Sokaklar ve parklar, bir şehrin yaşayan alanlarıdır. Çocukların oyun oynadığı, ailelerin nefes aldığı, mahalle kültürünün yaşadığı yerlerdir. Bu alanlar güven duygusu verdiği sürece şehir hayatı anlam kazanır.
Son dönemlerde birçok mahallede akşam saatleriyle birlikte parkların boşaldığına şahit oluyoruz. Aileler çocuklarını parka göndermeye çekiniyor, vatandaşlar sokaklardan daha hızlı geçmeyi tercih ediyor. Bu durum, üzerinde düşünülmesi gereken bir toplumsal göstergedir.
Güvenlik konusunda bugüne kadar atılan adımların kıymeti tartışılmaz. Mahalle bekçileri uygulaması da vatandaşta karşılık bulan önemli çalışmalardan biridir. Bir dönem sokaklarda ve park çevrelerinde daha sık görülen bekçilerin varlığı, hem huzur hissi oluşturmuş hem de caydırıcı bir etki sağlamıştır.
Bugün ise vatandaşın beklentisi oldukça net: Sokakta ve parkta devletin varlığını hissetmek. Özellikle akşam saatlerinde parkların, oyun alanlarının ve mahalle aralarının daha düzenli şekilde denetlenmesi, toplum huzuruna katkı sağlayacaktır.
Bu noktada yerel yönetimlere de önemli görevler düşmektedir. Parkların aydınlatılması, çevre düzenlemelerinin yapılması ve güvenliğin desteklenmesi, merkezi idareyle birlikte yürütülecek çalışmalarla çok daha etkili sonuçlar doğuracaktır.
Burada amaç eleştirmek değil; ortak yaşam alanlarımız için yapıcı bir çağrıda bulunmaktır. Sokaklar ve parklar, kötü alışkanlıkların değil; çocukların kahkahalarının mekânı olmalıdır.
Güvenli sokaklar, huzurlu mahalleler demektir. Bu huzurun korunması ise hepimizin ortak sorumluluğudur.
*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*