Dünya

Jeffrey Epstein yaşıyor mu? 'Epstein İsrail'de görüldü' iddiası

Sosyal medyada bugün yayılan “Jeffrey Epstein Tel Aviv’de görüldü” iddiası, 2026’da ABD Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) yayımladığı yeni Epstein dosyalarının tetiklediği komplo dalgasının son halkası oldu.

Bugün dolaşıma sokulan içeriklerin merkezinde, Epstein’e benzeyen bir kişinin Tel Aviv’de yürüdüğünü öne süren bir görsel var. Epstein'in Mossad ile bağlantılı olduğu biliniyordu. Ayrıca birçok Yahudi ile de insan ticaretine ilişkin işbirliği yaptığı son belgelerde gözler önüne serildi. Görsel dışında, yer-zaman tanığı, doğrulanmış video, resmi kayıt veya güvenilir medya teyidi yok. Ancak komplo teorileri ve Epstein'in nüfuzlu kimliği, bu bilgileri görmezden gelebilir.

ÖLÜM GECESİNE DAİR ŞÜPHELER

Epstein’in 10 Ağustos 2019’da Manhattan’daki federal gözaltı merkezinde (MCC) ölü bulunması, resmi kayıtlarda “intihar” olarak geçti. Fakat olayın ardından ortaya çıkan kurum içi ihlaller, kamuoyunda şüpheyi kalıcılaştırdı.

ABD Adalet Bakanlığı müfettişliği (DOJ OIG) raporu, gözetim ve personel uygulamalarında ciddi aksaklıklar olduğunu; Epstein’in yüksek risk profiline rağmen prosedürlerin delinmesiyle yalnız kaldığını ve denetim zincirinin fiilen çöktüğünü ortaya koydu. Medyaya yansıyan ve dava dosyalarına giren unsurlar arasında, zorunlu kontrollerin yapılmaması ve kayıtların sonradan “düzeltilmesi” gibi iddialar da bulunuyor.

Bu tablo, “ölmedi/kaçırıldı” iddiasını otomatik olarak doğrulamaz ama şu gerçeği güçlendirir: O gece yaşanan kurumsal zafiyetler, komplo anlatıları için verimli bir alan üretti.

2026 EPSTEIN DOSYALARI VE “DİJİTAL İZ” TARTIŞMASI

Ocak 2026 sonunda DOJ, “Epstein Files Transparency Act” kapsamında milyonlarca sayfayı bulan yeni bir belge seti yayımladı. Yetkililer, kapsamlı bir ayıklama ve mağdur güvenliği gerekçeleriyle bazı içeriklerin kamuya açılmadığını da vurguladı.

Tam da bu yayın dalgası sırasında internetin yeni “kanıt” malzemesi, Epstein’e ait olduğu söylenen hesap parolaları ve hesap erişimleri oldu. Özellikle “2021’de Apple hesabı şifresi değiştirildi” iddiası, “öyleyse yaşıyor” sonucuna bağlanmaya çalışılıyor. Oysa dijital güvenlik açısından bu tür bir iz, tek başına yaşam kanıtı sayılmaz: Bir hesabın şifresi, ölümden sonra vekil/temsilci, üçüncü kişi erişimi, veri sızıntısı veya hesap kurtarma süreçleri gibi birçok nedenle değiştirilebilir. Bu başlık, dosya yayınlarının ardından sosyal medyada büyüyen bir tartışma olarak kayda geçiyor; fakat iddiayı doğrudan doğrulayan bağımsız ve resmi bir “yaşıyor” tespiti bulunmuyor.

SEDYEDEKİ FOTOĞRAFINDA DUBLÖR MÜ KULLANILDI?

Epstein’in ölüm gecesi sedyede çekilmiş fotoğrafı, 2019’dan beri “dublör” iddialarının en çok dolaşan parçası. Bu iddia, daha o günlerde doğrulama kuruluşları tarafından “kanıtsız komplo” olarak ele alındı: Bir fotoğraf karesinden kimlik değişimi sonucu çıkarmanın mümkün olmadığı, ayrıca resmî ölüm kaydı ve soruşturma bulgularıyla çeliştiği vurgulandı.

2026’daki yeni dosya yayınları, bu eski iddiaları yeniden vitrine taşıdı. Fakat “yeniden gündem” olmak, “yeniden doğrulanmak” anlamına gelmiyor.

Sosyal medyada iki ana taraf ortaya çıkıyor. Birincisi, “bu kadar güçlü isimleri bilen birini yaşatmazlar” yaklaşımı. Bu, Epstein’in çevresine dair belgeler, bağlantılar ve suç ağı iddiaları nedeniyle “öldürüldü” ihtimalini psikolojik olarak daha ikna edici bulan bir okuma.

İkincisi, “zafiyet varsa kaçırılmış olabilir” çizgisi. OIG raporundaki ihlaller, kamera ve denetim sorunları gibi başlıklar, bu düşünceyi diri tutuyor.

Ancak üçüncü bir gerçek daha var: Büyük belge yayınları, doğrulanmış bilgiyle uydurma/çarpıtma içeriği aynı akışta hızla karıştırıyor. Nitekim bazı yayınlar, yeni dosyaların antisemitik komplo anlatılarını da tetiklediğini ve “kanıt” diye dolaşan çok sayıda içeriğin bağlamından koparıldığını aktarıyor.