Ticaret Bakanlığının kredi kartı taksit sürelerini yeniden belirleme ve ek sınırlamalar getirme yetkisine ilişkin düzenleme, vatandaşın alışveriş alışkanlıklarından ekonomik büyümeye kadar birçok başlığı yeniden gündeme taşıdı. Enflasyonla mücadele kapsamında atılacak adımların tüketiciye, işletmelere ve iç piyasaya nasıl yansıyacağı merak edilirken Ekonomist Levent Işık, dengeli bir politika izlenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Türkinform muhabiri Pelin Zengin’in sorularını yanıtlayan Işık, Türkiye’de kredi kartıyla taksitli alışverişin tüketimi teşvik eden önemli araçlardan biri olduğunu belirtti. Dünyanın birçok ülkesinde Türkiye’deki kadar geniş kapsamlı bir taksit uygulamasının bulunmadığını hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Geçmiş dönemlerde kredi kartı taksit süreleri çok daha uzundu ve uygulamanın kapsamı da daha genişti. Son yıllarda, özellikle enflasyonla mücadele döneminde yapılan değişikliklerle bugünkü sisteme geçildi. Ancak taksitlerin tüketim ve enflasyon üzerindeki etkilerini değerlendirirken vatandaşın gelir kaybını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.”
VATANDAŞIN BORÇ YÜKÜ ARTIYOR
Taksit seçeneklerinin daralması, gelirleri üzerindeki baskı artan vatandaşlar açısından yeni bir yük oluşturabiliyor. Özellikle asgari ücretle geçinen kesimlerin zorunlu harcamalar sonrasında diğer ihtiyaçlarına daha az kaynak ayırabildiğine dikkat çeken Işık, kredi kartlarının artık yalnızca alışveriş için kullanılmadığını, borçların çevrilmesinde de önemli bir araç hâline geldiğini anlattı.
Bireysel kredi kartlarındaki sorunlu borçlara işaret eden ekonomist, bazı vatandaşların kart limitlerini kullanarak nakit elde etmeye ve başka borçlarını kapatmaya çalıştığını belirtti. Kimi durumlarda fiktif işlemlerle nakit elde edilmeye çalışıldığını da aktaran Işık, geçmişte kredi kartı limitlerine yakın nakit çekim limitlerinin bulunduğunu, ancak bu imkânların kaldırıldığını hatırlattı.
Bu tablonun tüketicilerin finansal açıdan ne kadar sıkıştığını gösterdiğini belirten Işık’a göre, taksit düzenlemeleri değerlendirilirken vatandaşın mevcut borç yükü ve ödeme gücü de hesaba katılmalı.

TAKSİT SINIRLAMALARI ENFLASYONU YAVAŞLATABİLİR
Taksit sınırlamalarının bir diğer boyutunu ise enflasyonla mücadele oluşturuyor. Tüketimin yavaşlaması fiyat artışları üzerindeki baskının azaltılmasına katkı sağlayabilir. Ancak burada kritik nokta, hangi gelir grubunun harcamalarının sınırlandırılacağı.
Işık, özellikle yüksek gelirli kesimlerin harcama alışkanlıklarının daha yakından incelenmesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Kredi kartlarının yalnızca taksitlendirme tarafına değil, kullanım biçimlerine de dikkatli şekilde bakılması gerekiyor. Yüksek gelir grubundaki kişilerin yurt dışındaki harcamaları da devam ediyor ve bu harcamaların enflasyon üzerindeki etkisi incelenmeli. Harcamalar gelir gruplarına göre ölçüldüğünde, asıl yükün hangi kesimden kaynaklandığı daha net ortaya çıkarılabilir. Birçok akademik çalışma da bu konunun araştırılmasının önemini gösteriyor.”
Bu nedenle alınacak önlemlerin herkesi aynı şekilde etkilemesi yerine, harcama alışkanlıkları ve gelir grupları arasındaki farklılıklar dikkate alınarak hazırlanması önem taşıyor.
TÜKETİMDEKİ YAVAŞLAMA BÜYÜMEYİ ETKİLEYEBİLİR
Enflasyonu düşürmeye yönelik adımların ekonomik büyüme üzerinde bir maliyet oluşturabileceğini belirten Işık, Türkiye’nin tüketim ağırlıklı büyüme yapısına dikkat çekti. Uluslararası Para Fonunun (IMF) son raporuna değinerek yıl başında yüzde 4 civarında beklenen büyümenin savaşın etkileri ve dezenflasyon programıyla birlikte aşağı yönlü değiştiğini ifade etti.
Bu noktada yalnızca enflasyon hedefinin değil, büyümede yaşanabilecek kaybın da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Işık, şöyle konuştu:
“Büyümeden ne kadar kayıp kabul edilebilir, bu kayıp telafi edilebilir mi, bunların da görülmesi lazım. Türkiye tüketimle büyüyen bir ülke. Dolayısıyla tüketimi tamamen bozacak bir adım atılmamalı. Enflasyonla mücadele ederken ekonomik faaliyetlerin devamlılığını da korumak gerekiyor.”
BEYAZ EŞYA SEKTÖRÜ İÇİN UYARI
Tüketimin yavaşlaması, özellikle kredi kartı taksitlerinin önemli bir satış aracı olduğu sektörlerde daha belirgin sonuçlar doğurabilir. Beyaz eşya sektörünü bu açıdan değerlendiren Işık, borsada işlem gören şirketlerin mali verilerinde borçlanma sorunlarının görüldüğünü ve bu şirketlerin iç tüketimle güçlü bir bağının bulunduğunu belirtti.
Taksit imkânlarının daraltılmasıyla satışların düşmesi, yalnızca tüketicileri değil, üretimden istihdama kadar uzanan bir alanı etkileyebilir. Işık, bu riskin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak iç pazara bağlı şirketlerin gelirlerinde ve istihdamında yeni kayıplara yol açabilecek uygulamalardan kaçınılması gerektiğine işaret etti.
CEP TELEFONU ÖRNEĞİ: YERLİ ÜRETİM AYRIMI
Geçmişte cep telefonu alışverişlerine getirilen taksit sınırlamaları da bu tartışmanın önemli örneklerinden biri. Işık, söz konusu uygulamaların aşırı borçlanmayı ve geri ödenemeyen kredileri azaltma açısından olumlu sonuçlar doğurabildiğini kabul ediyor. Ancak ithal ürünlerle yurt içinde üretilen malların aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyor.
Bu ayrımı açıklarken Türkiye’nin cep telefonu üretimi ve dünya pazarlarına ihracat konusundaki durumuna dikkat çeken Işık, ithal ürünlerin tüketimini sınırlayan önlemlerle yerli üretimi etkileyen kısıtlamaların farklı sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Yerli ürünlerde taksit imkânlarının daraltılmasının satışları azaltabileceğini, bunun da şirketlerin gelirleri ve istihdam üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti.
Kredi kartı taksitlerine yönelik düzenlemelerde enflasyonla mücadele kadar tüketim, üretim ve istihdam üzerindeki etkilerin de dikkate alınması gerekiyor.




