Orta Doğu’daki vekâlet savaşları, nükleer dosya, ekonomik yaptırımlar ve iç toplumsal baskılar birlikte değerlendirildiğinde, Tahran yönetimini bekleyen tablo giderek daha karanlık bir hâl alıyor. İran, önümüzdeki süreçte siyasi, ekonomik ve askerî alanlarda eş zamanlı üç kritik durumla karşı karşıya kalabilir.
ABD İLE DOĞRUDAN YA DA DOLAYLI ASKERÎ ÇATIŞMA RİSKİ
İran-ABD gerilimi uzun süredir kontrollü bir tansiyonla ilerlese de son gelişmeler bu dengenin kırılganlaştığını gösteriyor. Körfez’deki askerî hareketlilik, İsrail’in sert güvenlik politikaları ve İran’ın bölgedeki milis unsurlara verdiği destek, doğrudan olmasa bile dolaylı bir askerî çatışma ihtimalini güçlendiriyor.
Böyle bir senaryoda İran, Lübnan’dan Yemen’e uzanan etki alanlarını devreye sokabilir. Ancak bu durum, ABD ve müttefiklerinin daha sert ve kapsamlı askerî müdahalelerini beraberinde getirebilir. Olası bir çatışma; enerji altyapısının hedef alınması, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin aksaması ve bölgesel bir savaş riskinin büyümesi anlamına geliyor.
EKONOMİK ÇÖKÜŞ VE TOPLUMSAL BASKININ DERİNLEŞMESİ
İran ekonomisi uzun süredir ağır yaptırımlar altında ayakta kalmaya çalışıyor. Yüksek enflasyon, döviz krizleri, işsizlik ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları, halkın alım gücünü ciddi şekilde zayıflatmış durumda.
ABD’nin yaptırımları sıkılaştırması ve Avrupa ile diplomatik kanalların tıkanması hâlinde, İran’ın petrol gelirleri daha da düşebilir. Bu durum, devlet bütçesinde ciddi açıklar doğururken sosyal harcamaların kısılmasına yol açabilir. Ekonomik baskının artmasıyla birlikte kitlesel protestoların yeniden gündeme gelebileceğini, güvenlikçi reflekslerin ise iç istikrarsızlığı daha da derinleştirebileceği görünüyor.
BÖLGESEL YALITILMA VE STRATEJİK YALNIZLIK
İran’ın son yıllarda izlediği dış politika, bazı bölge ülkeleriyle geçici normalleşmeler sağlasa da kalıcı bir güven ortamı oluşturabilmiş değil. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle ilişkiler kırılgan bir zeminde ilerlerken, dost ülkelere yönelik yanlış söylemler ve eylemler İran’ın diğer yanlış politikalarından birisidir.
ABD öncülüğünde şekillenen yeni Orta Doğu güvenlik mimarisinde İran’ın dışlanması, ülkeyi Çin ve Rusya’ya daha bağımlı hâle getirebilir. Ancak bu bağımlılık, İran’ın manevra alanını daraltırken stratejik karar alma süreçlerinde esneklik kaybına yol açabilir. Diplomatik yalnızlığın derinleşmesi hem ekonomik hem askerî riskleri katlayarak artıran bir faktör olarak öne çıkıyor.