Osmanlı Devleti’nin son yasama organı olan Meclis-i Mebûsan, 28 Ocak 1920 tarihinde Ahd-i Millî Beyânnâmesi’ni oy birliğiyle kabul etti. Kamuoyunda Misak-ı Millî olarak bilinen bu altı maddelik bildiri, Mondros Mütarekesi sonrasında yürütülecek barış görüşmelerinde Osmanlı Devleti’nin kabul edeceği asgari şartları ortaya koydu ve milli sınırlar ile egemenlik esaslarını tanımladı. Bildiri, 17 Şubat 1920’de kamuoyuna açıklandı.
MİSAK-I MİLLÎ KABUL EDİLDİ
Meclis-i Mebûsan’da kapalı bir oturumda kabul edilen Misak-ı Millî’de, mütareke sırasında Osmanlı ordularının bulunduğu topraklar milli sınır olarak benimsendi. Halkoyuna dayalı karar alma ilkesi vurgulandı, kapitülasyonların kabul edilmeyeceği ifade edildi. İstanbul ve Boğazlar’ın güvenliği ile azınlık haklarına ilişkin esaslar da metinde yer aldı.
Misak-ı Millî’nin 17 Şubat 1920’de basın ve dünya kamuoyuna duyurulmasının ardından, İtilaf Devletleri belgeyi yakından izlemeye aldı. Bildirinin ilanı, İstanbul’daki siyasi ortamın daha da gerilmesine neden oldu.
İSTANBUL’UN İŞGALİ VE MECLİS’İN DAĞITILMASI
Misak-ı Millî’nin kabulünden kısa süre sonra, 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi. İşgalin ardından Meclis-i Mebûsan dağıtıldı, bazı milletvekilleri tutuklandı ve Meclis’in çalışmaları fiilen sona erdi. Bu gelişme, Osmanlı Devleti’nin yasama faaliyetlerinin durmasına yol açtı.
Meclis’in dağıtılmasının ardından siyasi ve askeri mücadelenin merkezi Anadolu oldu. Ankara’da 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. TBMM, Misak-ı Millî’yi temel belge olarak kabul ederek çalışmalarını bu esaslar doğrultusunda sürdürdü.
MİSAK-I MİLLÎ’NİN MİLLİ MÜCADELEDEKİ YERİ
Misak-ı Millî’nin ilanının ardından 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi ve Meclis-i Mebûsan dağıtıldı. Bu gelişme, mücadelenin merkezinin Anadolu’ya kaymasına neden oldu. Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Misak-ı Millî’yi temel belge olarak benimsedi. Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin açılış sürecinde bu belgenin milli egemenliğin ve bağımsızlığın vazgeçilmez çerçevesi olduğunu ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları, büyük ölçüde Misak-ı Millî’de ortaya konulan ilkeler doğrultusunda şekillendi ve Lozan Barış Antlaşması’nda bu hedefler esas alındı.