Sermaye Piyasası Kurulu’nun tasfiye sürecindeki bazı yatırım fonlarına ilişkin aldığı kararlar, elde edilen kazançların iadesi konusunda önemli bir hukuk tartışmasını beraberinde getirdi. SPK’nın 1 Ekim 2026 tarihli duyurusuyla, tasfiye öncesinde fon katılma paylarını satarak fahiş kazanç elde ettiği değerlendirilen kişilerin bu kazançları gönüllü olarak geri verebilmesi amacıyla Birleşik Fon Bankası nezdinde TMSF adına hesap açıldı.
SPK’nın duyurusuna göre söz konusu hesaba yatırılan tutarlar ilgili fonun tasfiye malvarlığına dahil edilerek hak sahibi yatırımcılara yapılacak ödemelerde kullanılacak.
Ancak bu uygulamanın ceza hukuku bakımından ne sonuç doğuracağı tartışma konusu oldu. Avukat E. Alp Demirkaya, gönüllü olarak yapılan kazanç iadesinin tek başına etkin pişmanlık veya cezasızlık anlamına gelmediğini belirterek, Sermaye Piyasası Kanunu’ndaki farklı hükümlere dikkat çekti.

“KAZANCIN İADESİ ETKİN PİŞMANLIKLA AYNI ŞEY DEĞİL”
Demirkaya’ya göre SPK’nın oluşturduğu iade hesabıyla kanunda düzenlenen etkin pişmanlık mekanizmasının birbirinden ayrılması gerekiyor.
Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107/1. maddesinde işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı suçunun düzenlendiğini belirten Demirkaya, aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise belirli şartlar altında failin elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını Hazineye ödemesi halinde ceza hukuku bakımından öngörülen avantajlardan yararlanabileceğini ifade etti.
Demirkaya, örnek olarak suçtan 10 milyon lira menfaat elde edildiğinin tespit edilmesi halinde, 107/3 kapsamında etkin pişmanlık bakımından 20 milyon liralık ödemenin gündeme geleceğini belirtti.
Ancak avukata göre burada önemli bir ayrım bulunuyor. Söz konusu düzenlemenin bütün yatırımcıları veya fonlardan yüksek kazanç elde eden herkesi kapsamadığına dikkat çeken Demirkaya, iki kat ödeme şartının belirli suçların failleri açısından söz konusu olduğunu vurguladı.
“İKİ KAT ÖDEME HERKES İÇİN ZORUNLU DEĞİL”
Demirkaya, kamuoyunda oluşabilecek “fonlardan yüksek kazanç sağlayan herkes kazancının iki katını ödemek zorunda” şeklindeki yorumun hukuken doğru olmayacağını değerlendirdi.
Bu ödemenin genel bir iade borcu olmadığını belirten Demirkaya, iki kat ödeme şartının belirli suçlar bakımından etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesinin koşullarından biri olduğunu ifade etti.
Hukuki tartışmanın önemli noktalarından birinin de ödemenin yapılacağı yer olduğunu belirten Demirkaya, mevcut düzenlemelerde 107/3 kapsamında söz konusu ödemenin Hazineye yapılmasının öngörüldüğüne dikkat çekti.

FONLARDA ÖRTÜLÜ KAZANÇ AKTARIMI DA İNCELENEBİLİR
Demirkaya, fonlarla ilgili değerlendirmelerde yalnızca piyasa dolandırıcılığı suçunun değil, örtülü kazanç aktarımı iddialarının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 21/4. maddesine işaret eden Demirkaya, SPK tarafından örtülü kazanç aktarımının tespit edilmesi halinde kendisine kazanç aktarılan tarafın, aktarılan tutarı kanuni faiziyle birlikte ilgili fona veya ortaklığa iade etmek zorunda olduğunu belirtti.
Bu iadenin gönüllü bir ödeme değil, kanundan kaynaklanan bir yükümlülük olduğunu vurgulayan Demirkaya, 110/3. maddede ise belirli suçlar bakımından etkin pişmanlık koşullarının ayrıca düzenlendiğini ifade etti.
Buna göre 21/4 kapsamında yapılması gereken iadenin yanı sıra, söz konusu tutarın iki katının Hazineye ödenmesi şartının da gündeme geldiğini belirtti.
“SPK HESABINA YAPILAN ÖDEME TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”
Hukuki tartışmanın merkezinde ise SPK tarafından oluşturulan gönüllü iade hesabına yatırılan paraların hangi hukuki sonucu doğuracağı bulunuyor.
Demirkaya, suçtan elde edildiği ileri sürülen 10 milyon liralık bir menfaatin SPK tarafından oluşturulan hesaba iade edilmesinin, etkin pişmanlık bakımından gerekli olduğu belirtilen 20 milyon liralık Hazine ödemesinin yerine geçtiği şeklinde yorumlanamayacağını ifade etti.
Bu nedenle kazancın geri verilmesiyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmanın farklı hukuki işlemler olduğunu vurgulayan Demirkaya, yalnızca kazancın iade edilmesinin ilgili kişinin cezai sorumluluktan otomatik olarak kurtulduğu anlamına gelmediğini belirtti.

ADALET BAKANLIĞI’NIN AÇIKLAMALARI YENİ SORU İŞARETLERİ DOĞURDU
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ekim ayı başında manipülatif işlemlerden elde edilen menfaatin iki katının TMSF bünyesindeki hesaba yatırılması yönünde çalışma yapıldığına ilişkin açıklamaları da tartışmanın ceza hukuku boyutunu gündeme taşıdı.
Gürlek’in 6 Ekim’deki açıklamasında iki kat ödeme ile etkin pişmanlık arasında bağlantı kurulurken, bu ödemenin soruşturmanın veya dosyanın kendiliğinden kapanması anlamına gelmediği de ifade edildi.
Demirkaya ise bu noktada ödemenin nereye yapıldığına dikkat çekti. Mevcut Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107/3 ve 110/3. maddelerinde etkin pişmanlık bakımından öngörülen ödemenin Hazineye yapılması gerektiğini belirten Demirkaya, SPK’nın 1 Ekim tarihli duyurusunda ise gönüllü iade hesabına yatırılan paraların ilgili fonun tasfiye malvarlığına aktarılacağının açıklandığını hatırlattı.
Bu nedenle TMSF nezdindeki hesaba yapılan ödemenin, kanunda Hazineye yapılması öngörülen etkin pişmanlık ödemesinin yerine geçip geçmeyeceğinin ayrıca hukuki dayanağa kavuşturulması gerektiğini değerlendirdi.
“İDARİ AÇIKLAMAYLA ETKİN PİŞMANLIK ŞARTLARI DEĞİŞTİRİLEMEZ”
Demirkaya, Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesinin de bu noktada önem taşıdığını belirterek, kanunda öngörülen etkin pişmanlık koşullarının yalnızca idari duyuru veya açıklamayla değiştirilemeyeceğini ifade etti.
Bu nedenle gönüllü iade hesabına yapılan ödemenin ceza soruşturmaları bakımından hangi sonucu doğuracağının açık bir hukuki mekanizmayla ortaya konulması gerektiğini vurguladı.
YENİ KANUN TEKLİFİNDE KRİTİK DÜZENLEME BEKLENİYOR
8 Ekim 2026 itibarıyla TBMM’de 2/3895 esas numarasıyla kayıtlı “Yatırımcıların Korunması Amacıyla Bazı Yatırım Fonlarının Adil Tasfiyesi Hakkında Kanun Teklifi” henüz komisyon aşamasında bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 7 Ekim’deki açıklamalarında da olağanüstü tasfiye için yeni bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç duyulduğuna işaret edildi.
Demirkaya’ya göre yapılacak düzenlemede gönüllü iade, kanuni iade yükümlülüğü ve etkin pişmanlık kapsamında gerçekleştirilecek ödemelerin birbirleriyle nasıl ilişkilendirileceğinin açık şekilde ortaya konulması gerekiyor.
“ASIL SORU, İADENİN HANGİ AMAÇLA DEĞERLENDİRİLECEĞİ”
Avukat E. Alp Demirkaya, hukuki açıdan temel ayrımın suçtan kaynaklandığı ileri sürülen kazancın geri alınması ile ceza sorumluluğunun sonuçları arasında yapılması gerektiğini belirtti.
Bir kişinin elde ettiği kazancı iade etmesinin ayrı, cezai sorumluluğunun ayrı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasının ise ayrı bir hukuki mesele olduğunu ifade eden Demirkaya, özellikle kanunda aranan iki kat Hazine ödemesi gerçekleştirilmeden yalnızca kazancın iade edilmesinin etkin pişmanlık şartlarının tamamlandığı anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Demirkaya’ya göre bu süreçte cevaplanması gereken temel soru, iade yapan kişilerden alınan paraların yalnızca tasfiye edilen fonlardaki yatırımcıların zararlarının karşılanması amacıyla mı kullanılacağı, yoksa savcılık makamlarınca belirli koşullarda etkin pişmanlık kapsamında da değerlendirilip değerlendirilmeyeceği.
Bu ayrımın açık ve resmi biçimde ortaya konulmasının, hem soruşturma kapsamındaki kişilerin hukuki durumunun hem de hak sahibi yatırımcıların alacaklarının belirlenmesi açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor.


