İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy, tarım bütçesine ilişkin açıklamalarda bulunarak hükümetin destek kalemlerini eleştirdi. Tarıma 1 trilyon 305 milyar lira kaynak ayrıldığı yönündeki açıklamaya değinen Ulusoy, bu tutarın tamamının doğrudan çiftçiye yönelik desteklerden oluşmadığını ileri sürdü.
Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Ulusoy, bütçede tarımsal destekler, kamu yatırımları ve kamu iktisadi teşebbüslerinin finansmanının aynı kapsamda gösterilmesine tepki gösterdi. Ulusoy, “İstatistiği bir yalan olarak kullanıyorlar” sözleriyle açıklanan rakamların gerçeği yansıtmadığını iddia etti.
“ÇİFTÇİYE VERİLEN DESTEK AYRI HESAPLANMALI”
Tarımsal destekler için 325 milyar lira ayrıldığı yönündeki açıklamayı değerlendiren Ulusoy, kredi destekleri ile kamu yatırımlarının doğrudan çiftçiye verilen desteklerle aynı kategoride ele alınamayacağını söyledi.
Devlet Su İşleri tarafından yapılan barajlar ile köy yollarına yönelik yatırımların tarımsal destek gibi sunulmasını eleştiren Ulusoy, Çaykur ve Türkşeker gibi çiftçiden ürün alan kamu kuruluşlarının finansman yükünün de üreticinin desteği olarak gösterilmemesi gerektiğini belirtti.
“HÜKÜMET 5 VERMESİ GEREKİRKEN 1 VERİYOR”
5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesini hatırlatan Ulusoy, tarımsal desteklerin gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’i düzeyinde olması gerektiğini ifade etti. Kendi hesaplamalarına göre çiftçilere 1 trilyon 112 milyar lira tarımsal destek ayrılması gerektiğini söyleyen Ulusoy, bütçede bu tutarın 235 milyar lira olarak yer aldığını öne sürdü.
Ulusoy, “Hükümet 5 vermesi gerekirken 1 veriyor. Bu yalanı her sene tekrarlamaya başladılar. Biz de her sene bıkmadan, usanmadan bu yalana cevap vereceğiz” ifadelerini kullandı. Çiftçiye yönelik desteğin başka yatırım ve finansman kalemleriyle birleştirilerek açıklanmaması gerektiğini dile getirdi.

TARIMSAL ÜRETİM RAKAMLARINI DA ELEŞTİRDİ
Türkiye’nin fındık, kuru incir, kuru kayısı ve üzüm gibi ürünlerdeki üretim başarısının yeni bir gelişme gibi sunulmasını eleştiren Ulusoy, bu ürünlerdeki üstünlüğün uzun yıllara dayandığını söyledi.
Hayvan varlığına ilişkin istatistiklerin de güvenilirliği konusunda soru işaretleri bulunduğunu öne süren Ulusoy, özellikle kayıt sistemlerinde yaşı ilerlemiş hayvanların hâlâ yaşıyor görünmesinin verileri etkileyebileceğini belirtti.
Ulusoy, Türkiye’de yaklaşık 7,5 milyon sağmal inek bulunduğu varsayımından hareketle yıllık buzağı sayısının da buna yakın olması gerektiğini belirtti. Yıllık buzağı küpeleme sayısının 4,5-5 milyon civarında olduğunu söyleyen Ulusoy, aradaki farkın açıklanması gerektiğini ifade etti. Tarım istatistiklerinin doğru tutulmasının üretim ve fiyat politikaları açısından önem taşıdığını kaydetti.
“SOFRAMIZIN YÜZDE 80-85’İNDE DIŞA BAĞIMLIYIZ”
Türkiye’nin yalnızca 15 üründe kendine yeterli olmadığı yönündeki açıklamaları da eleştiren Ulusoy; hububat, bakliyat, kırmızı et, soya, mısır, ayçiçeği yağı ve pirinci örnek gösterdi. Bu ürünlerin vatandaşların günlük tüketiminde önemli yer tuttuğunu belirten Ulusoy, Türkiye’nin gıda arzında dışa bağımlılık sorununun göz ardı edildiğini ileri sürdü.
Ulusoy, tarım politikalarının başarısının yalnızca üretim miktarlarıyla ölçülemeyeceğini belirterek gıda arzı ve fiyatların da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
“SORUNUMUZ FİYATLANDIRMA VE PLANLAMA”
Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ulusoy, temel sorunun üretimden çok planlama ve fiyatlandırma olduğunu dile getirdi. Üreticinin ürünü tarlada düşük fiyatla satmasına rağmen tüketicinin markette aynı oranda ucuzluk görmediğini ifade etti.
Mersin’in Mut ilçesi ile Manisa’da yağlık zeytinin kilogram fiyatının 10 liraya kadar düştüğünü söyleyen Ulusoy, buna rağmen marketlerde zeytinyağı fiyatlarında anlamlı bir gerileme yaşanmadığını ifade etti. Üzüm, incir ve elma gibi ürünlerde üreticinin düşük fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Ulusoy, üretim kadar ürünün tüketiciye ulaştırılmasının da planlanması gerektiğini vurguladı.
Ulusoy, mevcut politikaların hem çiftçiyi hem de tüketiciyi zor durumda bıraktığını öne sürerek tarımda planlama ve fiyatlandırma sorunlarının çözülmesi çağrısında bulundu.




