Kamu kurumlarındaki yöneticilere ait elektronik imzaların kopyalanarak sistemlere yasa dışı erişim sağlandığı ve bu yolla sahte lise, üniversite diplomaları ile sürücü belgeleri üretildiği iddiasıyla yürütülen soruşturma iki ayrı davaya dönüştü. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameler Ankara 23’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. İlk dava Mayıs ayında açıldı ve 134 kişi hakkında işlem yapıldı. Temmuz ayında tamamlanan ikinci iddianamede ise 65 kişi daha şüpheli olarak yer aldı.
Her iki dosyada da adı geçen ve çete lideri olduğu belirtilen Ziya Kadiroğlu ile birlikte Gökay Celal Gülen ve Zeynep Karacan gibi isimlerin sahtecilik organizasyonunun yöneticileri olduğu öne sürüldü.
‘ZİYA HOCA’ YİNE BAŞROLDE
Dava dosyasına göre sahtecilik şebekesinin merkezinde ‘Ziya Hoca’ olarak bilinen Ziya Kadiroğlu bulunuyor. Kadiroğlu ifadesinde geçmişte benzer suçlardan yargılandığını kabul etti. 2010 ve 2012 yıllarında KPSS soruşturması kapsamında “örgüt lideri” sıfatıyla yargılandığını belirten Kadiroğlu, 2016’da ise sahte diploma çetesi kapsamında yeniden aynı suçlamayla mahkeme karşısına çıktığını ifade etti.
Kadiroğlu, “Toplamda üç kez örgütsel suç kapsamında operasyon geçirip yargılandım. Bu davalar hem ulusal hem de uluslararası basında haber konusu oldu. Adım kamuoyunda hem suçlu hem de kahraman olarak anıldı” dedi. Sanık, ülkedeki sınavlara yönelik yasal ya da yasa dışı eğitim danışmanlıkları verdiğini de beyan etti.
“JOKER ADAY” SORUŞTURMASINDA DA ADI GEÇTİ
Ziya Kadiroğlu, 2010-2016 yılları arasında kamuoyunda “KPSS çetesi” olarak bilinen soruşturmada da örgüt lideri olarak yargılandığını, “joker aday” yöntemiyle başka kişilerin yerine sınavlara girilmesine ilişkin iddialardan ötürü işlem yapıldığını söyledi. “Daha sonra diploma ve atama çetesi olarak adlandırılan dosyada yargılandım ve cezalar aldım. Beş yıl cezaevinde kaldım. Yalnızca 2002 ve 2005’e ait iki dosyadan ceza aldım, diğer tüm dosyalardan beraat ettim. Haksız tutuklama nedeniyle tazminat kazandım” şeklinde konuşan Kadiroğlu, şu anda Düzce Üniversitesi’nde doktora yaptığını da belirtti.
E-İMZA KOPYALAYIP SİSTEMLERE SIZMIŞLAR
Hürriyet’in haberinde yer alan bilgilere göre, ikinci iddianamede şüphelilerin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı, Başkan Yardımcısı, YÖK Eğitim Öğretim Daire Başkanı ve 14 üniversitenin öğrenci işleri daire başkanlarına ait e-imzaları ele geçirdikleri belirtildi.
Organizatörlerden Gökay Celal Gülen’e ait dijital materyallerde çok sayıda kimlik bilgisi, sahte kimlik üretiminde kullanılabilecek görseller ve çeşitli kamu kurumlarına ait sistemlere izinsiz giriş tespit edildi. Milli Eğitim Bakanlığı’nda görevli bir daire başkanının e-imzası ile sisteme yetkisiz erişim sağlandığına dair bulgular da dosyada yer aldı.
Gülen ifadesinde, “Bu verilerin benimle alakası yoktur. Ziya Hoca’nın bana verdiği disklerden kalan veriler olabilir” diyerek suçlamaları reddetti.
OPERASYONUN MERKEZİ: “SAHTECİLİK KONAĞI”
İddianamelerde çetenin faaliyetlerini yürüttüğü merkez olarak Ankara Ulus’ta bulunan ve “TUZEM Akademi” adıyla faaliyet gösteren lüks bir iş yeri yer aldı. Söz konusu yer, dışarıdan uzaktan eğitim kurumu olarak görünürken, arka planda sahtecilik işlemlerinin yürütüldüğü bir üs olarak tanımlandı.
Organizatörlerden Mıhyeddin Yakışır ifadesinde, “Ulus’ta bulunan çok lüks bir şekilde döşenmiş, konak şeklinde yapılmış, içerisinde server’lardan tutun toplantı salonuna kadar her türlü detay düşünülen TUZEM Akademi isimli bir iş yerinde işlemler devam etmektedir. İşyerinin ön kısmında normal uzaktan eğitim faaliyetleri ile ilgili sertifikalar düzenlenmekte olup, sanki normal okul gibi görünüm verilerek arka tarafta tüm bu illegal işlemler yapılmaktadır. Bu işyeri Zeynep adına kayıtlıdır” dedi.
Operasyondan yalnızca iki gün önce iş yerindeki kamera kayıtlarının silindiği de belirlendi. Ayrıca, şüpheli Karacan ile Gülen arasında yakalanmaları halinde nasıl savunma yapacaklarına dair mesajlaşmaların yer aldığı dijital verilere ulaşıldı.
SAHTE DİPLOMALARLA AKADEMİSYEN YAPILDILAR
Soruşturmanın en çarpıcı yönlerinden biri ise çetenin sahte diplomalarla üniversitelere akademisyen ve öğretim görevlisi yerleştirdiği yönündeki iddialar oldu. Türkiye genelinde 400’den fazla kişinin bu yöntemle üniversitelere girdiği, aralarında doçent ve profesör unvanı taşıyanların da bulunduğu bildirildi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), söz konusu iddiaların iddianamede geçmesi üzerine harekete geçti. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, “Çok ciddi bir hadise. İki koldan soruşturma yapacağız. Hem biz hem de ilgili üniversiteler ayrı ayrı soruşturma yürüteceğiz. Sahte diplomanın önüne geçmek ve cezai yaptırımları artırmak için yasal düzenlemeye ihtiyaç var” açıklamasında bulundu.
Ayrıca YÖK, geçen perşembe günü ilgili üniversitelere yazı göndererek bünyelerinde yer alan personeller hakkında da inceleme başlatılmasını istedi.