CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin açılan ceza davasında ikinci duruşma Ankara’da görüldü, duruşma sonrası CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’ten dikkat çeken açıklamalar geldi. Çelik, davanın zamanlamasına ve şikayetçi profillerine vurgu yaparak, sürecin siyasi ve hukuki sonuçlarına dair sert uyarılarda bulundu.
ÖZGÜR ÇELİK'TEN DAVA ÇIKIŞI İLK AÇIKLAMA
CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı’nda “oylamaya hile karıştırıldığı” iddiasıyla açılan ceza davasının ikinci duruşması, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı.
Aralarında İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da bulunduğu toplam 12 kişi, yeniden hâkim karşısına çıktı.
Savcılık, sanıklar hakkında 3 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak talep ediyor.
“KURULTAYDAN 1,5 YIL SONRA DAVA AÇILDI”
Duruşma çıkışında basın mensuplarına konuşan Özgür Çelik, davanın açıldığı tarihlere özellikle dikkat çekti. Çelik, CHP’nin büyük kurultayının Kasım 2023’te yapıldığını hatırlatarak, ilk davanın 14 Şubat 2025’te, İstanbul Kurultayı’na ilişkin davanın ise 19 Mart 2025’te açıldığını söyledi.
Çelik şu ifadeleri kullandı:
“38. Olağan Kurultayımızda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel 812 oy alarak seçildi. İlçe seçim kurullarına ya da YSK’ya yasal süresi içinde tek bir itiraz dahi yapılmadı. İtiraz süresi dolunca Sayın Özel mazbatasını aldı ve görevine başladı.”
“YETKİLİ MERCİLER BELLİ, İTİRAZ YOKTU”
Kurultay sürecinin tamamen yasal zeminde ilerlediğini vurgulayan Çelik, parti seçimlerinde tek yetkili mercilerin ilçe seçim kurulları, seçim hâkimleri ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) olduğunu hatırlattı.
İtiraz süresinin tamamlanmasına rağmen hiçbir başvuru yapılmadığını belirten Çelik, buna rağmen aradan 1,5 yıl geçtikten sonra dava açılmasının dikkat çekici olduğunu ifade etti.
“ŞİKAYETÇİLER TARAF OLDUKLARINI AÇIKÇA SÖYLÜYOR”
Özgür Çelik dosyada şikayetçi ya da tanık olarak yer alan isimlerin profillerine de değindi. Bu kişilerin bir kısmının kurultay delegesi olduğunu, bir kısmının ise belediye başkanlığı için adaylık başvurusu yapıp seçilemeyen isimler olduğunu söyledi.
Çelik, “İddianamede bu kişilerin zaten taraf olduklarını açıkça beyan ettikleri görülüyor. Aday olup kaybeden ya da aday gösterilmeyen isimlerin, 1,5 yıl sonra verdikleri ifadelerle kurultaylara dava açılırsa bu çok tehlikeli bir tablo yaratır” dedi.
“BU YOL SEÇİMLERİ KAOSA SÜRÜKLER”
Açıklamasının en dikkat çeken bölümünde sürecin ülke genelindeki seçimler açısından doğurabileceği sonuçlara işaret eden Çelik, şu sözlerle uyarıda bulundu:
“Bu ülkede siyasi partiler, futbol kulüpleri, sendikalar, meslek örgütleri seçimler yapıyor. Açıkça taraf olduğunu beyan eden isimlerin ifadeleriyle kurultaylara dava açılırsa, kayyum tartışmaları ve butlan iddiaları gündeme gelirse, bu bugüne kadar yapılmış tüm seçimleri kaosa sürüklemez mi?”
CHP cephesi, kurultay davasının hukuki değil siyasi bir süreç olduğu görüşünü yinelerken, davanın zamanlaması ve kapsamının parti içi demokratik süreçleri hedef aldığı görüşünde birleşiyor. Dava sürecinin nasıl sonuçlanacağı ve siyasi dengelere nasıl yansıyacağı ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.