Reel Sektör Alarm Veriyor

Son aylarda ekonomide yaşanan daralma artık soyut bir tartışma olmaktan çıkmış, reel sektörün günlük gerçeği haline gelmiştir. Uygulanan sıkı para politikalarının enflasyonu düşürmeye yönelik olduğu ifade edilse de, üretim cephesinde ortaya çıkan tablo ciddi uyarılar vermektedir.

Reel sektörün temel göstergeleri nettir: Siparişler azalmakta, kapasite kullanım oranları düşmekte, işletmeler nakit akışını çevirmekte zorlanmaktadır. Özellikle tekstil, hazır giyim, mobilya ve yan sanayi gibi emek yoğun sektörlerde üretim hacmi gerilerken, işletmeler maliyetlerini karşılayabilmek için istihdamı azaltma yoluna gitmektedir. Bu da zincirleme bir etkiyle iç talebi daha da daraltmaktadır.

Finansmana erişim, reel sektörün en büyük sorunu haline gelmiştir. Bankaların uyguladığı %45–48 bandındaki ticari kredi faizleri, kâr marjları sınırlı olan işletmeler için sürdürülebilir değildir. Bugün birçok firma krediye ulaşsa dahi bu maliyetle borçlanmaktan kaçınmakta, yatırımlarını ertelemekte ya da üretimi kısmaktadır. Bu durum, enflasyonla mücadelede istenmeyen bir sonuç doğurmaktadır: arz daralması.

Öte yandan fiyatlama davranışlarındaki bozulma piyasalardaki belirsizliği artırmaktadır. Hammaddeye erişimde yaşanan dalgalanmalar, kur ve maliyet baskısı, firmaları kısa vadeli ve öngörüsüz fiyat politikalarına itmektedir. Aynı ürünün farklı fiyatlarla satılması, tüketicinin güvenini zayıflatmakta, talep tarafını daha da baskılamaktadır.

Devletin iç talebi sınırlayıcı politikaları ile bankacılık sisteminin yüksek faiz yaklaşımı birlikte değerlendirildiğinde, reel sektör adeta iki yönlü bir sıkışma yaşamaktadır. Bir yanda daralan pazar, diğer yanda pahalı finansman… Bu koşullar altında üreticinin ayakta kalması her geçen gün zorlaşmaktadır.

Gelirler cephesinde de tablo destekleyici değildir. Asgari ücret ve emekli maaşlarının alım gücü zayıfladıkça iç talep canlanamamakta, bu da özellikle KOBİ’lerin satışlarını doğrudan etkilemektedir. Reel sektör için iç pazar hâlâ hayati önem taşımaktadır.

2026’ya yaklaşırken, mevcut eğilimin devam etmesi halinde üretimde kalıcı bir yavaşlama ve istihdam kaybı riski güçlenmektedir. Enflasyonla mücadele, reel sektörü devre dışı bırakarak başarıya ulaşamaz.

Çözüm; üretimi ve istihdamı merkeze alan, sektörel bazda kredi mekanizmaları, makul finansman maliyetleri ve öngörülebilir ekonomi politikalarıdır. Reel sektörü ayakta tutmadan ekonomik istikrar sağlamak mümkün değildir.

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*