ABD'nin 2003 yılında Irak'ı işgal etmesiyle ülkenin siyasi ve askeri yapısını kökten değiştiren süreç başlamıştı. Saddam Hüseyin yönetiminin devrilmesinin ardından Amerikan kuvvetleri yıllarca Irak'ta kalırken savaş, mezhepsel çatışmalar, terör saldırıları ve siyasi istikrarsızlık ülkenin yakın tarihine damga vurdu.
Ancak ABD'nin Irak'taki askeri varlığı 2003'ten bugüne kesintisiz devam etmedi. Amerikan muharip güçleri 2011 yılında ülkeden çekildi; DEAŞ'ın 2014'te Irak'ın geniş bölgelerini ele geçirmesinin ardından Bağdat yönetiminin talebi üzerine ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon ülkeye yeniden asker konuşlandırdı.
ABD İLE IRAK ÇEKİLME TAKVİMİNDE ANLAŞMIŞTI
Washington ve Bağdat, Eylül 2024'te DEAŞ'a karşı uluslararası koalisyonun Irak'taki askeri misyonunun aşamalı biçimde sona erdirilmesine yönelik iki aşamalı bir plan üzerinde anlaşmaya vardı. Buna göre koalisyonun federal Irak'taki askeri misyonunun Eylül 2025'e kadar sona erdirilmesi öngörülürken ikinci aşamada Irak Kürdistan Bölgesi üzerinden Suriye'deki DEAŞ karşıtı operasyonlara verilen desteğin Eylül 2026'ya kadar devam etmesi planlandı.
Bu takvim doğrultusunda ABD askerlerinin bazı üslerden ve tesislerden çekilmesi aşamalı olarak gerçekleştirildi. Irak yönetimi ise DEAŞ'la mücadelede ülkenin güvenlik kapasitesinin önemli ölçüde geliştiğini ve uluslararası koalisyonun Irak'taki görevine artık ihtiyaç kalmadığını savundu.

AYNÜ'L ESED'DEN ÇEKİLME DİKKAT ÇEKTİ
Sürecin en sembolik noktalarından biri Enbar vilayetindeki Aynü'l Esed Hava Üssü oldu. ABD askerlerinin yıllarca kullandığı üs, Irak'taki Amerikan askeri varlığının en önemli merkezlerinden biri olarak biliniyordu.
Irak Savunma Bakanlığı Ocak 2026'da ABD güçlerinin Aynü'l Esed'den çekilmesinin ardından Irak ordusunun üssün kontrolünü tamamen devraldığını duyurdu. Böylece ABD'nin federal Irak'taki en önemli askeri noktalarından birinin kontrolü yeniden Irak güvenlik güçlerine geçmiş oldu.
2003'TEN BU YANA IRAK'TA NELER YAŞANDI?
ABD ve müttefikleri Mart 2003'te Irak'ı işgal ederek Saddam Hüseyin yönetimini devirdi. Washington yönetimi işgal öncesinde Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu savunmuş ancak daha sonra bu silah stoklarının bulunmadığı ortaya çıkmıştı.
İşgal sonrasında Irak uzun yıllar boyunca siyasi istikrarsızlık, mezhepsel şiddet ve terör saldırılarıyla karşı karşıya kaldı. Amerikan askerlerinin ülkedeki varlığı da Irak siyasetinde en tartışmalı konulardan biri olurken ABD, Aralık 2011'de muharip güçlerini Irak'tan çekti.
ABD 2014'TE IRAK'A NEDEN GERİ DÖNDÜ?
DEAŞ'ın 2014 yılında Musul dahil Irak'ın geniş bölgelerini ele geçirmesi ve Bağdat'a doğru ilerlemesi güvenlik tablosunu yeniden değiştirdi. Irak hükümetinin yardım talebinin ardından ABD öncülüğünde kurulan uluslararası koalisyon DEAŞ'a karşı hava operasyonları başlattı ve Amerikan askerleri yeniden Irak'a konuşlandırıldı.
Bu kez Amerikan kuvvetlerinin resmî görevi Irak'ı işgal etmek değil, DEAŞ'a karşı Irak güvenlik güçlerine eğitim, danışmanlık ve operasyonel destek sağlamak olarak tanımlandı. DEAŞ'ın Irak'taki toprak hakimiyetinin 2017'de sona ermesinin ardından ise yabancı askerlerin ülkede kalmasının gerekip gerekmediği yeniden yoğun biçimde tartışılmaya başlandı.
IRAK'TAKİ ABD ASKERİ ÜSLERİ HANGİLERİYDİ?
ABD güçleri 2003 sonrasında Irak'ın farklı bölgelerinde çok sayıda askeri tesis kullandı. Bağdat Uluslararası Havalimanı çevresindeki Victory Base Complex, Taci, Habaniyye, Aynü'l Esed, Beled, Kerkük'teki K1, Musul yakınlarındaki Kayyara ve Erbil çevresindeki askeri tesisler farklı dönemlerde Amerikan kuvvetlerinin konuşlandığı önemli noktalar arasında yer aldı.
Ancak bu tesislerin tamamının aynı anda ABD'nin kontrolünde bulunan dokuz aktif “Amerikan üssü” olduğu şeklinde bir tablo çizmek doğru değil. Birçok tesis yıllar içinde Irak güçlerine devredildi, kapatıldı veya koalisyonun değişen görevleri doğrultusunda farklı şekilde kullanıldı.
IRAK'TA GÜVENLİK SORUMLULUĞU IRAK GÜÇLERİNE GEÇİYOR
Bağdat yönetimi, uluslararası koalisyon misyonunun sona erdirilmesini Irak'ın kendi güvenliğini sağlama kapasitesinin geldiği noktanın göstergesi olarak değerlendiriyor. Irak ordusu, terörle mücadele birimleri, federal polis ve diğer güvenlik kurumları DEAŞ'ın yeniden güç kazanmasını önlemek amacıyla ülke genelindeki operasyonlarını sürdürüyor.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani yönetimi de yabancı askeri varlığın sona erdirilmesini ülkenin egemenliği açısından önemli bir başlık olarak öne çıkarıyor. Bununla birlikte ABD ile Irak arasındaki güvenlik ilişkilerinin tamamen sona ermesi beklenmiyor; iki ülke arasındaki ilişkinin koalisyon misyonundan daha klasik bir ikili savunma ve güvenlik ortaklığına dönüştürülmesi planlanıyor.

IRAK HALKI 2003 İŞGALİNİN İZLERİNİ UNUTMUYOR
ABD askerlerinin çekilmesine ilişkin süreç Irak kamuoyunda yalnızca güncel bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmiyor. 2003 işgali ve sonrasında yaşanan savaş, sivil kayıplar, Ebu Gureyb Hapishanesi'ndeki işkence skandalı, mezhepsel çatışmalar ve milyonlarca Iraklının hayatını etkileyen siyasi istikrarsızlık ülkenin toplumsal hafızasında derin izler bıraktı.
Bu nedenle yabancı askeri varlığın azaltılması bazı Iraklılar tarafından egemenliğin güçlendirilmesi açısından olumlu karşılanırken ülkenin önündeki temel soru güvenlik boşluğu oluşmadan yeni dönemin nasıl yönetileceği olacak. Irak yönetiminin bundan sonraki süreçte hem DEAŞ tehdidine karşı mücadeleyi sürdürmesi hem de ülke içindeki farklı silahlı yapıların devlet otoritesi altına alınması gibi zorlu başlıklarla karşı karşıya kalması bekleniyor.
ABD IRAK'TAN TAMAMEN ÇEKİLDİ Mİ?
Bu sorunun yanıtında koalisyon misyonuyla ABD'nin Irak'la ikili askeri ilişkilerini birbirinden ayırmak gerekiyor. Washington-Bağdat anlaşması, DEAŞ'a karşı kurulan uluslararası koalisyonun Irak'taki askeri misyonunun aşamalı olarak sona erdirilmesini düzenliyor; iki ülke arasındaki bütün savunma ilişkilerinin kesilmesi anlamına gelmiyor.
Bu nedenle “Irak'ta artık hiçbir ABD askeri veya yabancı askeri unsur bulunmuyor” ifadesini resmî olarak teyit edilmeden kullanmak yanıltıcı olabilir. Kesin olan gelişme, 2014'te DEAŞ'a karşı oluşturulan koalisyon misyonunun sona erdirilmesine yönelik takvimin son aşamasına ulaşılması ve Irak'ın güvenlik sorumluluğunu giderek daha fazla kendi kuvvetleri üzerinden yürütmeye başlamasıdır.



