Gündem

Suça sürüklenen çocuklardan eve sürüklenen çocuklara! Türkiye'de genç olmak

Gençlerle yapılan röportajlar, artan hayat pahalılığı, güvenlik kaygıları, psikolojik yorgunluk ve değişen sosyalleşme alışkanlıklarının gençleri giderek ev merkezli bir yaşama yönelttiğini ortaya koyuyor.

Türkiye’de ve dünyada gençlerin sosyal yaşamdan uzaklaşarak ev merkezli bir hayata yönelmesi son dönemde daha görünür hale geldi. Sosyallik yerini yalnızlığa ve içe kapanmaya bırakırken, bu durum birçok genç için geçici bir tercihin ötesine geçerek kalıcı bir yaşam biçimine dönüşüyor. Hatay’da deprem sonrası üç yıldır evden çıkmayan 23 yaşındaki Barış Özbay’ın hikayesi bu tabloyu çarpıcı şekilde ortaya koyarken, yapılan saha röportajları gençlerin neden giderek evlere kapandığını da gözler önüne seriyor.

2026 yılbaşında Türkiye genelinde binlerce genç, önceki yılların aksine eğlence mekanları ve kalabalık sokaklar yerine yeni yılı evlerinde karşıladı. Gençlerin büyük bölümü, yılbaşını aileleriyle ya da yakın arkadaşlarıyla ev ortamında geçirirken, bu tablo yeni neslin sosyalleşme biçiminde yaşanan kırılmayı bir kez daha görünür kıldı.

Deprem travmaları, artan hayat pahalılığı, güvenlik endişeleri, psikolojik yorgunluk ve değişen sosyalleşme alışkanlıkları gençlerin dış dünyayla kurduğu bağı zayıflatıyor. Farklı yaş ve şehirlerden gençlerle yapılan röportajlarda, evde kalma tercihinin ortak gerekçelerle şekillendiği görülüyor.

GENÇLER EVE KAPANMANIN NEDENLERİNİ ANLATTI

Katılımcı 1:
“En temel sebebi ekonomik problemler. Yılbaşını mekanlarda geçirmenin ağır maliyeti ve grup olarak yapılan eğlence etkinliklerinde gençler arasında ekonomik dengesizlik olması kolektif etkinliklerde problem haline geliyor. Bu problemin yanı sıra korku ikliminin olması da yılbaşı gibi özel gün ve gecelerde toplu alanlarda bulunma korkusu doğurduğunu düşünüyorum. Şahsen ben evde sevdiğim kişiyle birlikte kutladım çünkü hem toplu alanlardan çekinmem hem de ekonomik olarak daha az maliyetli olması avantajım haline geliyor.”

Katılımcı 2:
“Kendi adıma ve arkadaşlarımla geçirdiğim zamanlar adına söylemem gerekirse, artık sosyal pilimin daha çabuk bitmesi, kalabalıklar ve yüksek tempodan yorulmam beni konfor alanıma yöneltiyor. Ev ortamının daha sakin ve dinlendirici olması, arkadaşlarımla daha gerçek ve samimi bağlar kurmamı sağlarken, bu özel günleri daha anlamlı bir şekilde geçirmeme de imkan tanıyor.”

Katılımcı 3:
“Bence çoğu gencin evde kalmayı tercih etmesinin sebebi hayat pahalılığı. Normalde pahalı olan şeyler yılbaşı nedeniyle neredeyse 2-3 katına çıkıyor. Sadece bir gece eğlenmek için kimse ayın geri kalanını maddi olarak riske atmak istemiyor. Bir diğer sebebi de insanların artık kalabalıktan çekinmesi. Bu sebeple en azından güvenlikle alakalı sıkıntı yaşamayacakları evlerini seçiyorlar. Dışarda yaşayacakları eğlenceyi evde kendilerince yaşamaya çalışıyorlar. Bu soğuk havada kimse güvenliğini riske atıp kesesinden çokça vererek dışarda eğlenmeyi, yeni yıla girmeyi mantıklı bulmuyor.”

Katılımcı 4:
“Ekonomi ve güvenlik kaygısı. Zaten günlük yaşantımızda ekonomik problemler yaşıyoruz, kafede oturup bir kahveye 200 lira vermek yerine arkadaşlarımızla evde buluşmayı tercih ediyoruz maalesef. Kalabalık yerlerde bulunmaktan korkuyoruz ama tenha yerlerden de korkuyoruz. Kalabalıktan korkuyoruz acaba bir saldırı düzenlenir mi bir kavga çıkar mı biz hedef alınır mıyız? Tenha yerlerden korkuyoruz, özellikle kadınlar olarak, başımıza bir şey gelir mi o sokakta tekinsiz tipler var mıdır, biri bizi taciz eder mi ve hatta burada öldürülür müyüm? Bütün bunlar sadece korkudan ibaret değil günlük hayatımızda hep duyduğumuz, haberlerde izlediğimiz, maruz kaldığımız olaylar. Maalesef 2026 yılında Türkiye'nin gerçekliği bu. Durum böyleyken insanın her anlamda en güvende olduğu yere sığınması, ki eğer evinde güvende olabilecek kadar şanslıysa, çok normal.”

Katılımcı 5:
“Bence en büyük etken ekonomik sebepler. Sonrasında ise artık evde zaman geçirmek daha mümkün ve tatmin edici hal aldı çünkü dijital gelişim çağındayız. İnsanlar artık psikolojik olarak yorgun kimse kimseyle vakit geçirmek istemiyor. Yapay sohbetler tatmin etmiyor. Herkes dışarı çıkarken hesap yapmaya başladı. Getirisi ne götürüsü ne diye. Aldıkları hizmet ve tatmine değmiyorsa evde sosyal olmayı tercih ediyorlar. Yalnız kalabilmenin de keyfini çıkarmaya başladılar. Aslında özel günlerde de sosyallik tanımı değişti diyebiliriz.”

Katılımcı 6:
“Eskiden iş çıkışlarında dışarı çıkmak, sosyalleşmek isterdim. Şimdi ise işten çıktığımda eve gitmek, dinlenmek ve kendi alanımda vakit geçirmek bana çok daha cazip geliyor. Dışarıda yemek yemek ya da arkadaşlarla buluşmak yerine, bunu ev ortamında yapmayı tercih ediyorum. Çünkü artık dışarıda sosyalleşmek, özellikle gençler için ciddi bir maddi yük haline geldi. Bir fincan kahvenin neredeyse 200 TL olduğu bir şehirde, insanların sık sık dışarı çıkmak istememesi son derece anlaşılır.
Buna bir de büyük şehirlerin ulaşım gerçeği ekleniyor. Bir yerden bir yere gitmek; trafik, kalabalık ve zaman kaybı nedeniyle başlı başına yorucu bir deneyim. Bu yüzden büyük şehirlerde sık görüşebilen insanların genellikle birbirine yakın lokasyonlarda yaşaması gerekiyor. Aksi halde sosyalleşmek bile bir planlama ve enerji gerektiren bir meseleye dönüşüyor.
Son birkaç yıldır yılbaşı ve özel günlerde de benzer bir değişim yaşanıyor. İnsanlar artık kalabalık alanlarda bulunmayı; güvenlik endişeleri, olası saldırılar ve yaşanabilecek riskler nedeniyle daha temkinli değerlendiriyor. Bu da özel günleri evde, daha kontrollü ve güvenli bir ortamda kutlamayı birçok kişi için daha mantıklı hale getiriyor.
Kısacası, sosyalleşme biçimimiz değişti: daha sakin, daha ekonomik ve daha güvenli alanlara doğru kayıyor.”

Katılımcı 7:
“26 yaşında biri olarak konuşursam, bence mesele biraz yorulmuş olmak. Hayat zaten yeterince koşturmalı; yılbaşı gibi günlerde kalabalık, pahalılık ve zorunlu eğlenme hissi insanı daha da yoruyor. Eskiden dışarı çıkmak daha heyecanlıydı ama şimdi evde, güvendiğin insanlarla sakin bir ortamda olmak daha samimi geliyor.
Bir de ekonomik tarafı var; bir gecelik eğlence için abartılı harcamalar yapmak çoğumuza mantıklı gelmiyor. Evde olmak hem daha rahat hem de daha gerçek. Eğlenmek için illa dışarı çıkmak gerekmiyor artık.”

Katılımcı 8:
“Yılbaşında insanların evden çıkmamasının en büyük sebeplerinden biri, bu tarz kalabalık ortamlara girmekten duyulan korku. Özellikle son zamanlarda yaşanan patlamalar, Beşiktaş’taki, Kızılay’daki ve son hatırlanan İstiklal’deki olaylar gibi acı örnekler, toplumun genelinde ciddi bir tedirginlik oluşturdu. Bu tür olaylar, insanların kalabalık meydanlar, konser alanları ve eğlence mekanlarından uzak durmasına neden oluyor.
Bunun dışında hayat şartları da tetikliyor. İnsanlar geçinmek için iş yerlerinde mesaisinde yoruluyor ve mesai çıkışında bir etkinlik yapacak enerjisi kalmıyor. Yılbaşında ben dahil birçok insan çalıştı ve akşam yeni yıla girecek, eğlenecek ne vakit ne enerji bulamadı.”

Katılımcı 9:
“En büyük sebebi ilk olarak maddi sebepler, lakin sokaklarda artan güvensizlik de bunun en büyük nedenlerinden biri. Gençler dışarıda çıkmak yerine arkadaşlarıyla evde toplanarak daha ekonomik şartlarda daha çok eğlenebiliyorlar. Aynı zamanda evde olarak kendilerine daha güvenli bir ortam sunarak istedikleri gibi eğlenebiliyorlar.”

Ortaya çıkan tablo, gençlerin eve kapanmasının tek bir nedene bağlı olmadığını gösteriyor. Hayat pahalılığı, güvenlik kaygıları, yoğun tempo, yorgunluk ve yaşanan travmalar gençleri dışarıdan uzaklaştırıyor. 2026 yılbaşında birçok gencin yeni yılı evde karşılaması ve Barış Özbay’ın yaşadıkları, bu değişimin artık sıradan bir tercih değil, yaygın bir yaşam biçimine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Gençler için ev, bugün daha güvenli, daha ekonomik ve daha rahat bir alan olarak öne çıkıyor.