Antarktika üzerinde her yıl mevsimsel olarak genişleyen ozon deliği, 2026 yılında dikkat çeken bir boyuta ulaştı. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesinin ölçümlerinde 27,2 milyon kilometrekare olarak kaydedilen alan, son 10 yılın en yüksek seviyesini oluşturdu. Yaklaşık 48 yıllık gözlem geçmişinde en büyük yedinci ölçüm olarak kayıtlara geçen bu gelişmede, Antarktika üzerindeki atmosfer koşullarının etkili olduğu değerlendirildi.
OZON DELİĞİNDE 27,2 MİLYON KİLOMETREKARELİK ALAN
NOAA tarafından yapılan ölçümlerde, ozon deliğinin 18 Eylül 2026 tarihinde yıl içerisindeki en geniş sınırlarına ulaştığı belirlendi.
27,2 milyon kilometrekarelik büyüklük, 2000 yılında ölçülen tarihî rekorun yaklaşık yüzde 90'ına denk geldi. Böylece Antarktika üzerindeki ozon incelmesi, son on yılın en yüksek değerine çıkarken uzun dönemli ölçümlerde de üst sıralarda yer aldı.
KUTUP GİRDABI GENİŞLEMEYİ HIZLANDIRDI
Ozon deliğinin bu yıl daha geniş bir alana yayılmasında Antarktika çevresindeki kutup girdabının etkisi öne çıktı. Normalden daha güçlü seyreden bu atmosferik yapı, soğuk havanın kutup bölgesinde uzun süre tutulmasına neden oldu.
Bunun sonucunda ozon tabakasına zarar veren kimyasal tepkimelerin gerçekleşmesi için uygun koşullar daha uzun süre korundu.
NASA ve NOAA araştırmacısı Amy Butler, ağustos ve eylül aylarında kutup girdabını zayıflatabilecek atmosfer hareketlerinin beklenen güce ulaşamadığına dikkat çekti.

GEÇEN YIL DAHA KÜÇÜK ÖLÇÜLMÜŞTÜ
2025 yılında Antarktika üzerindeki ozon deliği, 1992'den bu yana kaydedilen en küçük beşinci boyuta kadar gerilemişti. 2026'da ortaya çıkan tablo ise ozon deliğinin büyüklüğünün yıllara göre önemli farklılıklar gösterebildiğini ortaya koydu.
Uzmanlar, bir yıllık genişlemenin ozon tabakasındaki uzun vadeli iyileşmenin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtiyor. Atmosfer sıcaklığı ve rüzgâr sistemleri gibi doğal etkenler, deliğin her yıl ulaştığı boyutu değiştirebiliyor.
ULUSLARARASI ANLAŞMALARIN ETKİSİ SÜRÜYOR
Ozon tabakasındaki incelmenin temel nedenleri arasında geçmişte yaygın biçimde kullanılan kloroflorokarbonlar (CFC) bulunuyor. Spreylerde, soğutma sistemlerinde ve köpük üretiminde kullanılan bu maddeler, stratosfere ulaştığında ozon moleküllerinin parçalanmasına yol açıyor.
Uluslararası düzenlemelerle CFC kullanımının sınırlandırılması, atmosferdeki zararlı kimyasalların azalmasına katkı sağladı.
Maryland Üniversitesi araştırmacısı Paul Newman'a göre, bu önlemler uygulanmamış olsaydı 2026'daki ozon deliği 2,6 ila 5,2 milyon kilometrekare daha geniş olabilirdi. Bilim insanları, alınan önlemlerin etkisiyle Antarktika üzerindeki ozon tabakasının 2070'li yıllarda eski seviyelerine yaklaşmasını öngörüyor.
OZON TABAKASINDAKİ İNCELME SAĞLIĞI NASIL ETKİLİYOR?
Ozon deliği, atmosferde fiziksel bir boşluk oluştuğu anlamına gelmiyor. Bu kavram, stratosferdeki ozon yoğunluğunun belirli bir seviyenin altına düştüğü bölgeleri ifade ediyor.
Ozon tabakasının en önemli görevlerinden biri, Güneş'ten gelen zararlı ultraviyole (UV) ışınlarının büyük bölümünü süzmek. Ozon yoğunluğundaki azalma, yeryüzüne ulaşan UV ışını miktarının artmasına neden olabiliyor.
Bu durum cilt kanseri ve katarakt gibi sağlık sorunlarının riskini artırırken bitki örtüsü, tarımsal faaliyetler ve doğal yaşam üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Bilim insanları, 2026 yılında gözlenen genişlemeye karşın uluslararası önlemler sayesinde ozon tabakasındaki uzun vadeli iyileşmenin devam ettiğine işaret ediyor.




