İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu için bulunduğu New York'ta ülkesinin ABD'ye aracılar üzerinden ilettiği yeni planın ayrıntılarını paylaştı.
Tahran'ın teklifi, yalnızca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini yeniden başlatmayı değil, ABD-İran çatışmasının ve bölgedeki farklı cephelerde devam eden çatışmaların durdurulmasını da içeren geniş kapsamlı bir yol haritası öngörüyor.
İRAN'DAN ABD'YE 7 GÜNLÜK TAKVİM
İran'ın planına göre Washington ile Tahran arasında haziran ayında varılan ancak daha sonra çöken mutabakatın temel şartları bu kez yalnızca 7 günlük hızlandırılmış bir takvim içerisinde uygulanacak.
Bu süreçte farklı cephelerdeki çatışmaların durması öngörülürken ABD'den İran'a yönelik ekonomik ve askerî baskıyı azaltacak bir dizi adım atması isteniyor.
Tahran, şartların yerine getirilmesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı normal deniz trafiğine yeniden açmayı ve ABD ile nihai anlaşmaya yönelik müzakerelere başlamayı teklif ediyor.

12 MİLYAR DOLARLIK VARLIK İÇİN TALEP
Teklifin en dikkat çekici bölümlerinden birini İran'ın ekonomik talepleri oluşturuyor.
Washington'dan dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması istenirken söz konusu miktarın en az 12 milyar dolar olduğu belirtiliyor.
Bunun yanı sıra İran petrolüne yönelik yaptırımlardan vazgeçilmesi ve İran limanlarına uygulanan ABD deniz ablukasının kaldırılması da Tahran'ın şartları arasında bulunuyor.
İran, ABD'nin söz konusu adımları birkaç gün içerisinde yerine getirmesinin ardından 7'nci günde Hürmüz Boğazı'nın açılabileceğini savunuyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI PAZARLIĞIN MERKEZİNDE
Planın merkezinde ise küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı bulunuyor.
Boğazdaki deniz trafiğinin aksaması petrol ve doğal gaz sevkiyatlarını etkilerken enerji fiyatları üzerindeki baskıyı da artırıyor. Bu nedenle Hürmüz'ün yeniden açılması yalnızca ABD ve İran arasındaki çatışma açısından değil, küresel enerji piyasaları bakımından da kritik önem taşıyor.
Taraflar arasındaki temel anlaşmazlıklardan biri ise boğazdaki deniz trafiğinin hangi şartlar altında ve nasıl yönetileceği. Haziran ayında imzalanan mutabakatta müzakereler için 60 günlük bir dönem öngörülmüş ancak tarafların birbirini anlaşmayı ihlal etmekle suçlamasının ardından süreç sonuçsuz kalmıştı.
GAZZE VE LÜBNAN DA PLANDA
İran'ın teklifi Hürmüz Boğazı ve ekonomik yaptırımlarla sınırlı değil. Plan kapsamında Gazze ve Lübnan dahil farklı cephelerdeki çatışmaların da 7 günlük süre içerisinde sona erdirilmesi talep ediliyor. Böylece Tahran, ABD ile yürütülecek müzakereleri daha geniş bir bölgesel ateşkes çerçevesine taşımaya çalışıyor.
Bölgedeki çatışmaların birbirinden bağımsız ele alınması yerine daha kapsamlı bir anlaşmanın parçası haline getirilmesi, İran'ın teklifinin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
NÜKLEER MÜZAKERELER DE YENİDEN BAŞLAYACAK
İran'ın yol haritasında nükleer program da bulunuyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasıyla birlikte Washington ile Tahran arasında nihai anlaşmaya yönelik görüşmelerin başlaması öngörülüyor.
Ancak tarafların hangi adımın önce atılacağı konusunda farklı yaklaşımlara sahip olması müzakerelerin önündeki en önemli sorunlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Tahran ekonomik yaptırımların ve askerî baskının azaltılmasını anlaşmanın uygulanması açısından önemli görürken Washington yönetimi İran'ın nükleer programı ve diğer güvenlik başlıklarında daha kapsamlı taahhütler vermesini istiyor.
TRUMP İRAN'IN TEKLİFİNİ REDDETTİ
ABD Başkanı Donald Trump, İran tarafından sunulan 7 günlük teklifi kabul etmediğini açıkladı. Buna karşın Tahran, aracılar üzerinden Washington'dan resmî bir yanıt beklediğini ve belirlediği şartlardan geri adım atmadığını bildirdi.
Washington yönetiminin İran üzerindeki ekonomik baskıyı sürdürmesi, tarafların anlaşmaya hangi sırayla ilerleyeceği konusundaki görüş ayrılığını daha da belirgin hale getiriyor.
İran'ın teklifinin ABD'deki ara seçimlere kısa süre kala gündeme gelmesi de dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı'ndaki krizin enerji fiyatları üzerindeki etkisi, meselenin Washington açısından dış politikanın yanı sıra iç siyasette de önem taşımasına neden oluyor.
Taraflar arasındaki görüş ayrılıkları sürerken Hürmüz Boğazı'nın geleceği, yalnızca ABD-İran ilişkileri açısından değil küresel petrol ve doğal gaz ticaretinin seyri bakımından da yakından takip ediliyor.





