<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>TÜRKINFORM Son dakika Haberler</title>
    <link>https://turkinform.com.tr</link>
    <description>Güncel son dakika haberleri takip etmek için tıklayın. Güncel, son dakika, ekonomi, gündem ve en son haber turkinform.com.tr'de</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://turkinform.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 13:56:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi alarmı! Gençler de risk altında: “Bana bir şey olmaz” demeyin!]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/kalp-krizi-alarmi-gencler-de-risk-altinda-bana-bir-sey-olmaz-demeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/kalp-krizi-alarmi-gencler-de-risk-altinda-bana-bir-sey-olmaz-demeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda kalp krizi vakalarında artış yaşandığını belirten Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, hastalığın daha genç yaşlarda görülmeye başladığını açıkladı. Uzman isim, özellikle sigara kullanan ve hareketsiz yaşam süren gençlerin risk altında olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda kalp krizi vakalarında yaşanan artış dikkat çekerken, hastalığın artık yalnızca ileri yaşlarda görüldüğü düşüncesi de geride kalıyor. Özellikle 20’li ve 30’lu yaşlarda kalp-damar hastalıklarının daha sık görülmesi, gençler için de kalp krizi riskini gündeme taşıyor. Sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, fazla kilo, yüksek tansiyon, kolesterol ve yoğun stres gibi faktörler riski artırırken, uzmanlar gençlerin “Ben daha gencim, bana bir şey olmaz” düşüncesine kapılmaması gerektiği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Kalp krizi vakalarındaki artışın nedenleri ve gençlerin neden daha fazla risk altında olduğu merak edilirken, Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, kalp krizine ilişkin merak edilen soruları Türkinform’dan Ecem Çetin’e yanıtladı.</p>

<h2>“KALP KRİZİ VAKALARI ARTTI”</h2>

<p>Son yıllarda kalp krizi vakalarında artış olup olmadığına ilişkin Tunçer, arttığını ve özellikle genç yaşlarda kalp-damar hastalıklarının daha sık karşılarına çıktığını gördüklerini belirtti.</p>

<h2>“KALP KRİZİNİ ARTIRAN DURUMLAR NELER?”</h2>

<p><img alt="Kalp Krizi (1)" class="detail-photo img-fluid" height="740" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/kalp-krizi-1.png" width="1078" /></p>

<p>Mehmet Altuğ Tunçer, bunun altında sigara kullanımının, hareketsiz yaşamın, sağlıklı beslenmenin, obezitenin, yüksek tansiyonun, kolesterolün ve yoğun stres gibi birçok faktörün bulunduğunu belirterek, burada önemli olanın yalnızca kalp krizi sayısındaki değişim değil, hastalığın daha genç yaşlarda görülmeye başlaması olduğunu belirtti.</p>

<h2>GENÇLERDE KALP KRİZİ VAKASI NEDEN ARTIYOR?</h2>

<p>Eskiden daha ileri yaşlarda görülen kalp krizleri artık neden 20'li ve 30'lu yaşlarda da görülüyor? Sorusuna ise Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, yaşam tarzlarının çok değiştiğini, gençlerin daha fazla masa başında zaman geçirdiğini, daha az hareket ettiğini, hazır ve işlenmiş gıdaları daha fazla tükettiğini söyledi.</p>

<p>Tunçer, bunun yanında sigara ve elektronik sigara kullanımın da önemli bir risk olduğunu, bu faktörlerin genetik yatkınlıkla birleştiğinde kalp-damar hastalıklarının daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabildiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>GENÇLERDE KALP KRİZİNE YOL AÇAN FAKTÖRLER NELER?</h2>

<p>Gençlerde kalp krizini tetikleyen risk faktörlerine değinen Tunçer, sigara kullanımının en önemli risk faktörlerinden birisi olduğunu belirtti. Tunçer, “Bunun yanında yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, fazla kilo, hareketsizlik, yoğun stres ve ailesel yatkınlık da önemli. Özellikle birden fazla risk faktörünün aynı kişide bulunması riski ciddi şekilde artırıyor” dedi.</p>

<h2>“AİLE ÖYKÜSÜ ÖNEMLİ BİR RİSK FAKTÖRÜDÜR AMA KALP KRİZİNİN TEK NEDENİ DEĞİLDİR”</h2>

<p><img alt="Prof Dr Mehmet Altuğ Tuncer.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="1479" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/prof-dr-mehmet-altug-tuncerjpg.jpeg" width="1562" />Ailesinde kalp hastalığı olmayan biri de kalp krizi geçirebilir mi? sorusuna Memorial Göztepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Mehmet Altuğ Tunçer, şunları söyledi:</p>

<p>“Elbette geçirebilir. Aile öyküsü önemli bir risk faktörüdür ama kalp krizinin tek nedeni değildir. Sigara, tansiyon, kolesterol, diyabet, obezite ve yaşam tarzı gibi faktörler ailesinde hiç kalp hastalığı olmayan bir kişide de kalp krizine yol açabilir”</p>

<h2>“BEN DAHA GENCİM, BANA BİR ŞEY OLMAZ DÜŞÜNCESİNDEN UZAK DURULMALI”</h2>

<p>Kalp krizi artık sadece yaşlıların hastalığı olmaktan çıktığını kaydeden Tunçer, kalp krizi riskinin yaşla birlikte arttığını ancak artık genç yaşlarda da görülebildiğini aktararak, bu nedenle özellikle sigara kullanan, fazla kilosu olan, tansiyon veya kolesterol problemi bulunan gençlerin “Ben daha gencim, bana bir şey olmaz” düşüncesinden uzak durması gerektiğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/kalp-krizi-alarmi-gencler-de-risk-altinda-bana-bir-sey-olmaz-demeyin</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/kalp-krizi-2.png" type="image/jpeg" length="57196"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullar açılıyor, uzman uyardı! Çocukların bağışıklığını güçlendirmek isterken bu hatayı yapmayın]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/okullar-aciliyor-uzman-uyardi-cocuklarin-bagisikligini-guclendirmek-isterken-bu-hatayi-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/okullar-aciliyor-uzman-uyardi-cocuklarin-bagisikligini-guclendirmek-isterken-bu-hatayi-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda enfeksiyonların artması ailelerin yeniden en önemli gündemlerinden biri olurken, bağışıklık sisteminin desteklenmesinde bağırsak sağlığı da dikkat çekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Gamze Yalçıntaş, ebeveynleri bilinçsiz antibiyotik ve aşırı şeker tüketimine karşı uyararak çocukların sağlıklı gelişimi için 5 altın kuralı paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların açılmasıyla birlikte çocukların kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirmesi, enfeksiyonların da ailelerin gündemine yeniden girmesine neden oluyor. Bu dönemde ebeveynlerin en büyük beklentisi ise çocuklarının hastalıklara karşı daha dirençli olması.</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Gamze Yalçıntaş, bağışıklık sistemi konuşulurken çoğu zaman gözden kaçırılan <strong>bağırsak sağlığına</strong> dikkat çekiyor. Bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmaların yalnızca sindirim süreçleriyle değil, bağışıklık sisteminin gelişimi ve düzenlenmesiyle de ilişkili olduğunu belirten Yalçıntaş, çocukluk döneminde dengeli ve çeşitli beslenmenin önemine vurgu yapıyor.</p>

<p>Yalçıntaş’a göre ebeveynlerin “Çocuğum daha az hastalansın” yaklaşımını yalnızca vitamin veya takviye ürünleri üzerinden değerlendirmemesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="Çocuklarda Bağışıklık Sistemini Güçlendirmenin Yolları | Güven Hastanesi" src="https://guven.com.tr/storage/app/media//cocuklarda_bagisiklik_sistemi.webp" /></p>

<h2>ÇOCUKLARIN BAĞIŞIKLIĞI İÇİN “MUCİZE BESİN” ARAMAK DOĞRU MU?</h2>

<p>Çocukların beslenmesinde tek bir besine odaklanmak yerine çeşitliliğin artırılması gerektiğini belirten Gamze Yalçıntaş, sebze, meyve, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarının dengeli şekilde tüketilmesinin önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Yalçıntaş, çocukların sağlıklı beslenmesi için sofrada farklı besin gruplarına yer verilmesini önerirken, tek bir “mucize besin” arayışının doğru bir yaklaşım olmadığını ifade ediyor.</p>

<blockquote>
<p><strong>“Çocuğun beslenmesinde önemli olan tek bir mucize besin aramak değil, farklı besin gruplarını dengeli ve çeşitli biçimde bir araya getirmektir.”</strong></p>
</blockquote>

<h2>ŞEKERLİ VE ULTRA İŞLENMİŞ GIDALAR SINIRLANDIRILMALI MI?</h2>

<p>Çocukların günlük beslenmesinde şekerli ve ultra işlenmiş ürünlerin ağırlık kazanmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirten Yalçıntaş, daha dengeli bir beslenme düzeninin oluşturulmasının önemine işaret ediyor.</p>

<p>Özellikle okul döneminde beslenme çantası ve günlük atıştırmalıkların da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yalçıntaş, çocukların beslenmesinde farklı ve dengeli seçeneklerin bulunmasının önem taşıdığını vurguluyor.</p>

<h2><img alt="NBL Türkiye - Çocuklarda Bağışıklık Sisteminin Desteklenmesi" src="https://nblturkiye.com/wp-content/uploads/cocuklarda-bagisiklik-sisteminin-desteklenmesi.jpg" /></h2>

<h2>UYKU DÜZENİ ÇOCUKLARIN GENEL SAĞLIĞINI NASIL ETKİLİYOR?</h2>

<p>Bağışıklığı destekleme konusunda yalnızca beslenmeye odaklanılmaması gerektiğini belirten Gamze Yalçıntaş, uyku düzeninin de çocukların genel sağlığı açısından önemli olduğunu söylüyor.</p>

<p>Çocukların yaşlarına uygun ve düzenli uyku alışkanlığı kazanmasının sağlıklı gelişim açısından dikkate alınması gereken başlıklardan biri olduğunu ifade eden Yalçıntaş, okul döneminde uyku düzeninin korunmasına dikkat çekiyor.</p>

<h2>HER ENFEKSİYONDA ANTİBİYOTİK KULLANILMALI MI?</h2>

<p>Ebeveynlerin en sık yaptığı hatalardan birinin antibiyotik kullanımında doktor önerisinin dışına çıkmak olduğunu belirten Yalçıntaş, <strong>her enfeksiyonun antibiyotik gerektirmediğine</strong> dikkat çekiyor.</p>

<p>Antibiyotiğin doktor önerisi olmadan kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Yalçıntaş, özellikle çocuklarda ilaç kullanımının hekim değerlendirmesi doğrultusunda yapılması gerektiğini belirtiyor.</p>

<h2><img alt="Çocukların bağışıklık sistemi nasıl güçlendirilir? Bağışıklık sistemi  güçlendirici besinler - Çocuk Haberleri" src="https://i20.haber7.net/resize/1300x788//haber/haber7/photos/2021/34/cocuklarin_bagisiklik_sistemi_nasil_guclendirilir_bagisiklik_sistemi_guclendirici_besinler_1630066099_6957.jpg" /></h2>

<h2>HANGİ DURUMLARDA ÇOCUK DOKTORUNA BAŞVURULMALI?</h2>

<p>Çocuklarda bazı şikâyetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Gamze Yalçıntaş, özellikle sindirim sistemiyle ilgili sorunlara dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun süren ya da tekrarlayan <strong>ishal, kabızlık ve karın ağrısı</strong>, büyüme-gelişme sorunları, belirgin iştahsızlık veya sık ve ağır enfeksiyonlar yaşanması halinde çocuk doktorunun değerlendirmesinin önemli olduğunu ifade ediyor.</p>

<p>Yalçıntaş, ebeveynlerin çocuklarının bağışıklığını desteklemek için yalnızca takviye ürünlere yönelmek yerine, beslenmeden uyku düzenine ve gerektiğinde hekim değerlendirmesine kadar daha bütüncül bir yaklaşım benimsemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<h2>ÇOCUKLARIN BAĞIŞIKLIĞI İÇİN 5 ALTIN KURAL NEDİR?</h2>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Gamze Yalçıntaş’ın değerlendirmelerine göre okul döneminde ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 5 temel nokta şöyle:</p>

<p><strong>1. Sofrada çeşitliliği artırın:</strong> Sebze, meyve, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarının dengeli şekilde tüketilmesine özen gösterin.</p>

<p><strong>2. Şekerli ve ultra işlenmiş gıdaları sınırlandırın:</strong> Bu ürünlerin çocuğun günlük beslenmesinde ağırlık kazanmasının önüne geçin.</p>

<p><strong>3. Uyku düzenini önemseyin:</strong> Çocuğun yaşına uygun ve düzenli uyku alışkanlığı kazanmasını destekleyin.</p>

<p><strong>4. Antibiyotiği doktor önerisi olmadan kullanmayın:</strong> Her enfeksiyonun antibiyotik gerektirmediğini unutmayın.</p>

<p><strong>5. Tekrarlayan sorunlarda hekime başvurun:</strong> Uzun süren veya tekrarlayan sindirim sistemi şikâyetleri, büyüme-gelişme sorunları, belirgin iştahsızlık ya da sık ve ağır enfeksiyonlar varsa çocuk doktorunun değerlendirmesine başvurun.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ESRA KOÇAK MAYDA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/okullar-aciliyor-uzman-uyardi-cocuklarin-bagisikligini-guclendirmek-isterken-bu-hatayi-yapmayin</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/cocuk-hastalik.jpg" type="image/jpeg" length="63680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kontakt lens kullananlar dikkat! Gözde bu belirtiler varsa lens hemen çıkarılmalı mı?]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/kontakt-lens-kullananlar-dikkat-gozde-bu-belirtiler-varsa-lens-hemen-cikarilmali-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/kontakt-lens-kullananlar-dikkat-gozde-bu-belirtiler-varsa-lens-hemen-cikarilmali-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kontakt lens kullanan milyonlarca kişiyi ilgilendiren uyarı! Gözde kızarıklık, batma veya bulanık görme başladığında yapılan tek bir hata ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Peki bu belirtiler ortaya çıktığında lensi çıkarmak yeterli mi, yoksa göz sağlığı için çok daha önemli bir adım mı gerekiyor? Prof. Dr. Dicle Hazırolan, Türkinform’a özel yanıtladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kontakt lens kullanırken gözde kızarıklık, batma, yanma veya bulanık görme yaşanması, basit bir rahatsızlık gibi görülmemeli. Günlük hayatı kolaylaştıran lensler, yanlış kullanım ya da gözde gelişen bir sorun nedeniyle ciddi problemlere yol açabilir.</p>

<p>Peki bu belirtiler ortaya çıktığında lens kullanılmaya devam edilebilir mi? Gözde kızarıklık, batma veya bulanık görme yaşayan kişinin lensini hemen çıkarması mı gerekir, yoksa belirtiler geçene kadar kullanmaya devam etmesi güvenli midir? Uzmanlar, bu tür şikayetlerde göz sağlığını riske atmamak için dikkat edilmesi gereken noktaları anlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Lens-2" class="detail-photo img-fluid" height="168" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/lens-2.jpg" width="300" /></p>

<h2>HANGİ DURUMLARDA LENS ÇIKARILMALI?</h2>

<p>Peki, kontakt lens kullanırken gözde kızarıklık, batma veya bulanık görme meydana geldiğinde kişi lensi çıkarmalı mı, yoksa kullanmaya devam edebilir mi? Prof. Dr. Dicle Hazırolan Türkinform’a özel yanıtladı. Hazırolan, “Kızarıklık, batma veya bulanık görme meydana geldiğinde kontakt lens derhal gözden çıkarılmalıdır; kesinlikle kullanmaya devam edilemez. Bu belirtiler gözün acil durum sinyalleridir ve lensi gözde tutmaya devam etmek saatler içinde geri dönüşü olmayan ciddi kornea hasarlarına yol açabilir. Lensi çıkardıktan sonra şikayetler geçmiyorsa göz doktoruna muayene olmak gereklidir” bilgisini paylaştı.</p>

<p><img alt="Prof. Dr. Dicle Hazırolan" class="detail-photo img-fluid" height="1479" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/prof-dr-dicle-hazirolan.jpeg" width="1562" /></p>

<h2>LENSİ ÇIKARDIKTAN SONRA NE YAPILMALI?</h2>

<p>Uzmanlar, gözde herhangi bir rahatsızlık hissedildiğinde lensin yeniden takılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Lens kullanırken ellerin temiz olması, lenslerin önerilen süreden daha uzun süre kullanılmaması ve başkasının lensinin kesinlikle paylaşılmaması da göz sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Özellikle kızarıklık, ağrı, ışığa hassasiyet veya görmede belirgin azalma gibi şikayetler lens çıkarıldıktan sonra da devam ediyorsa, sorunun kendiliğinden geçmesi beklenmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Beyza Coskun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/kontakt-lens-kullananlar-dikkat-gozde-bu-belirtiler-varsa-lens-hemen-cikarilmali-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/lens-optik.jpg" type="image/jpeg" length="15673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SPF 0 bronzlaştırıcılar gerçekten koruyor mu?]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/spf-0-bronzlastiricilar-gercekten-koruyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/spf-0-bronzlastiricilar-gercekten-koruyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bronzlaşmak isteyenlerin sıkça tercih ettiği SPF 0 ürünlerle ilgili uzmanlardan dikkat çeken uyarı geldi. “Güneşten koruyor” sanılarak kullanılan bu ürünler aslında ciltte tahmin edilenden çok daha ciddi sonuçlara yol açabilir. Peki SPF 0 ne anlama geliyor, bronzlaşırken yapılan hangi hata ciltte kalıcı hasara neden olabilir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında daha bronz bir ten isteyenlerin tercih ettiği ürünler arasında SPF değeri düşük ya da SPF 0 olarak satılan bronzlaştırıcılar da bulunuyor. Ancak ürünün üzerinde “bronzlaştırıcı” yazması, güneşin zararlı ışınlarına karşı koruma sağladığı anlamına gelmiyor. Özellikle uzun süre güneş altında kalanların bu ayrıntıya dikkat etmesi gerekiyor.</p>

<p>Peki SPF 0 ne anlama geliyor, bronzlaştırıcı ürün güneşten koruyor mu? SPF değeri olmayan bir ürün cildi güneş yanığına karşı koruyabilir mi? Bronzlaşmak uğruna kullanılan bu ürünler ciltte hangi riskleri beraberinde getiriyor? Uzmanlar, güneşe çıkmadan önce ürün seçimi konusunda merak edilen sorulara yanıt veriyor.</p>

<p><img alt="Uzm. Dr. Neslihan Hot Aydın.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="1479" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/uzm-dr-neslihan-hot-aydinjpg.jpeg" width="1562" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>HANGİ ÜRÜNLER UV HASARINI ARTIRIR?</h2>

<p>SPF 0 bronzlaştırıcı anlamına mı gelir? Koruma sağlar mı? Dermatoloji Uzmanı Dr. Neslihan Hot Aydın, Türkinform’a özel yanıtladı. Aydın, “SPF 0 ifadesi güneş koruması olmadığı anlamına gelir. Bronzlaştırıcı yağlar veya SPF içermeyen ürünler cildi güneşten korumaz. Bu ürünlerle güneşlenmek UV hasarını artırabilir ve güneş yanığı, erken yaşlanma ile cilt kanseri riskini yükseltebilir. Sağlıklı bronzlaşma diye bir kavram aslında yoktur. Bronzlaşma, cildin UV hasarına karşı geliştirdiği savunma mekanizmasının bir sonucudur” bilgisini paylaştı.</p>

<h2>GÜNEŞ KORUYUCU KULLANMADAN GÜNEŞLENMEYİN</h2>

<p>Uzmanlara göre güneşten korunmak isteyenlerin yalnızca bronzlaştırıcı ürünlere güvenmemesi gerekiyor. Özellikle uzun süre güneş altında kalınacaksa cilt tipine uygun, yeterli koruma sağlayan bir güneş koruyucu kullanılması önem taşıyor. Güneş koruyucunun düzenli aralıklarla yenilenmesi ve güneşin en yoğun olduğu saatlerde doğrudan maruz kalmaktan kaçınılması da UV ışınlarının neden olabileceği hasarın azaltılmasına yardımcı oluyor. Bronz bir görünüm uğruna korumasız şekilde güneşlenmek ise kısa vadede istenen sonucu verse bile uzun vadede cilt sağlığı açısından ciddi riskler taşıyabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Beyza Coskun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/spf-0-bronzlastiricilar-gercekten-koruyor-mu</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2025/05/gunes-kremi-uv-indeksine.jpg" type="image/jpeg" length="22894"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola salgınında kritik eşik aşıldı: Can kaybı 3 bini geçti]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/ebola-salgininda-kritik-esik-asildi-can-kaybi-3-bini-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/ebola-salgininda-kritik-esik-asildi-can-kaybi-3-bini-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde mayıs ayında ilan edilen Ebola salgınında vaka ve can kaybı sayısı hızla yükseldi. 31 Ağustos itibarıyla doğrulanan vaka sayısı 6 bin 186’ya, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 3 bin 7’ye ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) Ebola salgını nedeniyle bilanço ağırlaşıyor. Hükümet tarafından yayımlanan son durum raporunda, ülke genelinde salgının etkilediği bölgelerde vaka ve ölüm sayılarındaki artış dikkat çekti.</p>

<p>Rapora göre, <strong>31 Ağustos itibarıyla doğrulanan Ebola vaka sayısı 6 bin 186’ya yükseldi.</strong> Virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı ise <strong>3 bin 7</strong> olarak açıklandı. Böylece salgındaki ölüm oranı yüzde 48,6’ya ulaştı.</p>

<p><img alt="Ebola3-1" class="detail-photo img-fluid" height="355" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/06/ebola3-1.jpg" width="614" /></p>

<h2>EBOLA SALGININDA 3 BİNDEN FAZLA CAN KAYBI</h2>

<p>KDC’de mayıs ayında resmi olarak ilan edilen salgın, ülkede ciddi bir sağlık krizine dönüşmüş durumda. Açıklanan verilere göre <strong>1.409 kişi hastalığı atlatarak iyileşirken, 830 hastanın tedavi ve karantina merkezlerinde tutulduğu</strong> bildirildi.</p>

<p>Yüksek ölüm oranı nedeniyle sağlık ekiplerinin salgının kontrol altına alınmasına yönelik çalışmaları sürüyor. Özellikle salgının yayıldığı bölgelerde hastaların takibi ve tedavisi önem taşırken, yeni vakaların belirlenmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor.</p>

<h2>SALGIN 6 EYALETTEKİ 60 SAĞLIK BÖLGESİNE YAYILDI</h2>

<p>Ebola salgınının KDC’nin farklı bölgelerinde etkili olduğu belirtildi. Salgının <strong>Ituri, Kuzey Kivu, Haut-Uele, Tshopo, Güney Kivu ve Bas-Uele</strong> eyaletlerindeki toplam <strong>60 sağlık bölgesinde</strong> görüldüğü kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salgının geniş bir coğrafyaya yayılması, hastalığın kontrol altına alınmasını güçleştiren önemli faktörler arasında gösteriliyor. Sağlık bölgelerinde vaka tespiti, tedavi ve karantina süreçleri devam ediyor.</p>

<p><img alt="Ebola salgını kontrolden çıkıyor: Ölü sayısı 3 bini geçti" src="https://i.haberglobal.com/rcman/Cw1230h692q95gm/storage/files/images/2026/09/02/ebola-salgini-kontrolden-cikiyor-olu-sayisi-3-bini-gecti-skgy.jpg" /></p>

<h2>SALGIN BUNDIBUGYO TÜRÜNDEN KAYNAKLANIYOR</h2>

<p>Yetkililerin açıklamalarına göre mevcut salgının <strong>Ebola virüsünün “Bundibugyo” türünden</strong> kaynaklandığı belirtildi. Bu tür nedeniyle ortaya çıkan salgının, KDC tarihindeki <strong>en büyük ve en ölümcül Ebola salgını</strong> olduğu aktarıldı.</p>

<p>KDC’deki salgının boyutu yalnızca ülke sınırları içerisinde değil, küresel ölçekte de dikkat çekiyor. Mevcut salgının, <strong>2014-2016 yılları arasında Batı Afrika’da yaşanan Ebola salgınının ardından dünyada kaydedilen en büyük ikinci salgın</strong> olduğu bildirildi.</p>

<h2>VAKA VE CAN KAYBI SAYILARINDAKİ ARTIŞ YAKINDAN İZLENİYOR</h2>

<p>31 Ağustos itibarıyla açıklanan rakamlar, salgının KDC’de ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koydu. <strong>6 bin 186 doğrulanmış vaka ve 3 bin 7 can kaybı</strong>, virüsün sağlık sistemi üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.</p>

<p>Yetkililer ve sağlık ekipleri, salgının yayıldığı bölgelerde hastaların tedavisi ve izolasyon süreçlerini sürdürürken, vaka sayılarındaki gelişmeler yakından takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/ebola-salgininda-kritik-esik-asildi-can-kaybi-3-bini-gecti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/05/ebola2.jpg" type="image/jpeg" length="41830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sonbahar geldi, hastalıklar kapıda! Enfeksiyon uzmanından önemli uyarı]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/sonbahar-geldi-hastaliklar-kapida-enfeksiyon-uzmanindan-onemli-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/sonbahar-geldi-hastaliklar-kapida-enfeksiyon-uzmanindan-onemli-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonbaharın gelişiyle birlikte değişen hava koşulları, sıcaklık farkları ve okulların açılması enfeksiyon riskini artırıyor. Enfeksiyon Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda bulaşmanın kolaylaştığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının sona ermesi ve sonbaharın gelmesiyle birlikte havalardaki değişim kendini göstermeye başladı. Gece-gündüz sıcaklık farklarının artması, ani hava değişimleri ve okulların açılmasıyla birlikte kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi, enfeksiyon hastalıklarının yeniden gündeme gelmesine neden oluyor.</p>

<p>Özellikle mevsim geçişlerinde hava koşullarına uyum sağlamaya çalışan vücutta enfeksiyonlara karşı hassasiyet artabilirken, kalabalık ortamlarda hastalıkların kişiden kişiye bulaşması da kolaylaşabiliyor.</p>

<p>Peki, sonbaharın gelmesiyle birlikte hangi enfeksiyon hastalıklarında artış bekleniyor? Enfeksiyon Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, Türkinform’dan Ecem Çetin’e değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2>“BU DEĞİŞİKLİKLER, HASTALIKLARI GÜNDEME TAŞIYOR”</h2>

<p>Doğancı, sonbaharın gelmesiyle birlikte hem iklimle ilgili değişiklik, hem de günlük ve sosyal hayattaki alışkanlıkların değişmesinin bazı hastalıkların daha sık gelmesine neden olduğunu belirtti.</p>

<h2>“İNSANLARI İNFEKSİYONLARA YATKIN HALE GETİREN DURUMLAR”</h2>

<p><img alt="Sonbahar Geldi, Hastalıklar Kapıda! Enfeksiyon Uzmanından Önemli Uyarı (1)" class="detail-photo img-fluid" height="671" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/sonbahar-geldi-hastaliklar-kapida-enfeksiyon-uzmanindan-onemli-uyari-1.png" width="1207" /></p>

<p>Levent Doğancı, mevsimin değişmesiyle birlikte, gece-gündüz sıcaklık farklarının artmasının, ani ısı değişikliklerinin, giyinme alışkanlığının yaz modunda kalmasının insanları infeksiyonlara daha yatkın hale getirdiğini aktardı.</p>

<h2>“OKULLARIN AÇILMASI VE KAPALI ALANLAR İNFEKSİYONU ARTIRIR”</h2>

<p>Enfeksiyon Uzmanı, bir yandan da okulların açılmasının ve kapalı alanlarda daha fazla süre geçirilmesinin; daha kalabalık ve sıkışık ortamlarda okullar başta olmak üzere bulaşmanın daha kolay olmasının özellikle hava yoluyla bulaşabilen infeksiyonların artışına neden olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğancı, şunları söyledi:</p>

<p>Sonbaharın gelmesiyle birlikte hem iklimle ilgili değişiklik, hem de günlük ve sosyal hayatımızla alışkanlıklarımızın değişmesi bazı hastalıkların daha sık meydana gelmesine neden olur. Mevsimin değişmesiyle birlikte, gece-gündüz sıcaklık farklarının artması, ani ısı değişiklikleri, giyinme alışkanlığının yaz modunda kalması insanları infeksiyonlara daha yatkın hale getirir. Bir yandan da okulların açılması ve kapalı alanlarda daha fazla süre geçirmemiz; daha kalabalık ve sıkışık ortamlarda ( okullar başta olmak üzere ) bulaşmanın daha kolay olması özellikle hava yoluyla bulaşabilen infeksiyonların artışına neden olur.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/sonbahar-geldi-hastaliklar-kapida-enfeksiyon-uzmanindan-onemli-uyari</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/sonbahar-geldi-hastaliklar-kapida-enfeksiyon-uzmanindan-onemli-uyari-2.png" type="image/jpeg" length="43813"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tatil bitti, kilo verme telaşı başladı! Diyetisyenden sonbahar önerileri]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/tatil-bitti-kilo-verme-telasi-basladi-diyetisyenden-sonbahar-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/tatil-bitti-kilo-verme-telasi-basladi-diyetisyenden-sonbahar-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz döneminde düzensiz beslenme ve kilo artışı yaşayanlara sonbahar öncesi önemli önerilerde bulunan Diyetisyen Ayça Doğandemir, hızlı kilo verme uğruna çok düşük kalorili diyetlere yönelmemeleri gerektiğini söyledi. Doğandemir, sürdürülebilir beslenme düzeninin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında tatil, düzensiz beslenme ve değişen öğün alışkanlıkları nedeniyle alınan kilolar, sonbaharın gelmesiyle birlikte yeniden gündeme geldi. Sıcak havalarda artan dışarıda yemek yeme, geç saatlerde yapılan atıştırmalar ve günlük beslenme düzeninin değişmesi, birçok kişinin yaz dönemini birkaç kilo alarak tamamlamasına neden olabiliyor.</p>

<p>Sonbaharla birlikte rutinine dönmek ve yazın alınan kilolardan kurtulmak isteyenler ise sağlıklı ve kalıcı bir beslenme düzeninin yollarını araştırmaya başladı. Uzmanlar, hızlı kilo verme yöntemleri yerine sürdürülebilir bir beslenme programının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Peki, yaz boyunca düzensiz beslenen veya tatil döneminde kilo alan kişiler, sonbahara girerken nasıl bir beslenme programı uygulamalı? Diyetisyen Ayça Doğandemir, Türkinform’a konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“BİRKAÇ HAFTADA ALINAN KİLOLAR, BİRKAÇ GÜNDE VERİLMEYE ÇALIŞMAMALI”</h2>

<p>Ayça Doğandemir, öncelikle birkaç haftada alınan kiloların birkaç günde verilmeye çalışmaması gerektiğini kaydeden Doğandemir, çok düşük kalorili diyetler yerine kişinin günlük yaşamına uyabilecek, sürdürülebilir bir düzen oluşturulması gerektiğini belirtti.</p>

<h2>NASIL BİR BAŞLANGIÇ YAPILMALI?</h2>

<p><img alt="Tatil Bitti, Kilo Verme Telaşı Başladı! Diyetisyenden Sonbahar Önerileri (1)" class="detail-photo img-fluid" height="742" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/tatil-bitti-kilo-verme-telasi-basladi-diyetisyenden-sonbahar-onerileri-1.png" width="1098" /></p>

<p>Doğandemir, öğünlerde tabağın önemli bir bölümünün sebzeye ayırmanın, yanına yeterli protein kaynağı ve ihtiyaca uygun miktarda kompleks karbonhidrat eklemenin iyi bir başlangıç olabileceğini aktardı.</p>

<h2>“BUNLARI TÜKETMEYİ AZALTIN, ENERJİ DENGESİNİ SAĞLAYIN”</h2>

<p>Diyetisyen Ayça Doğandemir, şekerli içecekler, sık atıştırmalar ve yüksek enerjili paketli ürünlerin tüketim sıklığını azaltmanın da enerji dengesini sağlamaya yardımcı olacağını ifade etti.</p>

<h2>“BİREYSEL BİR PLAN OLUŞTURULMALI”</h2>

<p>Ayça Doğandemir, kilo kaybı hedefleniyorsa kişinin sağlık durumununun, yaşam tarzının ve gereksinimlerinin değerlendirilerek bireysel bir plan oluşturması konusunda öneride bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Doğandemir, şunları söyledi:</p>

<p>“Öncelikle birkaç haftada alınan kiloları birkaç günde vermeye çalışmamak gerekiyor. Çok düşük kalorili diyetler yerine kişinin günlük yaşamına uyabilecek, sürdürülebilir bir düzen oluşturulmalı. Öğünlerde tabağın önemli bir bölümünü sebzelere ayırmak; yanına yeterli protein kaynağı ve ihtiyaca uygun miktarda kompleks karbonhidrat eklemek iyi bir başlangıç olabilir. Şekerli içecekler, sık atıştırmalar ve yüksek enerjili paketli ürünlerin tüketim sıklığını azaltmak da enerji dengesini sağlamaya yardımcı olur. Kilo kaybı hedefleniyorsa kişinin sağlık durumu, yaşam tarzı ve gereksinimleri değerlendirilerek bireysel bir plan oluşturulmasını öneririm”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/tatil-bitti-kilo-verme-telasi-basladi-diyetisyenden-sonbahar-onerileri</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/tatil-bitti-kilo-verme-telasi-basladi-diyetisyenden-sonbahar-onerileri-2.png" type="image/jpeg" length="66695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalori açığı nedir, nasıl hesaplanır ve kilo vermeye nasıl yardımcı olur?]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/kalori-acigi-nedir-nasil-hesaplanir-ve-kilo-vermeye-nasil-yardimci-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/kalori-acigi-nedir-nasil-hesaplanir-ve-kilo-vermeye-nasil-yardimci-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalori açığı, vücudun gün içerisinde harcadığından daha az enerji alınması anlamına geliyor. Kilo verme sürecinin temelini oluşturan kalori açığının doğru hesaplanması ve sürdürülebilir şekilde uygulanması önem taşıyor. Peki kalori açığı nasıl hesaplanır, günde kaç kalori açık oluşturulmalıdır? İşte ayrıntıları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kilo vermek isteyenlerin sıkça araştırdığı konuların başında <strong>kalori açığı</strong> geliyor. Vücudun günlük enerji ihtiyacından daha az kalori alınmasıyla oluşturulan enerji açığı, zaman içerisinde kilo kaybına katkı sağlayabiliyor. Ancak kalori hesabı yapılırken yalnızca tüketilen yiyeceklerin değil, kişinin bazal metabolizma hızının, günlük hareketliliğinin ve egzersiz düzeyinin de dikkate alınması gerekiyor.</p>

<h2>KALORİ AÇIĞI NEDİR?</h2>

<p>Kalori açığı, kişinin gün içerisinde harcadığı toplam enerjiden daha az kalori tüketmesi durumudur. Vücut ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamak için depolanan enerji kaynaklarından yararlanabildiğinden, zaman içerisinde kilo kaybı meydana gelebilir.</p>

<p>Ancak herkesin günlük kalori ihtiyacı aynı değildir. Yaş, cinsiyet, boy, kilo, kas kütlesi ve fiziksel aktivite düzeyi günlük enerji harcamasını etkileyen başlıca faktörler arasında yer alır.</p>

<h2>KALORİ AÇığı NASIL HESAPLANIR?</h2>

<p>Kalori açığını hesaplamak için öncelikle <strong>Bazal Metabolizma Hızı (BMR)</strong> ve ardından <strong>Toplam Günlük Enerji Harcaması (TDEE)</strong> belirlenir.</p>

<p>BMR, kişinin hiçbir fiziksel aktivite yapmadan, dinlenme halindeyken vücudunun temel işlevlerini sürdürebilmesi için harcadığı enerjiyi ifade eder. TDEE ise bazal metabolizmaya günlük hareket, egzersiz ve diğer enerji harcamalarının eklenmesiyle ortaya çıkan toplam değerdir.</p>

<p>Kilo vermek amacıyla oluşturulacak kalori açığı, kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir.</p>

<h2><img alt="Diyet Uzman Uyarı" class="detail-photo img-fluid" height="722" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/04/diyet-uzman-uyari.png" width="1092" /></h2>

<h2>GÜNDE KAÇ KALORİ AÇIK OLUŞTURULMALI?</h2>

<p>Kilo verme sürecinde sık kullanılan yaklaşım, günlük enerji ihtiyacından yaklaşık <strong>300-500 kalori daha az tüketilmesidir</strong>. Bu yöntem, çok büyük kalori kısıtlamalarına başvurmadan daha sürdürülebilir bir kilo kaybı hedeflemeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak kalori ihtiyacı kişiden kişiye değiştiği için herkes için aynı miktarda açık oluşturmak doğru değildir. Özellikle çok düşük kalorili beslenme planlarının uzun süre uygulanması sağlık açısından sakıncalı olabilir.</p>

<h2>1 KİLO VERMEK İÇİN KAÇ KALORİ AÇIK GEREKİR?</h2>

<p>Yaygın olarak <strong>1 kilogram vücut yağının yaklaşık 7.700 kalorilik enerjiye karşılık geldiği</strong> kabul edilir. Buna göre günlük yaklaşık 500 kalorilik açık teorik olarak haftada yaklaşık 3.500 kalorilik bir açığa, yani yaklaşık 0,5 kilogramlık kilo kaybına denk gelebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bununla birlikte gerçek hayattaki kilo değişimi yalnızca yağ kaybından oluşmaz. Su ağırlığı, kas kütlesi, hormonal değişimler ve metabolik adaptasyonlar tartıdaki sonucu etkileyebilir.</p>

<h2>KALORİ AÇIĞI OLUŞTURURKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</h2>

<p>Kalori açığı oluştururken yalnızca rakamlara odaklanmak yerine <strong>beslenmenin kalitesi ve sürdürülebilirliği</strong> de dikkate alınmalıdır. Yeterli protein, sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı yağların yer aldığı dengeli bir beslenme planı tercih edilmelidir.</p>

<p>Ayrıca düzenli fiziksel aktivite ve yeterli uyku da kilo yönetiminde önemli rol oynar. Özellikle sağlık sorunu bulunanların veya ciddi kilo kaybı hedefleyenlerin beslenme planını bir doktor ya da diyetisyen eşliğinde oluşturması daha güvenlidir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/kalori-acigi-nedir-nasil-hesaplanir-ve-kilo-vermeye-nasil-yardimci-olur</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 07:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/03/bayanlara-ozel-acil-kilo-verme-diyeti-2.webp" type="image/jpeg" length="66917"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözde ışık çakması ve perde inmesine dikkat! Bu belirtiler ciddi hastalığın habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/gozde-isik-cakmasi-ve-perde-inmesine-dikkat-bu-belirtiler-ciddi-hastaligin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/gozde-isik-cakmasi-ve-perde-inmesine-dikkat-bu-belirtiler-ciddi-hastaligin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz önünde aniden beliren ışık çakmaları, uçuşan cisimlerin artması ve görüş alanında perde ya da gölge oluşması basit bir görme problemi olmayabilir. Uzmanlar, bu belirtilerin retina yırtığı veya retina dekolmanı gibi ciddi göz hastalıklarının işareti olabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz sağlığında bazı belirtiler günlük yaşamın yoğunluğu içinde önemsenmeyebiliyor. Ancak özellikle aniden başlayan görme değişiklikleri, ciddi göz hastalıklarının erken habercisi olabiliyor.</p>

<p>Gözde ışık çakması, görüş alanında uçuşan noktaların birden artması ve görmenin bir bölümünde perde veya gölge hissi oluşması, retina ile ilgili sorunlarda görülebilen önemli belirtiler arasında yer alıyor.</p>

<h2>GÖZDE IŞIK ÇAKMASI NEDEN OLUR?</h2>

<p>Gözün içini dolduran jel kıvamındaki vitreus, zaman içerisinde yapısal değişikliklere uğrayabiliyor. Vitreusun retinadan ayrılması sırasında retina üzerinde çekme oluşması, kişinin ışık çakmaları veya ani parlamalar görmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Bu süreç bazı durumlarda retinada yırtık veya delik oluşmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Özellikle daha önce olmayan ışık çakmalarının aniden başlaması ve buna uçuşan cisimlerin eşlik etmesi durumunda göz muayenesinin geciktirilmemesi önem taşıyor.</p>

<h2>GÖZ ÖNÜNDE UÇUŞAN CİSİMLER NEYİN BELİRTİSİ?</h2>

<p>Görüş alanında hareket eden siyah noktalar, iplikler veya örümcek ağına benzeyen şekiller "uçuşan cisimler" olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Bu görüntüler her zaman ciddi bir hastalığa işaret etmese de sayılarının aniden artması retina üzerinde çekilme, yırtık veya göz içi kanama gibi durumlarla ilişkili olabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle uçuşan cisimlerde ani artışa ışık çakmalarının da eşlik etmesi halinde göz dibi muayenesinin önemine dikkat çekiyor.</p>

<h2>GÖZE PERDE İNMESİ NE ANLAMA GELİYOR?</h2>

<p>Görüş alanının bir bölümünde siyah veya koyu bir gölge oluşması, hastalar tarafından sıklıkla "göze perde inmesi" şeklinde tarif ediliyor.</p>

<p>Bu belirti, retinanın normal konumundan ayrıldığı retina dekolmanı durumunda ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Perde veya gölge hissinin görüş alanında ilerlemesi durumunda vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerekiyor.</p>

<h2>RETİNA DEKOLMANI NEDİR?</h2>

<p>Retina, gözün arka bölümünde bulunan ve ışığı algılayarak görme sürecinde önemli rol oynayan sinir tabakası olarak biliniyor.</p>

<p>Retina dekolmanı ise bu tabakanın altında bulunan dokudan ayrılmasıyla meydana geliyor. Retinada oluşan bir yırtıktan göz içindeki sıvının geçmesi, retinanın bulunduğu yerden ayrılmasına neden olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavinin gecikmesi durumunda görme fonksiyonlarının etkilenme riski bulunuyor.</p>

<h2>RETİNA YIRTIĞININ BELİRTİLERİ NELER?</h2>

<p>Retina yırtığı veya dekolmanında görülebilecek belirtiler arasında şunlar bulunuyor:</p>

<p>• Ani başlayan ışık çakmaları<br />
• Göz önünde uçuşan noktaların veya cisimlerin birden artması<br />
• Örümcek ağına benzer görüntüler<br />
• Görüş alanının bir bölümünde gölge oluşması<br />
• Göze perde inmiş gibi görme<br />
• Görmede ani azalma</p>

<p>Her ışık çakması veya uçuşan cisim retina yırtığı anlamına gelmese de belirtilerin yeni başlaması veya aniden artması halinde nedeninin göz muayenesiyle belirlenmesi gerekiyor.</p>

<p><img alt="Retina Yirtilmasi" class="detail-photo img-fluid" data-cur="cursor" height="600" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/retina-yirtilmasi.jpg" width="800" /></p>

<h2>IŞIK ÇAKMASI VE PERDE İNMESİNDE NE YAPILMALI?</h2>

<p>Ani başlayan ışık çakmaları, uçuşan cisimlerde belirgin artış, görüş alanında perde veya gölge oluşması gibi belirtilerde beklemek yerine göz hastalıkları uzmanına başvurulması önem taşıyor.</p>

<p>Retinada yırtık tespit edilmesi durumunda hastalığın durumuna göre lazer gibi yöntemler uygulanabilirken, retina dekolmanı gelişen vakalarda cerrahi tedavi gerekebiliyor.</p>

<p>Erken değerlendirme, retinanın daha fazla etkilenmesinin ve görme kaybı riskinin azaltılması açısından önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/gozde-isik-cakmasi-ve-perde-inmesine-dikkat-bu-belirtiler-ciddi-hastaligin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/retina-dekolmani-ve-retina-yirtilmasi-01.jpg" type="image/jpeg" length="19474"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tembellik değil, yeniden incinme korkusu! Disleksili çocuklar için kritik uyarı]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/tembellik-degil-yeniden-incinme-korkusu-disleksili-cocuklar-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/tembellik-degil-yeniden-incinme-korkusu-disleksili-cocuklar-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Disleksili çocukların yaşadığı öğrenme güçlüklerinin zaman zaman “tembellik” ya da “dikkat eksikliği” olarak yorumlanabildiğini belirten Psikolog ve Pedagog Ebru Şen, “Çocuklar istemedikleri için değil, bilgiyi farklı işledikleri için zorlanıyorlar” dedi. Şen, sürekli eleştirilen çocukların zamanla başarısızlık korkusuyla denemekten vazgeçebildiğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Disleksi olan çocuklar, yaşadıkları öğrenme güçlükleri nedeniyle zaman zaman yanlış anlaşılabiliyor. Özellikle okuma ve yazma süreçlerinde zorlanan, ödevlerden kaçınan ya da aynı satırı tekrar tekrar okumak zorunda kalan çocuklar “dikkat sorunu yaşıyor” veya “tembellik yapıyor” şeklinde değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Peki, disleksi olan çocuklar yanlışlıkla "dikkat sorunu" ya da "tembellik" olarak etiketlenebilir mi? Psikolog ve Pedagog Ebru Şen, Türkinform'dan Ecem Çetin’e değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h2>“ÇOCUKLAR İSTEMEDİKLERİ İÇİN DEĞİL, BİLGİYİ FARKLI İŞLEDİKLERİ İÇİN ZORLANIYORLAR”</h2>

<p>“Ne yazık ki evet” diyen Ebru Şen, klinik uygulamada disleksili çocukların en sık duyduğu cümlelerden birinin “İsteseydi yapardı” olduğunu ifade ederek, oysa bu çocukların çoğu zaman istemedikleri için değil, bilgiyi farklı işledikleri için zorlandığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“ÇOCUKLAR TEKRAR TEKRAR OKUYABİLİR, BU TEMBELLİK OLARAK YORUMLANIR”</h2>

<p><img alt="Disleksili Çocuklar (1)" class="detail-photo img-fluid" height="840" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/disleksili-cocuklar-1.png" width="1462" />Şen, dışardan bakıldığında çocuğun aynı satırı tekrar tekrar okuyabildiğini, ödevden kaçıyormuş gibi görünebildiğini ya da okuma gerektiren etkinliklere isteksiz davranabildiğini belirterek, bu durumun bazen “tembellik”, bazen de yalnızca “dikkat eksikliği” olarak yorumlandığını ifade etti.</p>

<h2>“SÜREKLİ ELEŞTİRİLEN BİR ÇOCUK ZAMANLA BAŞARISIZLIK VE KUSURLULUK ŞEMALARINI GELİŞTİREBİLİR”</h2>

<p>Disleksi ile DEHB birlikte görülebildiğini ancak ikisinin aynı durum olmadığını ve mutlaka ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Ebru Şen, sürekli eleştirilen bir çocuğun zamanla Başarısızlık ve Kusurluluk şemalarını geliştirebildiğini belirtti.</p>

<h2>“ÇOCUK BAŞARISIZ OLMA KORKUSUYLA KENDİNİ KORUMAYA ÇALIŞIYOR”</h2>

<p>Çocukların bir süre sonrasında denemekten vazgeçeceğini, bu noktada öğretmenin "Çaba göstermiyor." diye düşündüğünü, oysa çocuğun tekrar başarısız olma korkusuyla kendini korumaya çalıştığını ifade etti.</p>

<h2>“ÇOCUK, SÜREKLİ KAÇIYORSA, ÇOĞU ZAMAN TEMBELLİKTEN DEĞİL; TEKRAR İNCİNMEKTEN KAÇIYORDUR”</h2>

<p>Şen, şöyle devam etti:</p>

<p>“Ailelerin çocuklarını kardeşleriyle veya sınıf arkadaşlarıyla kıyaslamaması çok önemlidir. Her kıyaslama, akademik sorunun üzerine duygusal bir yük daha ekler. Bunun yerine küçük ilerlemeleri fark etmek ve süreci övmek, çocuğun öğrenmeye olan güvenini yeniden inşa eder. "Çocuklar başarısız olmaktan hoşlanmaz. Eğer sürekli kaçıyorsa, çoğu zaman tembellikten değil; tekrar incinmekten kaçıyordur.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/tembellik-degil-yeniden-incinme-korkusu-disleksili-cocuklar-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/disleksili-cocuklar-2.png" type="image/jpeg" length="29585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Aynı tanı, farklı ihtiyaçlar! Çocuk fizyoterapisinde bireysel tedavi dönemi”]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/ayni-tani-farkli-ihtiyaclar-cocuk-fizyoterapisinde-bireysel-tedavi-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/ayni-tani-farkli-ihtiyaclar-cocuk-fizyoterapisinde-bireysel-tedavi-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, çocuk fizyoterapisinde aynı tanıya sahip çocukların dahi birbirinden farklı ihtiyaçları olabileceğine dikkat çekerek, tedavinin çocuğun bireysel özelliklerine göre planlanması gerektiğini söyledi. Mehlepçi, “Önemli olan çocuğu belirli bir kalıba sokmak değil, kendi potansiyelini desteklemek” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk fizyoterapisinde yalnızca belirli bir hareketin kazandırılmasının yeterli olmadığını belirten Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi, kazanılan becerilerin çocuğun günlük yaşamına, oyunlarına, okul hayatına ve sosyal çevresine taşınmasının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>Türkinform’a konuşan Fizyoterapist Canan Darıcı Mehlepçi</strong>, pediatrik fizyoterapide aynı tanıya sahip çocukların bile hareket becerileri, duyusal özellikleri, iletişim biçimleri ve bağımsızlık düzeylerinin birbirinden farklı olabileceğini ifade etti. Bu nedenle tedavi sürecinde tek tip yaklaşımlar yerine çocuğun bireysel ihtiyaçlarının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Mehlepçi, “Biz çocuğun tanısından önce çocuğun kendisine bakıyoruz. Neyi yapabiliyor, neyi yapmak istiyor, hangi alanlarda zorlanıyor, çevresinden gelen uyaranlara nasıl tepki veriyor ve günlük yaşamda ne kadar bağımsız? Bütün bunları birlikte değerlendirmek gerekiyor” dedi.</p>

<p><img alt="Pediatrik Ergoterapi Rehabilitasyon'da (0-6 Yaş Grubu) Vücut Farkındalığı  Eksikliğinin Günlük Yaşam Aktivitelerine Yansıması - Eskişehir Gökkuşağı  Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, Eskişehir" src="https://www.buyukgokkusagi.com/upload/makale/20251205172255_gokkusagi.png?v=1.07" /></p>

<h2>HEDEF SADECE HAREKETİ KAZANDIRMAK DEĞİL</h2>

<p>Pediatrik rehabilitasyonda kullanılan yaklaşımlardan biri olan Bobath terapisinde hareket ve postür kontrolünün desteklenmesine odaklanıldığını belirten Mehlepçi, terapi sürecinde kazanılan becerilerin günlük yaşamda kullanılmasının tedavinin önemli hedeflerinden biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Oturmak, ayağa kalkmak, yürümek, uzanmak, kavramak ve oyun oynamak gibi becerilerin çocuk açısından gerçek yaşamda bir karşılığının olması gerektiğini ifade eden Mehlepçi, “Biz terapiyi yalnızca egzersiz yaptırılan bir süreç olarak görmüyoruz. Çocuğun kazandığı beceriyi oyununa, günlük yaşamına ve sosyal hayatına taşıyabilmesi bizim için çok daha önemli” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Pediatrik Rehabilitasyon | Özel Kalyon FTR Tıp Merkezi" src="https://kalyonftrtipmerkezi.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/pediatrik-rehabilitasyon.jpg" /></p>

<h2>DAVRANIŞIN ALTINDAKİ İHTİYACI ANLAMAK ÖNEMLİ</h2>

<p>Çocukların ses, dokunma, hareket, denge ve beden farkındalığı gibi duyusal bilgileri algılama ve işleme biçimlerinin farklılık gösterebildiğini belirten Mehlepçi, bu farklılıkların çocuğun oyununa, hareketlerine, öğrenmesine ve çevresiyle kurduğu iletişime yansıyabileceğini söyledi.</p>

<p>Bazı çocukların sese veya dokunmaya karşı daha hassas olabildiğini, bazı çocukların ise yoğun hareket arayışı gösterebildiğini belirten Mehlepçi, kimi çocukların da bedenini ve hareketlerini planlamakta zorlanabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu noktada çocuğun yalnızca davranışına odaklanmak yerine davranışın altında yatan ihtiyacın anlaşılması gerektiğini vurgulayan Mehlepçi, “Biz çocuğun yalnızca davranışına bakmak yerine, o davranışın altında hangi ihtiyacın olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Çünkü davranışı değiştirmeden önce çocuğu anlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>AİLE TERAPİ SÜRECİNİN DIŞINDA KALMAMALI</h2>

<p>Pediatrik fizyoterapinin yalnızca terapi seanslarından ibaret olmadığının altını çizen Mehlepçi, çocuğun terapi sırasında desteklenen beceriyi evinde, okulunda ve sosyal yaşamında kullanabilmesinin gelişimin devamlılığı açısından önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Ailenin çocuğu en yakından gözlemleyen kişiler arasında bulunduğuna dikkat çeken Mehlepçi, aileden alınan bilgilerin terapi sürecinin planlanmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.</p>

<p>“Aileye günlük yaşamda çocuğunu nasıl destekleyebileceğini anlatmak da terapinin önemli bir parçası” diyen Mehlepçi, terapi sırasında kazanılan becerilerin günlük hayatın içerisine taşınmasının çocuğun gelişimini desteklediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Pediatrik (Çocuk) Rehabilitasyon | ROMMER" src="https://rommer.com.tr/wp-content/uploads/2025/05/pediatrik-rehabilitasyon-3.jpg" /></p>

<h2>ÇOCUĞUN GÜÇLÜ YÖNLERİNDEN YOLA ÇIKILMALI</h2>

<p>Pediatrik fizyoterapide temel yaklaşımın çocuğu değiştirmeye çalışmak değil, güçlü yönlerini desteklemek ve ihtiyaç duyduğu alanlarda gelişimine eşlik etmek olması gerektiğini belirten Mehlepçi, bireyselleştirilmiş terapi yaklaşımının çocuğun bağımsızlığını ve günlük yaşama katılımını desteklemeyi amaçladığını söyledi.</p>

<p>Her çocuğun gelişim sürecinin kendine özgü olduğunu vurgulayan Mehlepçi, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Her çocuğun gelişim süreci kendine özgü. Önemli olan çocuğu belirli bir kalıba sokmak değil, kendi potansiyelini desteklemek ve hayatın içinde daha bağımsız olabilmesine yardımcı olmak. Çocuğun ihtiyaçlarını doğru anlamak, güçlü yönlerinden yola çıkmak ve kazanılan becerileri günlük yaşamın içine taşıyabilmek bizim için en önemli hedeflerden biri.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ESRA KOÇAK MAYDA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/ayni-tani-farkli-ihtiyaclar-cocuk-fizyoterapisinde-bireysel-tedavi-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/09/pediatrik-rehabilitasyon.jpg" type="image/jpeg" length="94406"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Astım krizi nasıl geçer, belirtileri nelerdir? Kriz anında ne yapılmalı?]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/astim-krizi-nasil-gecer-belirtileri-nelerdir-kriz-aninda-ne-yapilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/astim-krizi-nasil-gecer-belirtileri-nelerdir-kriz-aninda-ne-yapilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Astım krizi, hava yollarının daralmasıyla birlikte nefes almayı güçleştiren ve bazı durumlarda acil müdahale gerektiren ciddi bir tablo olarak ortaya çıkabiliyor. Şiddetli nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma ve yoğun öksürük gibi belirtilerle kendini gösterebilen astım krizinde doğru müdahale büyük önem taşıyor. Peki astım krizi sırasında ne yapılmalı, hangi belirtilerde acil yardım çağrılmalı? İşte astım kriziyle ilgili merak edilen ayrıntılar ve dikkat edilmesi gereken püf noktal]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Astım krizi sırasında hava yollarının daralması nedeniyle kişinin nefes alıp vermesi zorlaşabilir. Belirtilerin şiddeti kişiden kişiye değişebilse de özellikle nefes darlığının belirginleşmesi, hırıltılı solunum ve göğüste sıkışma önemli işaretler arasında yer alır.</p>

<p>Şiddetli öksürük de krizin belirtilerinden biri olabilir. Bazı kişilerde nefes darlığı o kadar yoğunlaşabilir ki konuşmak veya yürümek bile zor hale gelebilir.</p>

<p><img alt="Astim Nedir2" class="detail-photo img-fluid" height="630" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/05/astim-nedir2.webp" width="1500" /></p>

<h2>ASTIM KRİZİNDE HANGİ BELİRTİLER GÖRÜLÜR?</h2>

<p>Astım krizinde en sık görülen belirtiler arasında şunlar bulunur:</p>

<ul>
 <li>Şiddetli nefes darlığı</li>
 <li>Hırıltılı veya ıslık sesli solunum</li>
 <li>Göğüste sıkışma veya baskı hissi</li>
 <li>Şiddetli ve tekrarlayan öksürük</li>
 <li>Hızlı kalp atışı</li>
 <li>Baş dönmesi</li>
 <li>Yoğun huzursuzluk</li>
</ul>

<p>Dudaklarda veya parmak uçlarında morarma görülmesi ise oksijenlenmenin ciddi şekilde bozulduğuna işaret edebileceğinden acil değerlendirme gerektirir.</p>

<h2>ASTIM KRİZİ SIRASINDA NE YAPILMALI?</h2>

<p>Kriz yaşayan kişi öncelikle sakin tutulmalı ve <strong>dik oturur pozisyona</strong> geçirilmelidir. Yatay pozisyonda kalmak yerine rahat nefes alabileceği bir konum tercih edilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doktor tarafından daha önce reçete edilmiş hızlı etkili rahatlatıcı inhaler varsa, <strong>kişinin kendi tedavi planında belirtilen şekilde</strong> kullanılmalıdır. İlacın dozu konusunda doktorun önerisi dışına çıkılmamalıdır.</p>

<p>Ayrıca sigara dumanı, yoğun koku, toz veya soğuk hava gibi bilinen tetikleyicilerden uzaklaşmak önemlidir.</p>

<p><img alt="Yetiskinlerde Astim" class="detail-photo img-fluid" height="1333" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/05/yetiskinlerde-astim.jpg" width="2000" /></p>

<h2>ASTIM KRİZİNDE NE ZAMAN ACİL YARDIM ÇAĞRILMALI?</h2>

<p>Nefes darlığı çok şiddetliyse, kişi konuşmakta veya yürümekte zorlanıyorsa, dudaklarda ya da parmak uçlarında morarma ortaya çıkıyorsa veya kullanılan rahatlatıcı tedaviye rağmen durum düzelmiyorsa <strong>acil tıbbi yardım alınmalıdır</strong>.</p>

<p>Özellikle kişinin bilinci bulanıyor, nefesi belirgin şekilde yavaşlıyor veya konuşamayacak kadar nefessiz kalıyorsa beklemek yerine acil yardım çağrılmalıdır.</p>

<p>Astım krizleri kişiden kişiye farklı seyredebildiği için daha önce doktor tarafından oluşturulmuş bir astım eylem planı varsa kriz sırasında bu plana uyulması en güvenli yaklaşımdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/astim-krizi-nasil-gecer-belirtileri-nelerdir-kriz-aninda-ne-yapilmali</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 07:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/05/astim-tedavisi.jpg" type="image/jpeg" length="12459"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüzüne bunu sürüp güneşe çıkanlar dikkat! Dermatologdan olay uyarı]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/yuzune-bunu-surup-gunese-cikanlar-dikkat-dermatologdan-olay-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/yuzune-bunu-surup-gunese-cikanlar-dikkat-dermatologdan-olay-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz bronzluğu uğruna cildinizi riske atmayın! Dermatoloji Doktoru Arzu Gökdemir, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada bronzlaştırıcı yağların yüzde kullanımına karşı uyararak özellikle akne ve yağlanmaya eğilimli ciltlerde tehlikeye dikkat çekti. Gökdemir, “Daha da yağlanmayı ve siyah noktaya yatkınlığı artıracaktır” diyerek kritik uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yazın gelişiyle birlikte bronz ten modası da yeniden gündeme geldi. Tatilde daha canlı ve bronz görünmek isteyenler güneş kremlerinin yanı sıra bronzlaştırıcı ürünlere de yöneliyor. Ancak burada kritik bir ayrıntı bulunuyor: Vücuda kullanılan her bronzlaştırıcı ürün yüze uygun olmayabilir. Yüz bölgesinin cildi, vücudun diğer bölgelerine göre daha hassas olabildiği için ürünün içeriği ve kullanım amacı büyük önem taşıyor. Özellikle yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde yanlış kozmetik seçimi, gözeneklerin tıkanmasına ve yeni lezyonların ortaya çıkmasına neden olabilir. Amerikan Dermatoloji Akademisi, akneye eğilimli kişilerin makyaj ve cilt ürünlerinde “oil-free”, “non-comedogenic” veya gözenekleri tıkamayan ürünleri tercih etmesini öneriyor.</p>

<h2>BRONZLAŞTIRICI YÜZE SÜRÜLÜR MÜ?</h2>

<p>Bu sorunun cevabı ürüne göre değişiyor. Bir ürünün üzerinde yüz için kullanılabileceği açıkça belirtiliyorsa ve cilt tipine uygun bir formülasyona sahipse yüzde kullanılabilir. Ancak yalnızca vücut için üretilmiş bir bronzlaştırıcının yüze uygulanması önerilen bir kullanım şekli olmayabilir. Özellikle yoğun yağ içeren, ağır yapılı veya gözenekleri tıkamaya eğilimli ürünler yüzde kullanıldığında istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle ürünün ambalajındaki kullanım alanının, içerik listesinin ve uyarıların kontrol edilmesi önem taşıyor.</p>

<p><i>Dermatoloji Doktoru Arzu Gökdemir,</i> Türkinform’a özel yaptığı açıklamada, “Bronzlaştırıcı yağlar, eğer üzerinde ekstra yüz ibaresi geçmiyorsa çok uygun değildir. Özellikle akne ve yağlanmaya eğilimli ciltlerde daha da yağlanmayı ve siyah noktaya yatkınlığı arttıracaktır. O sebeple yüzde önermiyoruz” bilgisini paylaştı.</p>

<h2>EN ÇOK KORKULAN YAN ETKİ NE?</h2>

<p>Bronzlaştırıcıların yüzde kullanımında en çok merak edilen konuların başında sivilce ve gözenek problemi geliyor. Bazı kozmetik ürünler gözenekleri tıkayarak akne benzeri küçük kabarıklıklara ve sivilcelere yol açabiliyor. Dermatoloji literatüründe bu durum “acne cosmetica” olarak tanımlanıyor. Bu tür problemler özellikle alın, yanak ve çene bölgesinde küçük pütürler ve beyaz noktalar şeklinde görülebiliyor. Üstelik sorun ürün kullanıldığı anda ortaya çıkmak zorunda değil. Amerikan Dermatoloji Akademisi, kozmetik kaynaklı aknenin ortaya çıkmasının günlerden aylara kadar uzayabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle yeni bir bronzlaştırıcı kullanmaya başladıktan sonra ciltte aniden küçük sivilceler veya pütürler oluşuyorsa ürünün içerikleri gözden geçirilmeli.</p>

<h2>“BRONZLAŞTIM” DERKEN CİLDİNİZİ TAHRİŞ ETMEYİN</h2>

<p>Yüz bölgesine uygun olmayan ürünler yalnızca sivilceye yol açmıyor. Bazı kozmetik ürünler kişilerde kızarıklık, kaşıntı, yanma ve döküntü gibi reaksiyonlara neden olabiliyor. FDA da kozmetik ürünlerin bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara ve kontakt dermatite yol açabileceğini belirtiyor. Özellikle hassas cilde sahip kişilerde bu tür reaksiyonların görülme ihtimali daha yüksek olabilir. Bu nedenle ürün uygulandıktan sonra belirgin yanma, kızarıklık, kaşıntı veya döküntü meydana gelirse kullanıma devam etmek yerine ürünün bırakılması ve gerekirse sağlık uzmanına başvurulması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>YÜZÜNÜZ İÇİN “NON-KOMEDOJENİK” ÜRÜNLERE DİKKAT</h2>

<p>Yüzünde bronz ve ışıltılı bir görünüm isteyenlerin ürün seçerken yalnızca renk tonuna bakmaması gerekiyor. Özellikle sivilceye eğilimli ciltlerde “non-comedogenic”, “oil-free” veya “won’t clog pores” gibi ifadeler ürün seçerken yol gösterici olabilir. Amerikan Dermatoloji Akademisi, akne eğilimli ciltlerde bu tür ürünlerin tercih edilmesini öneriyor. Ancak bu ifadeler tek başına ürünün herkeste sorun çıkarmayacağı anlamına gelmiyor. Ciltler ürünlere farklı tepkiler verebilir.</p>

<h2>BRONZLAŞTIRICI GÜNEŞ KREMİ DEĞİL</h2>

<p>Bronzlaştırıcı kullanırken yapılan en büyük hatalardan biri de bu ürünlerin güneş koruyucu olduğu düşüncesi. Bronzlaştırıcı ürün ile güneş koruyucu aynı şey değil. Bronzlaştırıcı kullanılması, güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına karşı cildi koruduğu anlamına gelmez. Dermatologlar özellikle açık havada geniş spektrumlu, suya dayanıklı ve SPF 30 veya daha yüksek güneş koruyucu kullanılmasını öneriyor. Dolayısıyla bronzlaştırıcı kullanılan günlerde de güneş koruması ihmal edilmemeli.</p>

<h2>MAKYAJ GİBİ DÜŞÜNÜN: AKŞAM CİLT MUTLAKA TEMİZLENMELİ</h2>

<p>Yüze uygulanan renk veren veya bronzlaştırıcı ürünler gün sonunda ciltte bırakılmamalı. Dermatologlar makyajın yatmadan önce çıkarılmasını ve yüzün nazik bir temizleyiciyle temizlenmesini öneriyor. Sert ovalama ve agresif temizleme ise cildi daha fazla tahriş edebilir. Ayrıca kullanılan fırça, sünger ve aplikatörlerin temiz tutulması da önem taşıyor. Kirli makyaj araçları sivilce, tahriş ve bazı cilt enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilebiliyor.</p>

<h2>ESKİ VE BOZULMUŞ ÜRÜNLERE DİKKAT</h2>

<p>Dolabın bir köşesinde aylarca hatta yıllarca bekleyen bronzlaştırıcıyı yeniden kullanmadan önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. Kozmetik ürünler zamanla bozulabilir ve mikroorganizmalarla kontamine olabilir. Ürünün kokusu, rengi veya kıvamı değiştiyse kullanılması cilt açısından risk oluşturabilir. Özellikle ürün uzun süre sıcak ve nemli ortamlarda tutulduysa bozulma ihtimali artabilir.</p>

<h2>PEKİ YÜZDE BRONZ GÖRÜNÜM NASIL SAĞLANIR?</h2>

<p>Uzmanların yaklaşımı, yüz bölgesinde kullanılacak ürünün öncelikle yüz için üretilmiş ve cilt tipine uygun olmasına dayanıyor. Cildiniz yağlı veya akneye eğilimliyse gözenekleri tıkamayan formüller daha uygun bir seçenek olabilir. Hassas ciltlerde ise içerik listesinin daha dikkatli incelenmesi ve yeni ürünlerin kontrollü şekilde denenmesi önem taşıyor. Üstelik sağlıklı görünen bir bronzluk uğruna cildin doğal bariyerini bozmak uzun vadede istenmeyen sonuçlar doğurabilir.</p>

<h2>BRONZLUK UĞRUNA CİLDİNİZDEN OLMAYIN</h2>

<p>Bronz ve ışıltılı bir yüz görünümü yaz aylarının en sevilen güzellik trendlerinden biri olsa da doğru ürün seçilmediğinde işin rengi değişebilir. Yüz için üretilmemiş veya cilt tipine uygun olmayan bronzlaştırıcılar; sivilce, gözenek tıkanması, kızarıklık, kaşıntı ve tahriş gibi problemlere yol açabilir. Bu nedenle bronzlaştırıcı satın alırken yalnızca “kaç ton bronzlaştırıyor?” sorusuna değil, “Yüz için uygun mu, gözenekleri tıkıyor mu, cildime uyuyor mu?” sorularına da bakmak gerekiyor. Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise şu: Bronzlaştırıcı güneş koruyucu değildir. Güneşe çıkarken ayrıca uygun bir güneş koruyucu kullanılmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Beyza Coskun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/yuzune-bunu-surup-gunese-cikanlar-dikkat-dermatologdan-olay-uyari</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/04/gunes-kremi-kullanimi.png" type="image/jpeg" length="81192"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamilelikte bunlara dikkat! Uzmanı spor, uçak ve ilaç konusunda uyardı]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/hamilelikte-bunlara-dikkat-uzmani-spor-ucak-ve-ilac-konusunda-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/hamilelikte-bunlara-dikkat-uzmani-spor-ucak-ve-ilac-konusunda-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamilelik döneminde spor yapmanın, uçakla seyahat etmenin ve ilaç kullanmanın anne adayları açısından merak edilen noktalarını Tüp Bebek ve Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Koç anlattı. Koç, gebelikte hangi egzersizlerin güvenli olduğundan uçak yolculuğunda dikkat edilmesi gerekenlere ve kullanılabilecek ilaçlara kadar önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hamilelik döneminde anne adaylarının en çok merak ettiği konuların başında spor yapmak, uçakla seyahat etmek ve ilaç kullanmak geliyor. Gebelik sürecinde hangi egzersizlerin güvenli olduğu, uçak yolculuğunun hangi haftaya kadar yapılabileceği ve hangi ilaçların kullanılabileceği anne adayları tarafından araştırılıyor.</p>

<p>Hamilelik döneminde spor yapılır mı? Uçakla seyahat edilir mi? Hangi ilaçlar kullanılır? Tüp Bebek ve Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Koç, Türkinform Haber Sitesi'nden Ecem Çetin'e önemli değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>HAMİLELİK DÖNEMİNDE SPOR YAPILIR MI?</h2>

<p>Koç, hamilelik döneminde spor yapılıp yapılmayacağı ile ilgili, gebelik öncesinde düzenli spor yapılıyorsa komplikasyon yoksa hafif-orta tempolu egzersize devam edilebileceğini ifade etti.</p>

<h2>HANGİ SPORLAR GÜVENLİ, HANGİLERİ RİSKLİ?</h2>

<p>Yürüyüş, yüzme, gebelik yogasının genellikle güvenli olacağını belirten Mehmet Koç, sırtüstü uzun süre yatmayı gerektiren hareketlerden, karın bölgesine darbe riski olan sporlardan ve aşırı tempo yükselten egzersizlerden ikinci trimesterden kaçınılması gerektiğini belirtti.</p>

<h2>“HAFİF TEMPODA HAREKET ETMEKTEN ÇEKİNMEYİN; HAREKETSİZLİK FAYDA SAĞLAMIYOR”</h2>

<p><img alt="Hamilelik Spor Uçak (1)" class="detail-photo img-fluid" height="668" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/hamilelik-spor-ucak-1.png" width="1183" />Op. Dr. Mehmet Koç, “Tüp bebek gebeliğiyseniz ve ilk haftalardaysanız, doktorunuz size özel bir kısıtlama koymadıysa hafif tempoda hareket etmekten çekinmeyin; hareketsizlik fayda sağlamıyor” açıklamasında bulundu.</p>

<h2>“36. HAFTAYA KADAR UÇAK SEYAHATİ GENELLİKLE GÜVENLİ KABUL EDİLİR”</h2>

<p>Tüp Bebek ve Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Koç, uçakla seyahat edilip edilmeyeceği ile ilgili, komplikasyonsuz bir gebelikte 36. haftaya kadar uçak seyahatinin genellikle güvenli kabul edildiğini aktardı.</p>

<h2>“BU DURUMLAR VARSA DOKTORA DANIŞIN”</h2>

<p>Koç, “Ama uzun uçuşlarda pıhtı riskini azaltmak için sık sık ayağa kalkıp yürümenizi, bol su içmenizi öneririm. Çoğul gebelik, kanama öyküsü veya erken doğum riski varsa seyahat öncesi mutlaka doktorunuza danışın” dedi.</p>

<h2>HANGİ İLAÇLAR KULLANILIR?</h2>

<p>Hangi ilaçların güvenle kullanabileceğine ilişkin ise Mehmet Koç, şunları söyledi:</p>

<p>“Parasetamol (asetaminofen) gebelikte genel olarak güvenli kabul edilen ağrı kesicidir; ama ibuprofen, naproksen gibi ağrı kesicilerden özellikle üçüncü trimesterde kaçınılmalı. Reçetesiz hiçbir ilacı, “eskiden kullanıyordum” diye kendi kararınızla almayın; kullandığınız ya da kullanmayı düşündüğünüz her ilacı, bitkisel takviyeler dahil, mutlaka doktorunuza danışın”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/hamilelikte-bunlara-dikkat-uzmani-spor-ucak-ve-ilac-konusunda-uyardi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/hamilelik-spor-ucak-2.png" type="image/jpeg" length="46830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserle ilgili umutlandıran açıklama: “Tamamen ortadan kaldıramayacağız ama…”]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/kanserle-ilgili-umutlandiran-aciklama-tamamen-ortadan-kaldiramayacagiz-ama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/kanserle-ilgili-umutlandiran-aciklama-tamamen-ortadan-kaldiramayacagiz-ama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanserin tamamını önlemenin bugün için mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Nur Şener, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalık riskini önemli ölçüde azaltabileceğini söyledi. Şener, “Belki gelecekte kanseri tamamen ortadan kaldıramayacağız, ancak daha erken tanıyıp daha etkili tedavi edebileceğiz” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, günümüzde hem görülme sıklığı hem de tedavi sürecinde yaşanan zorluklar nedeniyle sağlık alanının en önemli konuları arasında yer alıyor. Hastalığın ortaya çıkmasında yaşlanma, genetik yatkınlık ve hücrelerin doğal yaşam döngüsü gibi kontrol edilemeyen faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı da önemli bir rol oynuyor. Sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, fazla kilo ve güneş ışığına aşırı maruz kalma gibi etkenler kanser riskini artırabilirken, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli taramalar riskin azaltılmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>Peki, kanseri tamamen önlemek mümkün mü? Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Nur Şener, Türkinform’dan Ecem Çetin’e yaptığı değerlendirmede kanserin önlenmesi, risklerin azaltılması ve erken tanının önemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p>

<h2>“KANSERİN TAMAMINI ÖNLEMEK BUGÜN İÇİN MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR”</h2>

<p>Kanserin tamamını önlemenin bugün için mümkün görünmediğini ifade eden Nur Şener, çünkü yaşlanma, genetik yatkınlık ve hücrelerin doğal yaşam döngüsü gibi faktörlerin kontrol edilemediğini, bu faktörlerin de kanserin gelişiminde rol oynadığını belirtti.</p>

<h2>“KANSER, SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARIYLA ÖNLENEBİLİR”</h2>

<p>Şener, ancak bilimsel verilerin, kanserlerin önemli bir kısmının sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebileceğini gösterdiğini kaydederek, sigara kullanmamanın, sağlıklı beslenmenin, ideal kiloyu korumanın, düzenli egzersiz yapmanın, güneşten korunmanın ve önerilen tarama programlarına katılmanın riski belirgin şekilde azaltabildiğini söyledi.</p>

<h2>“KANSERİ TAMAMEN ORTADAN KALDIRAMAYACAĞIZ, ANCAK DAHA ERKEN TANIYIP DAHA ETKİLİ TEDAVİ EDEBİLECEĞİZ”</h2>

<p><img alt="Doç. Dr. Nur Şener 1.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="4031" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/doc-dr-nur-sener-1jpg.jpeg" width="3176" />“Belki gelecekte kanseri tamamen ortadan kaldıramayacağız, ancak daha erken tanıyıp daha etkili tedavi edebileceğiz” diyen Nur Şener, son yıllarda yaşanan gelişmeler sayesinde birçok kanser türünde hastaların artık çok daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürebildiğini kaydetti.</p>

<h2>“İLK AKLA KORKU DEĞİL, ERKEN TANI, DOĞRU TEDAVİ VE UMUT GELMELİ”</h2>

<p>Memorial Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Nur Şener, bu nedenden dolayı kanser denildiğinde ilk akla gelen duygunun korku değil; erken tanı, doğru tedavi ve umut olması gerektiğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şener, şunları söyledi:</p>

<p>“Kanserin tamamını önlemek bugün için mümkün görünmüyor. Çünkü yaşlanma, genetik yatkınlık ve hücrelerin doğal yaşam döngüsü gibi kontrol edemediğimiz faktörler de kanser gelişiminde rol oynuyor. Ancak bilimsel veriler, kanserlerin önemli bir kısmının sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebileceğini gösteriyor. Sigara kullanmamak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak, güneşten korunmak ve önerilen tarama programlarına katılmak riski belirgin şekilde azaltabiliyor.</p>

<p>Belki gelecekte kanseri tamamen ortadan kaldıramayacağız, ancak daha erken tanıyıp daha etkili tedavi edebileceğiz. Son yıllarda yaşanan gelişmeler sayesinde birçok kanser türünde hastalar artık çok daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürebiliyor. Bu nedenle kanser denildiğinde ilk akla gelen duygu korku değil; erken tanı, doğru tedavi ve umut olmalı”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ECEM ÇETİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/kanserle-ilgili-umutlandiran-aciklama-tamamen-ortadan-kaldiramayacagiz-ama</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/kanser-hastalari-pandemide-nasil-korundu-1.png" type="image/jpeg" length="44800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil durumlarda panik yapmayın: Doğru müdahale hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/acil-durumlarda-panik-yapmayin-dogru-mudahale-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/acil-durumlarda-panik-yapmayin-dogru-mudahale-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yangın, bayılma, boğulma, zehirlenme, elektrik çarpması ve ciddi yaralanmalarda doğru müdahale hayati önem taşıyor. Paramedik İsa Yalçıntaş, acil durumlarda panik yapmadan atılması gereken adımları Türkinform’a anlattı. İşte dikkat edilmesi gerekenler...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acil durumlarda birkaç saniye içerisinde verilen kararlar, kişinin hayati durumunu doğrudan etkileyebiliyor. Yangın, boğulma, zehirlenme, elektrik çarpması, bayılma veya ciddi yaralanma gibi durumlarda bilinçsizce yapılan müdahaleler ise tehlikeyi daha da artırabiliyor.</p>

<p><strong>Paramedik İsa Yalçıntaş</strong>, acil durumlarda önceliğin hem olay yerindeki güvenliği sağlamak hem de doğru müdahaleyi zamanında yapmak olduğunu belirterek, vatandaşların temel ilk yardım kurallarını bilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="Yanıklarda İlk Yardım | Yanık Dereceleri | 2026 | SARIZEYBEK" src="https://www.ilkyardimegitimiizmir.com/wp-content/uploads/kimyasal-yaniklarda-ilkyardim.webp" /></p>

<h2>YANGINDA İLK OLARAK NE YAPILMALI?</h2>

<p>Yangın sırasında önceliğin kişinin kendi güvenliğini sağlaması olduğunu belirten Yalçıntaş, kontrol edilemeyen yangınlarda müdahaleyi sürdürmek yerine güvenli bölgeye çıkılması ve 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Özellikle yangın sırasında paniğe kapılmanın yanlış kararların önünü açabileceğini belirten Yalçıntaş, güvenli şekilde ortamdan uzaklaşmanın büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Kıyafetlerin alev alması durumunda ise koşmak yerine <strong>durmak, yere kapanmak ve yuvarlanmak</strong> temel yaklaşım olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Tavada meydana gelen yağ yangınlarında da su kullanılmaması gerektiğine dikkat çekilirken, suyun alevlerin daha geniş bir alana yayılmasına neden olabileceği konusunda uyarıda bulunuluyor.</p>

<p><img alt="İlkyardım Eğitimi - BATI İLK YARDIM EĞİTİM MERKEZİ" src="https://batiilkyardim.com.tr/wp-content/uploads/2020/09/ilkyardim-egitimi.jpg" /></p>

<h2>BAYILAN KİŞİYE NASIL MÜDAHALE EDİLMELİ?</h2>

<p>Bayılma gibi durumlarda öncelikle olay yerinin güvenli hale getirilmesi gerektiğini belirten Yalçıntaş, ardından kişinin bilincinin ve solunumunun değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Kişinin durumunda ciddi bir sorun görülmesi, bilincinin yerine gelmemesi veya solunumla ilgili problem bulunması halinde vakit kaybetmeden <strong>112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması</strong> gerektiği ifade ediliyor.</p>

<h2>BURUN KANAMASINDA BAŞ GERİYE Mİ YATIRILMALI?</h2>

<p>Burun kanaması sırasında toplumda sık yapılan hatalardan birinin başı geriye yatırmak olduğunu belirten Yalçıntaş, bunun yerine başın hafifçe öne eğilmesi ve burnun yumuşak kısmına basınç uygulanmasının daha doğru bir yaklaşım olduğunu aktardı.</p>

<p>Bu sırada kişinin kanı yutmamasına dikkat edilmesi de önem taşıyor.</p>

<p><img alt="El Yaralanmalarında İlk Müdahale: Hayati 6 Adım! - El Cerrahisi Uzmanı -  Burmec Bursa" src="https://www.burmecbursa.com/wp-content/uploads/2025/04/Burmec-Bursa-Mikrocerrahi-Merkezi-Blog-El-Yaralanmalarinda-Ilk-Mudahale-Nasil-Olmali-2.jpg" /></p>

<h2>KESİK VE ŞİDDETLİ KANAMADA NE YAPILMALI?</h2>

<p>Kesik ve kanamalarda temiz bir bez veya gazlı bez kullanılarak kanayan bölgeye doğrudan basınç uygulanması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Özellikle yoğun kanamalarda müdahaleyi geciktirmeden profesyonel yardım çağrılması gerektiğini vurgulayan Yalçıntaş, ciddi kan kaybının hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.</p>

<h2>YANIKTA BU HATAYI YAPMAYIN!</h2>

<p>Yanıklarda da yanlış uygulamaların yaralanmayı artırabileceğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Hafif yanıklarda etkilenen bölgenin <strong>serin akan suyla soğutulması</strong>, ancak doğrudan buz uygulanmaması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Yanığın geniş, derin veya ciddi olması halinde ise evde müdahaleyi uzatmak yerine sağlık ekiplerinden yardım alınması önem taşıyor.</p>

<p><img alt="Elektrik çarpmasına nasıl müdahale edilir? - Denizli Haber, Denizli  Haberleri, Denizli Son Dakika" src="https://static.daktilo.com/sites/1514/uploads/2024/07/26/elektrik-carpmasinda-ilkyardim-1.webp" /></p>

<h2>ELEKTRİK ÇARPAN KİŞİYE HEMEN DOKUNULUR MU?</h2>

<p>Elektrik çarpması sırasında yapılabilecek en tehlikeli hatalardan birinin enerji kaynağı kesilmeden kazazedeye doğrudan dokunmak olduğunu belirten Yalçıntaş, öncelikle elektrik akımının güvenli şekilde kesilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Akım devam ederken kişiye dokunulmasının ikinci bir kişinin de elektrik akımına maruz kalmasına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuluyor.</p>

<h2>ZEHİRLENME ŞÜPHESİNDE KİŞİ KUSTURULMALI MI?</h2>

<p>Zehirlenme şüphesinde kişinin kendi başına kusturulmaması gerektiğini belirten Yalçıntaş, yapılacak yanlış bir müdahalenin durumu daha da ağırlaştırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Türkiye'de zehirlenme vakalarında <strong>Ulusal Zehir Danışma Merkezi'ne 114</strong> numarası üzerinden ulaşılabiliyor.</p>

<p>Zehirlenmeye neden olduğu düşünülen ürünün ambalajının veya bilgilerinin mümkünse muhafaza edilmesi, sağlık ekiplerinin değerlendirmesine yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Boğulmalarda ilk yardım - Ortak Sağlık Güvenlik Birimi" src="https://deosgb.com.tr/wp-content/uploads/2024/09/lifeguards-pressing-chest-of-unconscious-senior-ma-2023-11-27-05-20-54-utc-1-1024x772.webp" /></p>

<h2>BOĞULMA VE NEFES ALMA GÜÇLÜĞÜNDE NE YAPILMALI?</h2>

<p>Boğulma veya ciddi nefes alma güçlüğü yaşanan durumlarda kişinin durumunun hızlı şekilde değerlendirilmesi ve gerektiğinde acil yardım çağrılması gerekiyor.</p>

<p>Bu tür durumlarda kişiye gelişigüzel yiyecek veya içecek verilmemesi gerektiği belirtilirken, özellikle bilinç durumu bozulmuş kişilere ağızdan herhangi bir şey verilmemesi önem taşıyor.</p>

<h2>DEPREM SIRASINDA HANGİ ADIMLAR ATILMALI?</h2>

<p>Deprem sırasında panikle merdivenlere veya asansöre yönelmek yerine güvenli bir alanda <strong>Çök-Kapan-Tutun</strong> hareketinin uygulanması gerektiğini belirten Yalçıntaş, sarsıntı sırasında pencerelerden, devrilebilecek eşyalardan ve düşebilecek nesnelerden uzak durulmasının önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Sarsıntı sona ermeden bulunduğunuz yeri terk etmeye çalışmamak ve güvenli şekilde hareket etmek de büyük önem taşıyor.</p>

<p><img alt="112 ekipleri bayramda 13 binden fazla yaralıya müdahale etti - Son Dakika  Haberleri" src="https://trthaberstatic.cdn.wp.trt.com.tr/resimler/1994000/112-acil-cagri-merkezi-aa-1995236.jpg" /></p>

<h2>112 HANGİ DURUMLARDA ARANMALI?</h2>

<p>Yangın, trafik kazası, boğulma, zehirlenme, bayılma, ciddi yaralanma, ağır yanık ve hayati tehlike oluşturabilecek diğer acil durumlarda <strong>112 Acil Çağrı Merkezi</strong> aranabiliyor.</p>

<p>Çağrı sırasında olayın meydana geldiği yerin açık şekilde tarif edilmesi, olayın ne olduğunun ve etkilenen kişi sayısının mümkün olduğunca net aktarılması ekiplerin olay yerine daha hızlı ve doğru şekilde yönlendirilmesine yardımcı oluyor.</p>

<p>Paramedik İsa Yalçıntaş, acil durumlarda vatandaşların öncelikle kendi güvenliklerini sağlamaları, panik yapmamaları ve bilinçsiz müdahalelerden kaçınmaları gerektiğini belirterek, <strong>“Doğru zamanda doğru müdahale hayat kurtarabilir. Ancak hangi durumda ne yapılacağını bilmeden yapılan müdahaleler kişiye daha fazla zarar verebilir. Bu nedenle temel ilk yardım bilgilerinin toplum genelinde bilinmesi büyük önem taşıyor”</strong> değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>ESRA KOÇAK MAYDA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/acil-durumlarda-panik-yapmayin-dogru-mudahale-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/ilkyardim.jpg" type="image/jpeg" length="98242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Korunmak artık lüks mü oluyor? ASM’lerde doğum kontrol alarmı]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/korunmak-artik-luks-mu-oluyor-asmlerde-dogum-kontrol-alarmi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/korunmak-artik-luks-mu-oluyor-asmlerde-dogum-kontrol-alarmi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birinci basamak sağlık hizmetlerinde aile planlamasına ilişkin yapılan çalışma, kadınların ücretsiz korunma yöntemlerine erişiminde ciddi sorunlar yaşandığını ortaya koydu. Araştırmaya göre ASM’lerin yüzde 89,7’sine son bir yılda RİA tedarik edilmezken, merkezlerin yüzde 96,7’sinde hiç RİA uygulaması yapılmadı. Uzmanlar, tablonun kadın sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli başlıklarından biri olan aile planlamasında yaşanan malzeme ve personel eksiklikleri tartışma konusu oldu. Birlik ve Dayanışma Sendikası tarafından <strong>245 Aile Sağlığı Merkezi çalışanının katılımıyla hazırlanan araştırma</strong>, birinci basamakta ücretsiz doğum kontrol yöntemlerine erişimde dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.</p>

<p>Çalışmaya katılan ASM çalışanlarının <strong>yüzde 81,6’sı</strong>, merkezlere başvuran kişilerin ücretsiz korunma yöntemi sağlanmadığında korunamayacak durumda olduğunu belirtti. Buna karşın ASM’lerin <strong>yüzde 89,7’sine son bir yıl içerisinde rahim içi araç (RİA) tedarik edilmediği</strong> bildirildi.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 08 31 At 10.56.18" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-31-at-105618.jpeg" width="1600" /></p>

<h2>RİA UYGULAMALARINDA DİKKAT ÇEKEN DÜŞÜŞ</h2>

<p>Araştırmanın sonuçları, sorunun yalnızca malzeme tedarikiyle sınırlı olmadığını da ortaya koydu. Rapora göre ASM’lerin <strong>yüzde 40’ında RİA uygulaması için uygun dezenfeksiyon ortamı bulunmuyor.</strong></p>

<p>Bunun yanında merkezlerin yüzde 71’inde RİA uygulama sertifikasına sahip sağlık çalışanının olmadığı belirtildi. Malzeme, personel ve fiziki koşullardaki eksikliklerin birleşmesi sonucunda ise son bir yıl içerisinde ASM’lerin <strong>yüzde 96,7’sinde hiç RİA uygulanmadığı</strong> kaydedildi.</p>

<p>RİA dışında aylık doğum kontrol iğneleri ve doğum kontrol haplarının temininde de ciddi aksaklıklar yaşandığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ÜCRETSİZ YÖNTEMLERE ERİŞİMDEKİ SORUNLAR BÜYÜYOR</h2>

<p>Araştırmada ortaya çıkan tabloya göre aile planlaması hizmetlerinde danışmanlık ile uygulama arasında önemli bir fark oluştu. ASM’lere başvuran ve ücretsiz yöntemlere ihtiyaç duyan kişilerin bir bölümünün, malzeme bulunmaması nedeniyle korunma yöntemlerine ulaşamadığı belirtildi.</p>

<p>Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, aile planlamasının yalnızca danışmanlık hizmetiyle sınırlı kalmasının ciddi bir sorun olduğunu savundu.</p>

<p>Mehlepçi, <strong>özellikle düşük ve orta gelir grubundaki yurttaşların ücretsiz yöntemlere erişiminin kritik olduğunu</strong> belirterek, ASM’lerde doğum kontrol malzemelerinin bulunmamasının aile planlaması hizmetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Dogum Kontrol Hapi Nedir Nasil Kullanilir Zararlari Nelerdir" class="detail-photo img-fluid" height="667" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/03/dogum-kontrol-hapi-nedir-nasil-kullanilir-zararlari-nelerdir.webp" width="1000" /></p>

<h2>KADIN SAĞLIĞI AÇISINDAN RİSK UYARISI</h2>

<p>Ücretsiz korunma yöntemlerine erişimde yaşanan sorunların istenmeyen gebelikler açısından da sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi.</p>

<p>Dr. Mehlepçi, ücretsiz yöntemlere ulaşamayan kişilerin istenmeyen gebeliklerle karşı karşıya kalabileceğini ve bazı kişilerin <strong>güvenli olmayan koşullarda gebelik sonlandırma yöntemlerine yönelme riski</strong> bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Bu durumun kadın sağlığı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Mehlepçi, güvenli aile planlaması hizmetlerinin anne ölümlerinin önlenmesi açısından da önemli olduğunu vurguladı.</p>

<h2>DOĞUM KONTROL MALZEMELERİNDE FİYAT ARTIŞI DİKKAT ÇEKTİ</h2>

<p>Raporda ayrıca ücretsiz aile planlaması yöntemlerine erişimin yanı sıra doğum kontrol ürünlerinin fiyatlarındaki artışa da dikkat çekildi.</p>

<p>Mehlepçi, bazı doğum kontrol ürünlerinin fiyatlarında son yıllarda ciddi yükselişler yaşandığını belirterek, <strong>kamunun geri ödeme kapsamından çıkarılan üreme sağlığı ürünlerinin özel sektörde yüksek fiyatlarla satılmasının erişim sorununu daha da büyüttüğünü</strong> savundu.</p>

<p>Mehlepçi'nin verdiği örneğe göre, sık kullanılan bir doğum kontrol hapının fiyatı <strong>19 Şubat 2022'de 31,51 liradan bugün 446,52 lira seviyesine</strong>, ertesi gün hapının fiyatı ise <strong>19 Şubat 2018'de 66,53 liradan 910,24 lira seviyesine</strong> yükseldi.</p>

<h2>ASM’LERDE MALZEME VE PERSONEL EKSİKLİĞİ ÖNE ÇIKIYOR</h2>

<p>Araştırmada aile planlaması hizmetlerindeki aksaklıkların birden fazla nedenden kaynaklandığı belirtildi. <strong>Malzeme tedarikindeki sorunların yanı sıra sertifikalı sağlık çalışanı eksikliği, uygun fiziki ortam bulunmaması ve artan iş yükünün</strong> hizmetlerin sunumunu zorlaştırdığı ifade edildi.</p>

<p>Dr. Mehlepçi, Sağlık Bakanlığı tarafından malzemelerin yalnızca talep edilmesi halinde gönderilmesinin sahadaki ihtiyacı karşılamadığını savunurken, düzenli ve sistematik tedarik yapılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Ortaya çıkan veriler, aile planlaması hizmetlerinin birinci basamak sağlık kuruluşlarında yalnızca danışmanlık boyutunda kalmaması ve ücretsiz korunma yöntemlerinin ihtiyaç duyan yurttaşlara düzenli şekilde ulaştırılması gerektiğine ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/korunmak-artik-luks-mu-oluyor-asmlerde-dogum-kontrol-alarmi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/asm.jpg" type="image/jpeg" length="72626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erdobil nasıl kullanılır?]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/erdobil-nasil-kullanilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/erdobil-nasil-kullanilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erdobil, etkin maddesi erdostein olan ve koyu kıvamlı balgamın inceltilerek daha kolay atılmasına yardımcı olan mukolitik bir ilaçtır. Kullanım şekli ve dozu yaşa ve sağlık durumuna göre değişebilir. Peki Erdobil nasıl kullanılır, günde kaç kez alınır ve kullanırken nelere dikkat edilir? İşte ayrıntıları ve önemli uyarılar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Erdobil, solunum yollarında biriken yoğun balgamın inceltilmesine yardımcı olmak amacıyla kullanılan balgam söktürücü ilaçlardan biridir. Verilen bilgilere göre yetişkinlerde genellikle <strong>300 mg'lık kapsül sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kez</strong> kullanılır.</p>

<h2>ERDOBİL NASIL KULLANILIR?</h2>

<p>Erdobil kapsüller, doktorun önerdiği dozda ve bol su ile yutularak kullanılır. Yetişkinler için belirtilen standart kullanım genellikle <strong>günde 2 kez 1 adet 300 mg kapsül</strong> şeklindedir. Ancak kişiye özel doz ve kullanım süresi için doktor veya eczacının önerisi dikkate alınmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>ERDOBİL GÜNDE KAÇ KEZ KULLANILIR?</h2>

<p>Verilen bilgilere göre yetişkinlerde Erdobil 300 mg genellikle <strong>sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez</strong> kullanılır. Doktor tarafından farklı bir doz veya kullanım şekli önerildiyse reçetedeki talimatlara uyulmalıdır.</p>

<p><img alt="Erdobil 300mg Kapsül ve 175 mg Süspansiyon - Hekimim Yanımda" src="https://hekimimyanimda.com/wp-content/uploads/2024/08/erdobil-175mg-5ml-oral-suspansiyon.webp" /></p>

<h2>ERDOBİL KAÇ GÜN KULLANILIR?</h2>

<p>Erdobil için verilen bilgilerde kullanım süresinin genellikle <strong>7-10 gün</strong> olduğu belirtiliyor. Ancak hastalığın durumuna göre tedavi süresi değişebileceğinden ilacın ne kadar süre kullanılacağı doktor tarafından belirlenmelidir.</p>

<h2>ERDOBİL ÖKSÜRÜK KESİCİ İLE KULLANILIR MI?</h2>

<p>Erdobil balgamın inceltilerek atılmasına yardımcı olurken öksürük kesici ilaçlar öksürük refleksini baskılayabilir. Bu nedenle <strong>doktor önerisi olmadan Erdobil ile öksürük kesici ilaçların birlikte kullanılması uygun değildir</strong>. Balgamın solunum yollarında birikmesi söz konusu olabilir.</p>

<h2>ERDOBİL KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</h2>

<p>Erdobil kullanmadan önce özellikle başka ilaçlar kullanıyorsanız doktorunuza veya eczacınıza danışmanız önemlidir. İlacın dozu ve kullanım süresi kişiye göre değişebileceğinden <strong>doktorun önerdiği dozun dışına çıkılmamalıdır</strong>. Herhangi bir beklenmeyen veya şiddetli yan etki ortaya çıkarsa sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/erdobil-nasil-kullanilir</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 07:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/erdobil-300-mg.jpg" type="image/jpeg" length="40656"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Etlik Şehir Hastanesi’nden Behçet hastalığı uyarısı! Bu belirtilere dikkat]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/etlik-sehir-hastanesinden-behcet-hastaligi-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/etlik-sehir-hastanesinden-behcet-hastaligi-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Etlik Şehir Hastanesi Romatoloji Kliniği uzmanı Doç. Dr. Melih Pamukcu, ağız ve genital bölgede tekrarlayan yaralardan göz bulgularına kadar Behçet hastalığının dikkat edilmesi gereken belirtilerini anlattı. Pamukcu, düzenli takip ve tedaviye uyumun önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Etlik Şehir Hastanesi Romatoloji Kliniği uzmanlarından <strong>Doç. Dr. Melih Pamukcu</strong>, Behçet hastalığına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Kronik inflamatuar bir hastalık olan Behçet’in farklı organ ve sistemleri etkileyebildiğini belirten Pamukcu, özellikle tekrarlayan ağız ve genital yaraların yanı sıra göz, eklem, cilt ve damar bulgularının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Türk dermatolog <strong>Prof. Dr. Hulusi Behçet</strong> tarafından 1937 yılında tanımlanan hastalığın, özellikle İpek Yolu üzerinde daha sık görüldüğü ve Türkiye’de de yaygın olarak karşılaşıldığı ifade edildi.</p>

<h2>TEKRARLAYAN AFTLAR EN BELİRGİN BULGULAR ARASINDA</h2>

<p>Doç. Dr. Melih Pamukcu’nun verdiği bilgilere göre Behçet hastalığının en sık dikkat çeken belirtilerinden biri <strong>ağızda tekrarlayan aftlar</strong>. Genital bölgede tekrarlayan ülserlerin de hastalık kapsamında görülebildiğini belirten Pamukcu, belirtilerin yalnızca bu bölgelerle sınırlı olmadığını vurguladı.</p>

<p>Hastalıkta gözlerde kızarıklık, ağrı ve görme bulanıklığına neden olabilen iltihaplanmaların yanı sıra <strong>eklem ağrısı ve şişliği, ciltte döküntüler ve sivilce benzeri lezyonlar</strong> da ortaya çıkabiliyor.</p>

<p><img src="https://cdn.ankaramasasi.com/2026/08/30/behcet-hastaligi-arsiv-30082026-1-cyhggeqs.webp" /></p>

<h2>GÖZDEKİ BELİRTİLER İHMAL EDİLMEMELİ</h2>

<p>Behçet hastalığında göz tutulumunun önemli bir bulgu olduğuna dikkat çeken Pamukcu, tekrarlayan ağız veya genital yaralara <strong>gözde kızarıklık, ağrı ya da görme bulanıklığının</strong> eşlik etmesi halinde doktora başvurulması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Özellikle göz bulgularının ihmal edilmesinin görme kayıplarına yol açabilecek durumlarla ilişkili olabileceğini ifade eden Pamukcu, bu tür belirtilerin tıbbi değerlendirmeden geçirilmesinin önem taşıdığını kaydetti.</p>

<h2>EKLEM VE CİLT BULGULARI DA GÖRÜLEBİLİYOR</h2>

<p>Behçet hastalığında eklemlerde ağrı ve şişliğin görülebileceğini belirten Pamukcu, <strong>bacaklarda ağrılı ve kızarık şişliklerin</strong> de dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ciltte farklı döküntülerin ve sivilce benzeri lezyonların ortaya çıkabileceğini aktaran Pamukcu, tekrarlayan ve farklı sistemleri ilgilendiren belirtilerin birlikte değerlendirilmesinin tanı ve takip açısından önem taşıdığını ifade etti.</p>

<h2>GENETİK YATKINLIK ROL OYNAYABİLİYOR</h2>

<p>Hastalığın ortaya çıkmasında <strong>ailede Behçet hastalığı öyküsü</strong> bulunmasının yatkınlık oluşturabileceğini belirten Pamukcu, HLA-B51 adı verilen genetik testte pozitifliğin de hastalıkla ilişkili bir yatkınlık göstergesi olabileceğini söyledi.</p>

<p>Behçet hastalığının <strong>20-40 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde</strong> görülebildiğini aktaran Pamukcu, hastalığın her iki cinsiyeti de etkileyebildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 08 31 064721" class="detail-photo img-fluid" height="1196" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-31-064721.png" width="1184" /></p>

<h2>SİGARA, ENFEKSİYON VE STRES BELİRTİLERİ ARTIRABİLİYOR</h2>

<p>Doç. Dr. Pamukcu, bazı faktörlerin Behçet hastalığının bulgularında artışa neden olabileceğine dikkat çekti. <strong>Sigara kullanımı, enfeksiyonlar ve stresin</strong> hastalık belirtilerini artırabileceğini ifade eden Pamukcu, hastaların bu faktörlere karşı dikkatli olması gerektiğini belirtti.</p>

<h2>DAMAR TUTULUMU CİDDİ SONUÇLARA YOL AÇABİLİYOR</h2>

<p>Behçet hastalığının damarları da etkileyebildiğini belirten Pamukcu, damarlarda meydana gelen iltihaplanmanın <strong>damar tıkanıklıklarına</strong> neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Hastalığın en ciddi tutulumları arasında kalp ve akciğer arasında bulunan pulmoner damarların etkilenmesinin yer aldığını ifade eden Pamukcu, nörolojik tutulumun da görülebileceğini belirtti. <strong>Şiddetli baş ağrısının</strong> da ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<h2>DÜZENLİ TAKİP VE TEDAVİ ÖNEM TAŞIYOR</h2>

<p>Doç. Dr. Melih Pamukcu, Behçet hastalığında <strong>düzenli doktor kontrolü ve hekimin önerdiği tedaviye uyumun</strong> önemine dikkat çekti. Doktor tarafından önerilen ilaçların düzenli kullanılmasının hastalığın kontrol altında tutulmasına katkı sağlayabileceğini belirten Pamukcu, takip ve tedavinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara Haberleri</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/etlik-sehir-hastanesinden-behcet-hastaligi-uyarisi-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 06:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/behcet-hastaligi-arsiv.webp" type="image/jpeg" length="49666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pandeminin gizli faturası ortaya çıktı! COVID korkusu kanser tanılarını geciktirdi mi?]]></title>
      <link>https://turkinform.com.tr/pandeminin-gizli-faturasi-ortaya-cikti-covid-korkusu-kanser-tanilarini-geciktirdi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://turkinform.com.tr/pandeminin-gizli-faturasi-ortaya-cikti-covid-korkusu-kanser-tanilarini-geciktirdi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pandemi bitti ama sağlık sisteminde bıraktığı izler hâlâ silinmedi! COVID-19 korkusuyla ertelenen kontrollerin kanser tanılarında gecikmeye yol açıp açmadığı tartışılırken, Onkoloji Bölümü Prof. Dr. Nur Şener’den Türkinform’a özel dikkat çeken açıklama geldi. Özellikle üç kanser türüne ilişkin uyarı, “Geç kalınan her kontrol neye mal oldu?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>COVID-19 salgını döneminde hastanelere gitme korkusu ve rutin sağlık kontrollerinin ertelenmesi, kanserle mücadelede önemli bir sorunu da beraberinde getirdi. Pandemi nedeniyle tarama ve kontrollerin aksaması, bazı kanser vakalarının daha geç fark edilmesi ve hastaların sağlık kuruluşlarına daha ileri evrede başvurması riskini gündeme taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki pandemi döneminde yaşanan bu gecikmeler kanser vakalarının daha ilerlemiş evrede tespit edilmesine neden oldu mu? Ertelenen kontroller hastaların tedavi süreçlerini nasıl etkiledi? Uzmanların değerlendirmeleri, COVID-19’un kanser tanı ve tedavisine bıraktığı izleri anlamak açısından dikkat çekici sonuçlara işaret ediyor.</p>

<p><img alt="Doç. Dr. Nur Şener 1.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="4031" src="https://turkinformcomtr.teimg.com/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/doc-dr-nur-sener-1jpg.jpeg" width="3176" /></p>

<h2>GECİKEN KONTROLLER HASTALIĞI İLERLETTİ Mİ?</h2>

<p>Peki, Covid korkusu nedeniyle geciken kontroller, kanser vakalarının ilerlemiş evrede yakalanmasına yol açtı mı? Onkoloji Bölümü Prof. Dr. Nur Şener Türkinform’a özel yanıtladı. Şener, “Ne yazık ki evet. Pandemi döneminde birçok kişi hastaneye gitmekten çekindiği için tarama programlarını ve rutin kontrollerini erteledi. Bunun sonucunda özellikle meme, kalın bağırsak ve akciğer gibi bazı kanser türlerinde hastaların bir kısmı daha ileri evrede tanı aldı. Kanserde erken tanı tedavi başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle herhangi bir şikâyeti olan kişilerin veya tarama programına dahil olan bireylerin kontrollerini ertelememesi büyük önem taşıyor” bilgisini paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Beyza Coskun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://turkinform.com.tr/pandeminin-gizli-faturasi-ortaya-cikti-covid-korkusu-kanser-tanilarini-geciktirdi-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://turkinformcomtr.teimg.com/crop/1280x720/turkinform-com-tr/uploads/2026/08/chatgpt-image-30-agu-2026-10-24-39.png" type="image/jpeg" length="15906"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
