Her çocuk dünyayı farklı algılıyor, iletişim kurmayı ve çevresini keşfetmeyi kendi gelişim süreci içinde öğreniyor. Ancak bazı davranışların sürekli tekrarlanması, sosyal iletişimi kısıtlaması veya günlük yaşamı belirgin biçimde zorlaştırması, ailelerin gelişimsel değerlendirme konusunda dikkatli olmasını gerektiriyor. Tek başına oyun oynamak ya da rutinlere bağlılık gibi davranışlar ise tek başına otizm tanısı anlamına gelmiyor.

Özel Eğitim Öğretmeni Cemre Nilsu Yurdakul, Türkinform muhabiri Pelin Zengin’in sorularını yanıtlayarak otizm spektrumunun her çocukta farklı şekillerde görülebildiğini anlattı. Yurdakul, ailelerin hangi işaretleri gözlemleyebileceğine, ekran kullanımının gelişimle ilişkisine ve erken müdahalenin önemine dikkat çekti.

Her Çocuk Farkli Geli̇şi̇r Hangi̇ İşaretleri̇ Gözden Kaçiriyoruz (2)

TEK BİR DAVRANIŞ OTİZM ANLAMINA GELMİYOR

Çocukların zaman zaman yalnız oynamak istemesi, belirli rutinleri tercih etmesi veya bazı durumlara yoğun tepki vermesi gelişim sürecinde görülebiliyor. Burada belirleyici olan, davranışın ne sıklıkta ortaya çıktığı, ne kadar yoğun yaşandığı ve çocuğun günlük yaşamını nasıl etkilediği.

Yurdakul’a göre bir davranış süreklilik kazanıyor, çocuğun sosyal etkileşimini kısıtlıyor veya günlük işlevlerini belirgin biçimde zorlaştırıyorsa profesyonel değerlendirme için başvurmak gerekiyor. Tek bir belirti üzerinden tanı koymak ise doğru değil.

AİLELER HANGİ İŞARETLERİ GÖZLEMLEMELİ?

Otizm spektrum bozukluğunda (OSB) sosyal iletişim ve etkileşim farklılıklarının yanı sıra tekrarlayıcı davranışlar, belirli rutinlere yoğun bağlılık ve duyusal uyaranlara karşı farklı tepkiler görülebiliyor. Bu işaretler her çocukta aynı biçimde ortaya çıkmadığı gibi, tek başlarına da tanı koymak için yeterli olmuyor.

Bursu kesilen öğrenciye KDK yolu: Paralar geriye dönük ödenecek
Bursu kesilen öğrenciye KDK yolu: Paralar geriye dönük ödenecek
İçeriği Görüntüle

Yurdakul’un ailelerin gözlemleyebileceğini belirttiği işaretler arasında şunlar bulunuyor:

  • Sosyal iletişim farklılıkları: İsmiyle seslenildiğinde düzenli olarak tepki vermeme, göz temasını kurmakta veya sürdürmekte zorlanma, ilgi ve sevincini başkalarıyla paylaşmak için işaret etme gibi jestleri sınırlı kullanma.
  • Tekrarlayan hareket ve davranışlar: Sallanma, kendi etrafında dönme, el veya parmak çırpma, aynı sesleri ya da sözcükleri tekrar etme.
  • Duyusal hassasiyetler: Elektrikli süpürge veya saç kurutma makinesi gibi seslerden, parlak ışıktan ya da bazı kıyafetlerin dokusundan aşırı rahatsız olma; dokunmaya veya fiziksel temasa farklı tepkiler verme.
  • Rutinlere yoğun bağlılık: Günlük düzen değiştiğinde belirgin sıkıntı yaşama, aynı nesnelerin veya etkinliklerin aynı biçimde sürdürülmesini isteme.

Bu davranışların görülmesi tek başına otizm olduğu anlamına gelmiyor. Önemli olan, işaretlerin gelişim öyküsüyle birlikte değerlendirilmesi ve gerektiğinde uzman desteği alınması.

Her Çocuk Farkli Geli̇şi̇r Hangi̇ İşaretleri̇ Gözden Kaçiriyoruz (6)

OTİZM HER ÇOCUKTA AYNI ŞEKİLDE Mİ GÖRÜLÜYOR?

Otizm spektrumundaki çocukların iletişim becerileri, öğrenme biçimleri, duyusal ihtiyaçları ve destek gereksinimleri birbirinden farklı olabiliyor. Bazı çocuklar konuşma gelişiminde desteğe ihtiyaç duyarken bazıları akademik becerilerde akranlarına yakın bir performans gösterebiliyor; buna rağmen sosyal iletişim alanında desteğe ihtiyaç duyabiliyor.

Yurdakul, “spektrum” kavramının bu farklılıkları anlamak açısından önemli olduğunu vurguluyor. Bir çocuğun bir alandaki becerisi, diğer gelişim alanlarının da aynı düzeyde olduğu anlamına gelmiyor. Bu nedenle eğitim ve destek süreçlerinin çocuğun güçlü yönleri, ihtiyaçları ve öğrenme özellikleri dikkate alınarak planlanması gerekiyor.

EKRAN OTİZME NEDEN OLUR MU?

Ekran kullanımı, erken çocukluk gelişimi konusunda ailelerin sıkça merak ettiği konular arasında yer alıyor. Yurdakul, yoğun ekran maruziyetinin çocuğun yüz yüze iletişim, karşılıklı etkileşim ve çevresini aktif biçimde keşfetme fırsatlarını azaltabileceğine dikkat çekiyor.

Dil gelişimi yalnızca kelimeleri duymaktan ibaret değil. Çocuklar iletişim kurarken karşılarındaki kişinin tepkilerini gözlemliyor, jest ve mimikleri yorumluyor, isteklerini ifade etmeyi ve karşılıklı etkileşimi öğreniyor. Tek yönlü ekran deneyimi, bu karşılıklı iletişimin yerini tutmuyor.

Yurdakul, yoğun ekran kullanımının bazı çocuklarda otizme benzer belirtilerle karıştırılabilecek gelişimsel ve iletişimsel güçlüklerle ilişkili olabileceğini belirtiyor. Ancak ekran maruziyeti ile otizm aynı şey değil; ekranın otizme neden olduğu sonucuna varılamaz. Çocuğun gelişiminde bir farklılık fark edildiğinde belirtileri yalnızca ekran kullanımına bağlamak yerine profesyonel değerlendirmeye başvurmak gerekiyor.

“BÜYÜYÜNCE GEÇER” DÜŞÜNCESİ DESTEĞİ GECİKTİREBİLİR

Gelişimsel farklılıklar fark edildiğinde beklemek yerine erken değerlendirme için harekete geçmek, çocuğun ihtiyaçlarının zamanında belirlenmesine yardımcı olabiliyor. Yurdakul, “Babası da geç konuşmuştu” veya “Büyüyünce geçer” gibi düşüncelerin profesyonel desteğin gecikmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Çocuğun gelişimiyle ilgili kaygısı olan ailelerin öncelikle bir çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurması gerekiyor. Eğitimsel değerlendirme ve yönlendirme süreçlerinde ise Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden (RAM) destek alınabiliyor. İzlenecek yol, çocuğun bireysel durumuna ve ilgili uzmanların değerlendirmesine göre belirleniyor.

ÖZEL EĞİTİMDE ÇOCUĞA ÖZEL PLANLAMA VURGUSU

Yurdakul, özel gereksinimli çocukların eğitiminde bireysel ihtiyaçlara göre hazırlanan programların önemini vurguluyor. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP), çocuğun gelişim düzeyi, güçlü yönleri ve desteklenmesi gereken becerileri doğrultusunda eğitim hedeflerinin belirlenmesini amaçlıyor.

Özel Eğitim Öğretmeni Yurdakul, özel eğitim alanında mesleki yeterliliğin korunması gerektiğini de belirterek sertifikasyon uygulamalarının eğitim niteliğine etkisine ilişkin kaygılarını dile getiriyor. Ona göre özel gereksinimli çocukların eğitiminde alan uzmanlığının gözetilmesi, çocuğun ihtiyaçlarına uygun desteğin sunulması açısından önemli.

Yurdakul, ailelere çocuklarının eğitim aldığı okul veya rehabilitasyon merkezinde özel eğitim öğretmeninin görev alıp almadığını sormalarını ve eğitim planının çocuklarının bireysel ihtiyaçlarına göre hazırlanmasını talep etmelerini öneriyor.

Çocukların gelişimindeki farklılıkları anlamanın yolu, tek bir davranıştan sonuç çıkarmaktan değil, çocuğu bütüncül biçimde gözlemlemekten ve gerektiğinde uzman desteği almaktan geçiyor. Erken değerlendirme, bireysel eğitim planlaması ve aile ile uzmanlar arasındaki iş birliği, çocuğun ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşmasında belirleyici rol oynuyor.

Muhabir: Pelin Zengin