Kişiliğin Evreleri:Sıfırdan Otuz Beşe

Değerli okurlar,

Kişilik dediğimiz yapı, sanıldığı gibi doğumdan sonra şekillenmeye başlamaz. Aksine, insanın karakter harcı daha anne karnında karılmaya başlanır. Bir önceki yazımızda şahsiyetin temellerinin bu dönemde atıldığını ifade etmiştik. Bugün ise bu düşünceyi biraz daha derinleştirerek kişilik evrelerine giriş yapmak istiyorum.

İnsanın sıfırdan otuz beş yaşına kadar olan hayatını üç ana dönemde ele almak mümkündür: bebeklik, çocukluk ve gençlik. Her biri kişiliğin farklı bir yönünü besleyen bu dönemleri ilerleyen yazılarda ayrıntılı biçimde ele alacağız. Ancak bu sürecin en hassas ve en etkili başlangıç noktası hiç kuşkusuz hamilelik dönemidir.

Her insan saygı görmek, kabul edilmek ve değerli hissetmek ister. Bu ihtiyaç karşılandığında birey daha dengeli, daha mutlu bir hayat sürer. Buna karşılık, anne karnından itibaren sevgi, ilgi ve manevi beslenmeden yoksun kalan bireylerde; aşağılık duygusu, hırçınlık, güvensizlik ve içsel çatışmaların daha sık görüldüğü bilinmektedir.

Hamilelik süreci yalnızca biyolojik bir taşıma dönemi değildir. Anne adayının bu süreçte yaşadığı her duygu, her düşünce, her tepki doğrudan ya da dolaylı olarak çocuğun ruh dünyasına iz bırakır. Yapılan gözlemler göstermektedir ki; annenin bu dönemde sürekli kınadığı, eleştirdiği ve olumsuzladığı davranışlar, ilerleyen yıllarda çocukta benzer biçimlerde ortaya çıkabilmektedir.

Öte yandan, anne adayının çevresinde gördüğü olumlu özellikleri takdir etmesi, güzel ahlâkı beğenmesi ve iyiliği içselleştirmesi de çocukta karşılık bulmaktadır. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği göstermektedir: Anne karnındaki çocuk, annenin duygu ve düşünceleriyle adeta örülmektedir.

Bu nedenle anne adayının öfke, kızgınlık ve kınama duygularından bilinçli şekilde uzak durması; sevgi, şefkat, merhamet, inanç ve kültürel değerlerle iç dünyasını beslemesi son derece önemlidir. Aynı zamanda kişisel bakımına özen göstermesi, dengeli beslenmesi ve mümkün olduğunca pozitif insanlarla bir arada bulunması hem kendi ruh sağlığına hem de çocuğun kişilik gelişimine katkı sağlar.

Önümüzdeki yazımızda bebeklik çağına odaklanacağız. Bebeğin yalnızca fiziksel değil, ruhsal ihtiyaçlarını da ele alacak; beslenmeden güven duygusuna kadar bu dönemin kişilik üzerindeki etkilerini konuşacağız.

Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle…
Sağlıcakla kalın.

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*