Dünyayı yeni bir küresel felaketin eşiğine getiren ABD-İran geriliminde tarihi bir kırılma yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik planlanan tüm askeri operasyonları ve hava bombardımanlarını son dakikada iptal ettiğini duyurarak bölgede savaşı bitiren hamleyi yaptı. Trump’ın bu sürpriz ve tarihi kararını açıklarken doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye’nin üstlendiği kritik role yaptığı teşekkür, uluslararası ilişkilerde kartların yeniden karılmasına yol açtı. Avrupalı bir ülkede tarafların masaya oturacağı nihai bir barış anlaşmasının temelleri atılırken, bu zaferin arkasında Ankara’nın aylardır yürüttüğü kusursuz mekik diplomasisi yatıyor.
TRUMP SAVAŞI DURDURDU, ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR YAĞDI
İran ile yükselen tansiyonun ardından Washington’dan gelen son dakika açıklaması, tüm dünyada derin bir nefes aldırdı. Küresel piyasaları sarsan ve Orta Doğu’yu kan gölüne çevirmesinden korkulan askeri harekât, Trump’ın "Operasyon iptal" talimatıyla durduruldu. Ancak bu kararın en çarpıcı yönü, Trump’ın oluşturulan "geniş koalisyon ve mutabakat" vurgusunda saklıydı. Trump, askeri seçeneğin masadan kalkmasında ve nihai bir uzlaşı zeminine varılmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın attığı adımların ve Türkiye’nin sağladığı diplomatik katkıların belirleyici olduğunu ifade ederek Ankara’ya açıkça teşekkür etti. Savaş rüzgarlarını tersine döndüren bu gelişmeyle birlikte, tarafların yakın zamanda bir Avrupa ülkesinde nihai barış anlaşmasını imzalamak üzere masaya oturacağı öğrenildi.

ANKARA’NIN İLMEK İLMEK DOKUDUĞU "SESSİZ VE DERİN" MEKİK DİPLOMASİSİ
Bu tarihi sonucun tesadüf olmadığı, Türkiye’nin krizin ilk gününden bu yana yürüttüğü çok katmanlı diplomasi trafiğiyle bir kez daha kanıtlandı. Savaş tamtamları çalmaya başladığı andan itibaren "bölgesel sükûnet" çağrısını elden bırakmayan Ankara; hem Washington hem de Tahran ile köprüleri asla atmayan tek aktör oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde, gerek üst düzey devlet zirveleri gerekse bakanlar düzeyinde gerçekleştirilen kesintisiz ikili görüşmeler ve kritik telefon diplomasi trafiği meyvesini verdi. Türkiye, tarafların provokasyonlara kapılmasını önlemek amacıyla bölge ülkeleriyle de adeta bir diplomasi kalkanı ördü. Her iki tarafla da güvene dayalı temas kurabilen yegâne güç olan Türkiye’nin bu kararlı duruşu, ABD’nin "maksimum baskı" politikasını, masada uzlaşılan bir "diplomatik mutabakata" tahvil etmesini sağladı.

ORTA DOĞU’NUN DİZAYNINDA TÜRKİYE ARTIK "ETKİLİ VE MERKEZİ GÜÇ"
Trump’ın açıklamaları ve Erdoğan’a ilettiği bu tarihi teşekkür, sıradan bir diplomatik nezaketin çok ötesinde bir anlama sahip. Bu gelişme, Türkiye’nin küresel diplomaside elini ve hareket kabiliyetini muazzam bir şekilde güçlendirdiğini gösteriyor.
Ankara, Orta Doğu’da sadece bir "arabulucu" değil, aynı zamanda bölgede istikrarı kuran, barışı inşa eden ve oyun planını belirleyen "üst düzey bir oyun kurucu" olarak tescillenmiş oldu. Bölgenin tırnak içerisinde yeniden "dizayn edilmesi" noktasında, Türkiye’nin rızası ve aktif katılımı olmadan hiçbir denklemin kurulamayacağı, Washington’ın bu geri adımıyla resmileşti.




