İsrail iç siyasetini yıllardır kilitleyen yolsuzluk dosyaları, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun beklenmedik af hamlesiyle yeniden ülkenin bir numaralı gündem maddesi haline geldi. “Rüşvet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma” suçlamalarıyla yargılanan Netanyahu, daha önce “tüm suçlamalardan aklanmadan affa başvurmayacağını” söylerken, bu tutumunu değiştirerek resmi af talebini Herzog’a iletti.
NETANYAHU’DAN HERZOG’A RESMİ BAŞVURU
Netanyahu, Amerikan merkezli X platformundan paylaştığı videoda, 10 yıldır süren soruşturma ve 6 yıldır devam eden davaların ülkeyi yorduğunu savunarak affa başvurduğunu açıkladı. Haftada üç kez ifade vermek zorunda kaldığını belirten Netanyahu, güvenlik ve siyasi gerekçeleri gerekçe göstererek şu mesajı verdi:
“Bu davanın daha uzun yıllar sürmesi İsrail’i parçalıyor, toplumsal gerilimi artırıyor. Avukatlarım bugün Cumhurbaşkanı’na af talebinde bulundu. Ülkenin iyiliğini düşünen herkesin bu adımı destekleyeceğini umuyorum.”
Netanyahu’nun geri adımında, uzun süredir kendisine destek açıklamaları yapan ABD Başkanı Donald Trump’ın, Herzog’a gönderdiği mektubun da etkili olduğu ifade edildi.
CUMHURBAŞKANLIĞI: “OLAĞANÜSTÜ BİR AF TALEBİ”
Netanyahu’nun 14 sayfalık af talebi, avukatı Amit Hadad aracılığıyla Cumhurbaşkanlığı’nın hukuk birimine iletildi. Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, talebin prosedüre uygun olarak Adalet Bakanlığı Af Dairesi’ne gönderildiği belirtildi.
Açıklamaya göre Af Dairesi, Adalet Bakanlığı’nın ilgili birimlerinden görüş alacak, bu görüşler Cumhurbaşkanlığı hukuk danışmanı ve ekibine iletilecek. Hazırlanacak ek raporun ardından son değerlendirmeyi Cumhurbaşkanı Herzog yapacak. Açıklamada, bunun “olağanüstü bir af talebi olduğu ve önemli sonuçlar doğuracağı” vurgulanarak, sürecin “sorumlu ve ciddi bir şekilde” yürütüleceği kaydedildi.
KOALİSYON NETANYAHU’YA SAHİP ÇIKTI
Netanyahu’nun adımı koalisyon ortaklarından güçlü destek aldı. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, sosyal medyadan yaptıkları açıklamalarda affın kabul edilmesi çağrısında bulundu.
Ben-Gvir, davanın Başsavcılık eliyle yürütülen siyasi nitelikli bir süreç olduğunu savunurken, Netanyahu’nun beraat etmesi gerektiğini düşündüğünü ancak “ülkenin yüksek menfaatleri” gerekçesiyle af talebini desteklediğini söyledi.
Savunma Bakanı Katz, İsrail’in “karmaşık bir güvenlik tablosu” ile karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bu dönemde stratejik tehditlere odaklanmış birleşik bir liderlik gerekir. Cumhurbaşkanı’ndan bu talebi kabul ederek yasal suçlamaları sonlandırmasını istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Maliye Bakanı Smotrich ise, partisinin yargı reformu hedeflerinden vazgeçmeyeceğini belirtip Netanyahu’nun “yozlaşmış bir yargı sistemi tarafından yargılandığını” iddia ederek Herzog’a af talebini onaylama çağrısında bulundu.
MUHALEFETTEN “SUÇU KABUL ET, SİYASETİ BIRAK” ŞARTI
Af başvurusu, muhalefet cephesinde ise sert tepkilere yol açtı. Ana muhalefet lideri Yair Lapid, Cumhurbaşkanı Herzog’a seslenerek:
“Netanyahu suçunu itiraf etmeden, pişmanlığını göstermeden ve siyasi hayatı derhal bırakmadan af veremezsiniz.” dedi.
Eski general ve siyasetçi Yair Golan da, Netanyahu’nun suçunu kabul edip görevden çekilmediği sürece İsrail’de birliğin sağlanamayacağını savundu. Golan, “Sadece suçlular af diler.” ifadeleriyle af talebine karşı çıktı.
NETANYAHU’NUN YARGILANDIĞI DOSYALAR
Netanyahu, İsrail tarihine görevdeyken yargılanan ilk başbakan olarak geçti. Dönemin Başsavcısı Avichai Mandelblit’in 21 Kasım 2019 tarihli kararıyla, “1000”, “2000” ve “4000” dosyaları kapsamında “rüşvet, emanete ihanet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma” suçlamaları yöneltildi.
İlk duruşma 24 Mayıs 2020’de Kudüs Bölge Mahkemesi’nde yapıldı. Netanyahu’nun 10 Aralık 2024’te Tel Aviv Bölge Mahkemesi’nde ilk kez kapsamlı ifade verdiği süreç, aradan geçen yıllara rağmen sonuçlanmadı.
Yargılamanın daha uzun yıllar sürmesinin beklendiği bir dönemde gelen af başvurusu, İsrail’de hem hukuk sistemini hem de siyaseti derinden etkileyecek yeni bir tartışma başlattı. Cumhurbaşkanı Herzog’un vereceği karar, ülkenin siyasi geleceği açısından kritik önem taşıyor.




