Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Yusuf’un rüyaları anlatılırken aslında bize bir kapı aralanır: Rüya, hakikatin bir yansıması olabilir. Hz. Yakup’un oğlu için gördüğü işaret, Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etme rüyası… Bunların hepsi rüyanın sıradan bir görüntü olmadığını gösteren örneklerdir.
Peygamber Efendimiz’in de rüyalar üzerine pek çok hadisi vardır. En bilineninde rüyalar üçe ayrılır:
Allah’tan müjde olan rüyalar, şeytanın karıştırdığı korkutucu rüyalar ve kişinin kendi zihninden kopup gelen sıradan rüyalar.
Bu ayrım bile rüyaların ne kadar hassas şekilde ele alındığını anlatmaya yeter.
Sadık Rüyalar: İçimizi Aydınlatan O İnce Dokunuş
Bazı rüyalar vardır ki, hatırladığımız anda içimize bir ferahlık çöker. Ne olduğu tam anlaşılmaz ama bir huzur bırakır geride. İşte bu tür rüyalar İslamiyet’te “sâlih” yani Allah’tan gelen müjde niteliğinde kabul edilir.
Bu rüyaların ortak özelliği berrak olmasıdır. Kişi uyandığında net şekilde hatırlar, detayları unutmaz. Kalpte hoş bir his bırakır. İnsanın ruhu bazen uykuda dünyaya ait gürültüden arınır ve daha saf bir hâl alır. Bu hâl, ilahi bir işaretle birleşince sâlih rüya ortaya çıkar.
Korktuğumuz Rüyalar ve Vesveseler
Herkesin hayatında en az bir kere gördüğü o düşme hissi, koşsan da kaçamadığın karanlık sahneler, belirsiz kovalayan gölgeler… Bunların çoğu İslam âlimlerine göre şeytanî rüyalardır. Yani temeli yoktur; insanı üzmek, korkutmak için vesvese olarak gelir.
Böyle bir rüya görüldüğünde yapılması tavsiye edilen çok nettir:
Kimseye anlatma, hemen Allâh’a sığın ve uykuya dön.
Bu tavsiye hem ruhen rahatlatır hem de insanı gereksiz bir korkunun etkisinden uzaklaştırır.
Rüyalar Aslında Günlük Hayatın Bir Yansıması mı?
İnsan gün boyunca neyle meşgulse, rüyasında da onu görür. Stresi çok olanın rüyası karışır, imtihana hazırlanan öğrenci sorularla boğuşur, çok tuzlu yemek yiyen rüyasında su içer durur.
Bu tür rüyaların özel bir tabiri yoktur. Zihin boşalmak ister, o kadar.
Rüyayı Yorumlamak Neden Bu Kadar Zor?
Rüya tabiri İslam tarihinde hafife alınan bir konu olmamıştır. Hz. Yusuf’un rüyaları yorumlaması bunun en güçlü örneğidir. Ancak bu ilim herkes tarafından uygulanabilecek bir alan değildir.
Rüya yorumlamanın zor olmasının birkaç sebebi vardır:
- Rüya sembollerle konuşur, her sembol herkeste aynı anlama gelmez.
- Aynı rüyayı gören iki kişi için iki farklı sonuç ortaya çıkabilir.
- Rüyayı görenin karakteri, ruh hâli ve yaşadığı dönem çok önemlidir.
- Yanlış tabir, yanlış yönlendirmeye sebep olabilir.
Bu yüzden İslam’da rüyayı ehil olmayan kişilere anlatmak doğru görülmez. Çünkü Peygamber Efendimiz’in hadisine göre rüya “ilk tabir edildiği şekle göre” gerçekleşme eğilimi gösterir.
Kimi zaman gün içinde anlam veremediğimiz duygular, rüyada sembollere dönüşerek karşımıza çıkar. Korktuğumuz bir şey cesur bir hayvana, istediğimiz bir şey parlak bir ışığa, içimizde sakladığımız duygular değişik manzaralara bürünebilir.
İslamiyet, rüyanın bu yönünü asla küçümsemez. Çünkü insanın ruhu her zaman kelimelerle konuşmaz; bazen de rüya ile bir şeyler anlatır.




