1995-2017 yılları arasında kesintisiz 23 yıl 2 ay çalıştığına karar verdi ve davayı kabul etti. Ancak dosya burada kapanmadı.

İSTİNAF MAHKEMESİ ÇALIŞMA SÜRESİNİ DÜŞÜRDÜ

İşverenin itirazı üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşındı. İstinaf mahkemesi, davacı tarafından gösterilen tanıkların işçiyle kardeş olması ve SGK kayıtlarında çalışma sürelerinin kesintili görünmesini dikkate aldı. Bu değerlendirme sonucunda ilk derece mahkemesinin kararı kaldırıldı. M.D.'nin çalışma süresi, SGK kayıtları esas alınarak 13 yıl 2 ay olarak yeniden hesaplandı. Bu kararın ardından işçi dosyayı Yargıtay'a taşıdı.

YARGITAY'DAN DİKKAT ÇEKEN KARAR

Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararını bozdu. Yüksek Mahkeme, bir tanığın davacıyla akraba olmasının, o kişinin beyanlarının otomatik olarak geçersiz sayılması için yeterli olmadığına dikkat çekti. Kararda özellikle tanığın aynı iş yerindeki çalışma geçmişinin ve verdiği bilgilerin, davacının işe giriş tarihini destekleyip desteklemediğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Başka bir ifadeyle Yargıtay, hizmet süresinin belirlenmesinde yalnızca SGK'daki mevcut kayıtların esas alınmasının yeterli olmayabileceğine işaret etti.

“SGK KAYDINDA YOK” DİYE HAKKINIZ TAMAMEN YANMIYOR

Kararın çalışanlar açısından en dikkat çekici tarafı da burada ortaya çıkıyor. Bir kişinin fiilen çalıştığı halde sigortasının hiç bildirilmemesi veya çalışma süresinin eksik bildirilmesi durumunda, bu sürenin hizmet tespiti davası yoluyla ortaya konulabilmesinin önü bulunuyor. Yargıtay'ın değerlendirmesi, mahkemelerin çalışma süresini belirlerken farklı delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Buna göre yalnızca SGK hizmet dökümündeki kayıtlar değil, çalışmanın gerçekten yapıldığını gösterebilecek başka belgeler ve tanık anlatımları da önem taşıyabiliyor.

HANGİ BELGELER DELİL OLABİLİR?

Hizmet süresinin tespitinde kullanılabilecek deliller arasında iş yerindeki çeşitli kayıtlar bulunabiliyor. Özellikle;

  • İş yeri iç yazışmaları
  • İşe giriş ve çıkış belgeleri
  • İmzalı evraklar
  • İş yeri kayıtları
  • Aynı iş yerinde çalışan kişilerin tanıklıkları
  • Komşu veya emsal iş yerlerinde çalışanların beyanları
  • İşveren ve SGK'ya ait diğer resmi kayıt ve belgeler

çalışma ilişkisinin ortaya konulmasında önem taşıyabiliyor. Ancak hangi delilin ne ölçüde dikkate alınacağı, davanın özelliklerine ve mahkemenin yapacağı değerlendirmeye göre değişiyor.

EYT HAKKINI YENİDEN KAZANMAK MÜMKÜN MÜ?

Yargıtay'ın bu kararı özellikle sigorta başlangıcı veya prim günleri eksik bildirildiği için emeklilik hesabında mağduriyet yaşayan çalışanlar açısından önem taşıyor. Örneğin kişi fiilen çalışmaya daha erken başlamış ancak işveren bu dönemi SGK'ya bildirmemişse, gerçek çalışma süresinin mahkeme kararıyla tespit edilmesi emeklilik hesabını etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle “SGK hizmet dökümümde görünmüyor, artık hiçbir şey yapılamaz” düşüncesi her olay bakımından doğru olmayabilir. Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Yargıtay'ın kararı herkese otomatik olarak EYT hakkı tanımıyor. Somut olayda gerçekten çalışıldığı halde eksik veya hiç bildirilmemiş sürelerin bulunması ve bunun hukuken ispatlanabilmesi gerekiyor.

EMEKLİLİK HESABINI DEĞİŞTİREBİLECEK KRİTİK AYRINTI

EYT'de sigorta başlangıç tarihi ve prim günleri büyük önem taşıdığı için, geçmişteki birkaç aylık hatta bazı durumlarda daha kısa süreli eksik bildirimler bile kişinin emeklilik hesabında kritik hale gelebiliyor. Bu nedenle çalışma hayatında sigortası hiç yapılmayan, işe giriş tarihi geç bildirilen veya prim günleri eksik gösterilen kişilerin eski iş yeri belgelerini ve SGK kayıtlarını kontrol etmesi önem taşıyor. Yargıtay'ın son kararı da fiili çalışma ile resmi kayıtlar arasında fark bulunan çalışanların, bu farkı hangi delillerle ortaya koyabileceği konusunda dikkat çekici bir hukuki çerçeve oluşturdu. EYT'yi kaçırdığını düşünen çalışanlar açısından bundan sonraki süreçte en kritik soru ise şu olacak: SGK kayıtlarında görünmeyen çalışma süreleri hukuken kanıtlanabilir mi?

Kaynak: HABER MERKEZİ