Sel felaketleri yalnızca evlerde ve iş yerlerinde maddi hasara yol açmakla kalmıyor, halk sağlığı açısından da çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Kirli su ve gıdalarla temas, bozulan hijyen koşulları, açık yaralar ve nemli ortamlarda oluşan küf, afet sonrasında farklı sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Mehlepçi, sel felaketlerinin ardından görülebilecek sağlık sorunlarını ve alınması gereken önlemleri Türkİnform’a anlattı. Enfeksiyon riskinden kimyasal maddelere maruziyete, tetanoz aşısından erken tıbbi müdahaleye kadar birçok konuya dikkat çeken Mehlepçi, afet sonrasında koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurguladı.

SEL SONRASI HANGİ ENFEKSİYON HASTALIKLARI GÖRÜLEBİLİR?
Sel sonrasında kontamine su ve gıdaların tüketilmesi, hijyen koşullarının bozulması ve çevresel etkenler enfeksiyon hastalıklarının görülme riskini artırabiliyor.
Dr. Ahmet Mehlepçi’nin değerlendirmesine göre bu dönemde özellikle gastrointestinal enfeksiyonlar, Hepatit A ve E, leptospiroz ile deri ve yumuşak doku enfeksiyonları açısından dikkatli olunması gerekiyor.
Kontamine su ve gıdalar aracılığıyla gelişebilen bağırsak enfeksiyonları; ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Hepatit A ve E ise kirlenmiş su ve gıdalarla bulaşabilen hastalıklar arasında yer alıyor. Bu enfeksiyonlarda halsizlik, bulantı, karın ağrısı ve sarılık görülebiliyor.
LEPTOSPİROZ NEDİR, SEL SUYUNDAN BULAŞABİLİR Mİ?
Sel sonrasında dikkat edilmesi gereken hastalıklardan biri de leptospiroz. Enfekte hayvanların idrarıyla kirlenmiş suyla temas sonucu bulaşabilen hastalık; ateş, kas ağrısı, baş ağrısı ve gözlerde kızarıklık gibi belirtilere neden olabiliyor.
Ağır vakalarda böbrek hasarı, sarılık ve akciğerlerle ilgili ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Bu nedenle sel suyuyla temasın ardından ateş, şiddetli kas ağrısı veya genel durumda belirgin bozulma görülmesi hâlinde sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor.

SEL SUYUNA TEMAS EDEN YARALARDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Sel suları, yaralanmış veya bütünlüğü bozulmuş deriyle temas ettiğinde enfeksiyon riskini artırabiliyor. Bu yaralarda kızarıklık, şişlik, ağrı ve akıntı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Bazı durumlarda enfeksiyon daha ciddi bir seyir izleyebiliyor.
Mehlepçi, sel sularına maruz kalan açık yaraların enfeksiyon açısından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca sanayi tesislerinden çevreye yayılan kimyasal maddelerin sel sularına karışabileceğini hatırlatarak kimyasal maruziyet ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Sel suyu ile temas eden yaraların temizlenmesi ve gerekli tıbbi değerlendirmenin yapılması önem taşıyor. Hızla yayılan kızarıklık, artan ağrı, şişlik veya ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
TETANOZ RİSKİNE KARŞI HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?
Sel sonrasında oluşan kesik ve yaralanmalar, tetanoz açısından da değerlendirilmesi gereken durumlar arasında yer alıyor. Tetanoz bakterisinin sporları, kontamine yaralardan vücuda girebiliyor. Hastalık çene kaslarında kasılma, kas sertliği ve ağrılı kas spazmlarıyla seyredebildiğinden aşı geçmişinin kontrol edilmesi önem taşıyor.
Dr. Ahmet Mehlepçi, tetanoz aşısının çocukluk dönemi rutin aşılama programında bulunduğunu, ayrıca askere alınan bireylere de uygulandığını belirtiyor. Doğurganlık çağındaki kadınlarda da tetanoz aşılamasının önemine dikkat çekiyor.
Kirli yaralanmalarda aşılama öyküsü ve son dozun üzerinden geçen süre, uygulanacak koruyucu yaklaşımın belirlenmesinde önem taşıyor. Bazı yaralanmalarda son dozun üzerinden beş yıl geçmiş olması hatırlatma dozunun değerlendirilmesini gerektirebiliyor. Aşı geçmişi bilinmeyen veya temel aşılaması eksik kişilerde ise tetanoz immünoglobulini gerekip gerekmediği sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmelidir.

SEL SONRASI GÖZ VE SOLUNUM YOLU SORUNLARI NEDEN ARTABİLİR?
Sel felaketinin ardından ortaya çıkan nem ve küf, özellikle astımı veya alerjik hastalıkları bulunan kişilerde şikâyetlerin artmasına neden olabiliyor. Öksürük, solunum yolu belirtileri ve alerjik reaksiyonlar bu süreçte dikkat edilmesi gereken sorunlar arasında bulunuyor.
Hijyen koşullarının bozulması ve sel suyuyla temas da göz enfeksiyonları açısından risk oluşturabiliyor. Konjonktivit olarak bilinen göz iltihaplarında kızarıklık ve akıntı gibi belirtiler görülebiliyor.
Sel suyu göze temas ettiğinde eller yıkandıktan sonra gözlerin güvenli ve temiz suyla nazikçe durulanması gerekiyor. Kızarıklık, akıntı veya görme sorunlarının ortaya çıkması ya da artması hâlinde hekime başvurulması önem taşıyor.
SEL SONRASI İÇME SUYU VE GIDA GÜVENLİĞİ NASIL SAĞLANIR?
Afet sonrasında hastalık riskini azaltmanın temel yollarından biri güvenli su ve gıda tüketimi. Mehlepçi, içme suyu güvenliğinden emin olunması, mümkün olduğunda güvenli ambalajlı suların tercih edilmesi ve kontamine olmuş gıdaların tüketilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Özellikle dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de suyun kaynatılmasıyla ilgili. Kaynatma işlemi birçok mikrobiyolojik riski azaltabilse de sudaki kimyasal kirleticileri ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle kimyasal kirlilik şüphesi bulunan suların kaynatılarak güvenli hâle geldiği düşünülmemeli; yetkili kurumların su güvenliğiyle ilgili uyarıları takip edilmeli.
El hijyenine dikkat edilmesi, açık yaraların sel suyuyla temasının önlenmesi ve kirlenmiş olabilecek gıdalardan uzak durulması da koruyucu önlemler arasında yer alıyor.

HANGİ BELİRTİLERDE GECİKMEDEN DOKTORA BAŞVURULMALI?
Sel sonrasında ortaya çıkan bazı belirtiler, erken tıbbi değerlendirme gerektirebiliyor. Dr. Ahmet Mehlepçi’nin dikkat çektiği belirtiler arasında uzun süren ishal, yüksek ateş, sarılık, idrar miktarında azalma, şiddetli kas ağrısı ve ilerleyen yara enfeksiyonu bulguları bulunuyor.
Bu belirtilerin görülmesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Özellikle ciddi solunum güçlüğü, bilinç değişikliği, hızla kötüleşen genel durum veya ağır yaralanma gibi acil durumlarda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı.

SEL FELAKETİ SONRASI PSİKOSOSYAL DESTEK NEDEN ÖNEMLİ?
Sel felaketleri yalnızca fiziksel sağlık üzerinde değil, ruhsal iyilik hâli üzerinde de etkili olabiliyor. Evini veya eşyalarını kaybeden, tahliye edilen ya da afet sırasında ciddi korku yaşayan kişilerde stres ve kaygı gibi sorunlar görülebiliyor.
Dr. Ahmet Mehlepçi, afet sonrasında sağlık hizmetlerinin yalnızca fiziksel hastalıkların tespitiyle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Afetten etkilenen bireylerin psikososyal ihtiyaçlarının ve ruhsal risklerinin de değerlendirilmesi, gerektiğinde uygun destek hizmetlerine yönlendirilmesi önem taşıyor.
Sel felaketlerinin ardından güvenli su ve gıda tüketimi, yara bakımı, aşı geçmişinin değerlendirilmesi, belirtilerin erken fark edilmesi ve psikososyal destek hizmetlerine erişim, toplum sağlığının korunmasında önemli rol oynuyor.




