ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'dan İran ve Küba'ya ilişkin dikkat çeken açıklamalar geldi. İran'ın ciddi bir ekonomik kriz içerisinde bulunduğunu savunan Rubio, Tahran yönetiminin “radikal din adamlarının” kontrolünde olduğunu öne sürerken ülkenin ekonomik açıdan felaketin eşiğine geldiğini söyledi. Küba ekonomisinin ise halihazırda işlevsiz durumda olduğunu ileri süren Rubio, Trump yönetiminin iki ülkeye yönelik baskı politikasının devam edeceğinin sinyalini verdi. Rubio ayrıca nükleer silaha sahip bir İran'ın Orta Doğu'da “yeni bir Kuzey Kore” yaratabileceğini savundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Fox News'e verdiği röportajda Washington yönetiminin dış politika gündemini değerlendirirken özellikle İran ve Küba'ya ilişkin sert ifadeler kullandı. İran'ın mevcut ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rubio, ülkenin karşı karşıya bulunduğu ekonomik baskının giderek ağırlaştığını savundu.

İran'da asıl karar vericilerin seçilmiş yönetimden ziyade ülkenin dinî liderliği olduğunu ileri süren Rubio, Washington'ın Tahran'ın nükleer silah elde etmesini engelleme politikasını sürdüreceğini belirtti. Rubio'nun değerlendirmeleri, ABD ile İran arasında nükleer program ve bölgesel güvenlik üzerinden devam eden gerilimin sürdüğü bir dönemde geldi.

RUBIO: İRAN EKONOMİK FELAKETİN EŞİĞİNDE

Rubio, İran'ın ekonomik açıdan iflasa yakın olup olmadığı yönündeki soruya ülkenin halihazırda ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya bulunduğunu belirterek yanıt verdi. ABD'li Bakan, İran yönetiminin ekonomik kaynaklarını kendi halkının refahından ziyade bölgesel ve askerî faaliyetlere yönlendirdiğini savunurken, Tahran yönetimine ilişkin kullandığı sert ifadelerle dikkat çekti.

Porto Riko açıklarında göçmen teknesi battı: 40 kişi kurtarıldı
Porto Riko açıklarında göçmen teknesi battı: 40 kişi kurtarıldı
İçeriği Görüntüle

Rubio'nun sözleri Washington yönetiminin İran üzerindeki ekonomik baskıyı dış politika araçlarından biri olarak görmeye devam ettiğini gösteriyor. ABD yönetimi de son dönemde ekonomik baskının Tahran'ı yeni bir anlaşmaya yöneltebileceğini savunuyor ancak İran yönetimi yaptırımların kaldırılmasını müzakerelerin temel şartlarından biri olarak öne çıkarıyor.

“ORTA DOĞU'DA YENİ BİR KUZEY KORE OLUR”

Rubio'nun açıklamalarındaki en dikkat çekici ifadelerden biri İran'ın nükleer programına ilişkin oldu. ABD Dışişleri Bakanı, İran'ın nükleer silaha sahip olmasının yalnızca İsrail veya ABD açısından değil, Körfez ülkeleri ve küresel ekonomi açısından da ciddi sonuçlar doğuracağını savundu.

İran'ın nükleer silah geliştirmesi halinde ortaya çıkabilecek tabloyu Kuzey Kore ile karşılaştıran Rubio, bunun “Orta Doğu'da bir Kuzey Kore” anlamına geleceğini söyledi. Böyle bir senaryonun küresel enerji piyasalarını da etkileyebileceğini ileri süren Rubio, özellikle Körfez bölgesindeki enerji akışının güvenliği açısından nükleer silahlı bir İran'ın ciddi risk oluşturacağını savundu.

RUBIO'DAN KÜBA İÇİN DE SERT SÖZLER

Rubio'nun hedefindeki bir diğer ülke Küba oldu. Küba kökenli bir aileden gelen ABD Dışişleri Bakanı, Havana yönetiminin mevcut ekonomik ve siyasi sistemini sert şekilde eleştirirken ülkenin ekonomik modelinin işlemediğini savundu.

Trump yönetiminin Küba politikasında siyasi ve ekonomik değişimi hedeflediğini belirten Rubio, Washington'ın müzakere yoluyla farklı bir sürece geçilmesini tercih ettiğini söyledi. Rubio, askerî müdahale ihtimali konusunda spekülasyon yapmayı reddederken ABD'nin Küba'nın farklı bir siyasi ve ekonomik yol izlemesini istediğini belirtti.

ABD KÜBA'DAN NE İSTİYOR?

Rubio'ya göre Washington'ın temel beklentisi Küba yönetiminin siyasi ve ekonomik sisteminde değişikliğe gitmesi. ABD Dışişleri Bakanı, Küba yönetimindeki bazı isimlerin Trump yönetiminin görev süresinin sona ermesini bekleyerek mevcut politikalarını sürdürebileceklerini düşünmelerinin yanlış olacağını savundu.

Rubio bununla birlikte Küba'daki değişimin nasıl gerçekleşeceği konusunda kesin bir senaryo ortaya koymadı. ABD'nin Küba'ya yönelik uzun süredir devam eden yaptırım politikası Trump döneminde yeniden sertleşirken Havana yönetimi ise ülkenin yaşadığı ekonomik sorunlarda Amerikan yaptırımlarının önemli rol oynadığını savunuyor.

VENEZUELA İÇİN “ÖZGÜR VE ADİL SEÇİM” MESAJI

Rubio, Latin Amerika'daki bir diğer önemli gündem başlığı olan Venezuela konusunda da Washington'ın tutumunu yineledi. ABD yönetiminin Venezuela'da özgür ve adil seçimlerin yapılmasını istediğini belirten Rubio, siyasi sürecin bu hedef doğrultusunda ilerlemesi gerektiğini söyledi.

Washington'ın Venezuela'ya yönelik yaklaşımı son dönemde yaptırımlar, petrol politikası ve siyasi geçiş tartışmaları üzerinden şekilleniyor. Rubio ise seçimlerin hangi takvimle veya hangi şartlar altında gerçekleştirilebileceğine ilişkin ayrıntılı bir takvim açıklamadı.

İNGİLTERE'DEKİ ABD ÜSSÜ OLAYI: “YABANCI AKTÖR VAR”

Rubio'nun değerlendirdiği bir diğer kritik konu İngiltere'deki RAF Fairford hava üssü yakınlarında yaşanan güvenlik olayı oldu. İngiliz makamlarının terör ve patlayıcı maddeler mevzuatı kapsamında beş kişiyi gözaltına aldığı olayın ardından Rubio, soruşturmanın “yabancı bir aktör” bağlantısını içerdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı olayın son derece ciddi olduğunu belirtirken söz konusu yabancı aktörün hangi ülke olduğunu açıklamadı. İngiliz terörle mücadele birimleri olayın arkasında yabancı bir devlet veya onun adına hareket eden kişilerin bulunup bulunmadığını araştırıyor. İran'ın adı ihtimaller arasında gündeme gelirken Tahran'ın Londra Büyükelçiliği herhangi bir bağlantısı bulunduğu iddiasını reddetti.

RUBIO'NUN AÇIKLAMALARINDA İRAN MESAJI ÖNE ÇIKTI

Rubio'nun İran, Küba, Venezuela ve İngiltere'deki güvenlik olayına ilişkin açıklamaları Washington'ın farklı bölgelerde yürüttüğü dış politika başlıklarını aynı anda yeniden gündeme taşıdı. Ancak açıklamalardaki en güçlü mesaj İran'a yönelik olurken ABD Dışişleri Bakanı, Tahran'ın hem ekonomik durumunu hem de nükleer programını doğrudan hedef aldı.

Rubio'nun “Orta Doğu'da yeni bir Kuzey Kore” benzetmesi ise Washington'ın İran'ın nükleer silaha ulaşmasını bölgesel bir mesele olmanın ötesinde küresel güvenlik ve enerji piyasaları açısından bir tehdit olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Tahran yönetimi ise uzun süredir nükleer programının barışçıl amaçlar taşıdığını savunurken ABD'nin ekonomik yaptırımlarını ülkeye yönelik baskı politikası olarak nitelendiriyor.

Kaynak: Haber Merkezi